Ufuklar rengarenk, bugün bir başka
Umut çiçekleri sarmış her yeri
Bilgi'ye susayan masum bir aşka
İlkbaharı sunmuş bugün zemheri
Rengarenk duygular, yansımış yüze.
Oğuz’dan Osman’a köprü kurulur.
Rabb’im Orhan verir müşrik yorulur.
Hülasa haçlının beli kırılır.
Arşı selamlayan bu millet bizim
Neslin gayretiyle ki ebet bizim.
Susturmuşum sessizliği derinden
İçimdeki çığlıklara akmışım
Gözlerimin görmeyen sığ yerinden
Çaresizce ben ne yaşlar dökmüşüm.
Baharıma ektiğim her fırtına,
Üç kuruşa takla atıp dolanır
Susanları aptal sanar münafık
Menfaate salya sümük yalanır
Olmaz içten içten yanar münafık
Güçlüleri sahte saygıyla tavlar
Paylaştıkça bereketlenir Kurban
Sarıldıkça güzelleşir insan.
Sarılın sevdiklerinize o zaman
Sarılın sevemediklerinize...
Ne kadar sevememişseniz
O kadar sevinememiş olduğunuzu bilin
Yıllar benden gidiyor!
Ben yılların peşinde...
Yaşım bilmem ne diyor?
Ruhum çocuk yaşında.
O güne hayal kurmak,
Nedir emeklilik? Nedir inzivâ?
Aşk ile verilen hizmet biter mi?
Canan-ı maarife olmaz ki hevâ!
İnzivâ umarak güneş batar mı?
Uhde-i memurluk belki son bulur.
Memleketim vatanım!
Sana kurbandır canım...
Noel heyecanına;
Sızlamaz mı vicdanım?
Köküne kör ve sağır,
Millete, vatana, hakka yanarım.
Ezelden ebede hür bir çınarım...
Hakikate âmâ nesli kınarım
Mevlana misali belki ârifim...
Esaret çiğnemek, nesle teklifim...
Tarzıma nazır bir Mehmet Akif’im
Yüz yıllık tarihin son çeyreğine
Bin yıllık sayfayı açtı milletim...
Dişsiz canavarın şer yüreğine...
Ateşi, öfkeyi saçtı milletim.
Yeniden kuruldu şer ittifakı




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!