İbrahim Miraç Bektaş Şiirleri - Şair İbr ...

İbrahim Miraç Bektaş

Bahçelerimizde kalan son çiçek kadar umutsuz ve hayalperest düşlerimiz.
Tohumlar ise yağmuru bekliyor zamansız mevsimlerde.
Sessizliğe alışan kulaklarımız çınlıyor kısalan gecelerin sabahlarında...
Ve iki dünya arasında sıkışıp kalan ruhumuz arafta bekliyor; uyumak ve uyanmamak arasında...

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Hiç bahar görmemiş insanların memleketinde, yeşil bir göl kenarında bekliyor çocukluğum...
Uğuldayan ağaçlarım var benim ve baharı yaşamayan çocukların fısıltısıdır yankılanan bu sonsuz sessizlik.
Şimdi hangi kuş konacak dallarımıza?
Pamuk şekeri elinden alınmış çocukları hangi hikâye avutacak?
Sessizliğe alışan kulaklarımıza hangi sevda fısıldanacak?
Düşmesin güzel yüzün...

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Üstat! Hangi şarkıyı çalıyor sevgili?
Kulaklarımda yaprak sesleri var; yorgunum biraz, biraz da kırgın...
Bu çalan hangi mevsim ey gökler?
Parmaklarımda karıncalar geziyor her tekerrürde ve her tekerrürde yeniden çatlıyor narin avuçlarım.
Şimdi kaldırsam başımı ve eşlik etsem yapraklara, tekerrür eder mi yine mevsim?
Karıncalar söyler mi dökülen ekmek kırıntılarının yerini?

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Uzak diyarların kapısındayım kendimle ve kaybolan yüzün gibi sesin de uzaklaşıyor zihnimden...
Sen bilmesen de gidiyorum sessizce; avuçlarımda kalan son damla suya muhtaç dudaklarını da götürüyorum.
Seni aramaktan vazgeçiyorum elbiselerle dolu boş kaldırımlarda; pencerene gelen alaycı kuşları da götürüyorum.
Sen görmesen de uzaklaşıyor ruhum ellerinden, ruhumu da götürüyorum.
Ne olur bakma gökyüzüne üzgün üzgün...
Geceleri bekleme ağlamak için, gündüzleri sana bırakıyorum; geceleri de götürüyorum.

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Gece, sabahı bekler mum ışığında...
Gündüzler aydınlatır yalancı baharları...
Karanlığa alışan gözlerim konuşuyor kaybolan gölgelerin dudak izlerinde...
Ve sen, kimsesizliğe mahkum ediyorsun bitmeyen baharları...

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Uzaklaşan gemilerin ardından dökülen gözyaşları doldurdu denizlerimizi.
Şimdi, sensizliğin içindeki uzak diyarlara doğru demir alma vaktidir limandan...
Esme ey rüzgâr! Kalmadı gücüm, doldurma yelkenlerimi ürkek umutlarla; üşüyorum biraz ve narin ellerim tutamıyor halatları eskisi gibi...
Pusulam çalışmıyor; kutup yıldızı ise bulutların arkasına saklanmış gizlice seyrediyor çaresizliğimi...
Yol arkadaşlarımı kaybettim ben ay ışığında; bulamam deryalarda kaybolan izlerini...
Çünkü bilmeseler de yunuslara bile kırgınım.

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Yetim kalmış gönül Türküleri söylüyor gözlerim ve yalın ayak yürüdüğüm yollar öpüyor kararan dizlerimi...
Ellerim çalı kesiği hasretlerin hüznünde ağlıyor; gizli saklı, kimsesiz...
Silinmemiş gözlerin kızılında ince bir sitemdir Sevgiliye yağan bu yağmurlar; başı okşanmamış çocukların bükülen dudaklarındaki hüzün gibi kimsesiz ve sessizce akıyor sakallarımdan...
Hani merhem olacaktı yaralarıma Sevgili; hani kimsesiz gecelerin yoldaşıydı ay ışığında...
Söyle bana ey rüzgâr!
Nefesimi de alıp götürür müsün Sevgilinin memleketine?

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Yüreğimde yarım kalan sevdaların hüznü, kirpiklerim Erzurum soğuğunda üşüyor bugün...
Dallarıma karlar yağıyor; taşıyamıyorum sizleri artık, affedin...
Ellerimde yarım kalan son bir şiir ve yalnız içtiğim bir yudum çayın buruk acısında arıyorum sevdalarımı...
Keşke son bir kez sarılabilseydim hepsine; son kez şiirler yazabilseydim...
Çünkü hiçbiri bilmiyor nasıl gittiğimi; nasıl yaktığımı içimdeki sevdaları...
Taze ıhlamurlar demledim onlara, soğuk mevsimler geçirdim bahardan sonra ve yazı hiç görmedi dudaklarım...

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

Çünkü kırgınım...
Ormanın iblisleri fısıldar kulağına; inanır ve bir kuyuya bırakırsın ruhumu...
Öldürmek istemez kimse sevdiğini; masum bir iftira belki de seninkisi ama dudaklarından duydum!
Bu yüzdendir tüm sessizliğim...
Çünkü hatırlıyorum...

Devamını Oku
İbrahim Miraç Bektaş

En mutlu anını kollar hayat ve sen, en mutlu gününde ölürsün...
Kimi zaman bir han kapısı olursun, kimi zaman da fırtınada sığınılacak güvenli bir liman...
Yolcular gelir her yağmurlu mevsimde ve fırtınalarda dolar limanların...
Yürüdüğün patikada parmak uçlarından tutan çiçekler bile solmaktan korkar; ne verdiği sözleri tutar çiçekler ne de kuru bir yaprak bırakır avuçlarına...
Yağmurlar diner, fırtınalar biter ve hatırı kalmaz karanlık gecelerde çektiğin çilenin...
Çünkü bilemez çiçekler, yağmurlu gecelerde nasıl ölür insan...

Devamını Oku