Hesapların gölgesinde üşüyor yuvalar,
İki gönlün birliği çoktan unutulmuş.
Defterler açılıyor nikah masasından önce,
Miraslar, unvanlar, banka cüzdanları...
Sevgi dediğin, bir vitrin süsü artık,
Sadakat, eski kitaplarda bir kelime.
Düğün salonlarında sahte ışıklar,
Göz kamaştıran bir gösteriş yarışı.
"Komşudan geri kalma" baskısıyla
İmzalanıyor borç senetleri birer birer.
Gençler hayata el ele değil,
Bir borç batağında, omuz omuza yükle başlıyor.
Sonra ilk rüzgarda yıkılıyor o sırlar,
Çünkü temelinde harç değil, menfaat var.
Yılların emeğini bir kalemde silenler,
Çocukların gözyaşını görmeyen gözler...
Adını "modernlik" koymuşlar bu vefasızlığın,
Oysa bu bir kaçış,
Bu düpedüz mesuliyetsizlik.
Para bitince sönen ocaklar,
Makam gidince dağılan masalar görüyoruz.
Ata koltuğuna güvenip kurulan yuvalar,
O koltuk sallanınca yerle bir oluyor.
En acısı da bilgelik taslayanlar,
Kitapta hak, adalet yazıp
Hayatta paraya secde edenler...
Dilleri ahlak der, elleri dünyalık toplar,
Bu çürümenin içinde boğulur gider doğruluk.
Oysa ev dediğin, taştan lütuftan ibaret değildir;
Ev, dar günde yoldaş olmaktır.
Sadakattir, vefadır, bir tas çorbayı bölüşmektir.
Mal-mülk, altın, rütbe gelir geçer,
Geriye sadece kalbin temizliği kalır.
Allah korusun yuvalarımızı bu maddiyat salgınından,
Bu gösteriş deliliğinden, bu kör yarıştan.
Çünkü biliyoruz;
Çatısı çöken bir ev,
Sadece bir aileyi değil,
Koca bir toplumu gömer altında.
Özcan İşler
Kayıt Tarihi : 7.11.2026 21:44:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!