Hayrullah Değerli Şiirleri - Şair Hayrul ...

Hayrullah Değerli

Gön.Köp.Yaşayan Şiirler kitabımdan

Çıktım bağ üstüne akşama doğru
Oturdum seyrettim güzel köyümü
Gurbet çekenlerin yanıktır bağrı
Mazilere daldım kaldım öylece

Devamını Oku
Hayrullah Değerli

Gön.Köp.Yaşayan Şiirler kitabımdan

İşim düştü mesaj attım birine
Bey diyerek hitap ettim kendine
Minnet edip dönmedi müşkülün ne
Kendini bey sandı çobanın oğlu

Devamını Oku
Hayrullah Değerli

Tepearası şiir kitabımdan

Dinleyin dostlarım aklıma ne geldi
Taştan taşa sekip koşup oynadığım
Yanık yanık nice türkü söylediğim
Dağlarında geçen çocukluğum geldi

Devamını Oku
Hayrullah Değerli

Kurdularlı Şairden Seçkiler kitabımdan

Tecrübe edindim hayat yolunda
Garibanın derdi çokmuş arkadaş
Hep geçim kaygısı taşır dalında
Saçları ağarmış çökmüş arkadaş

Devamını Oku
Hayrullah Değerli


Yolum düştü yine şu İstanbul’a
Karşılaştım civan bir yiğit ile
Teveccüh eyledi dedi hayrola
Çorum’un yiğidi Doktor Arif bey

Devamını Oku
Hayrullah Değerli


Karamsar bir hava esiyor bende
Bir evham içinde yaşıyorum ben
Bir cadı kazanı kaynar ülkemde
Bazen dolup dolup taşıyorum ben

Devamını Oku
Hayrullah Değerli


G.K. Aşk Şiirleri kitabımdan


Bir güzeldir sevdim Sivas elinden
Aklından geçeni çözemedim ben

Devamını Oku
Hayrullah Değerli

Cuma günü rahmet yağar da yağar
Dinimiz en güzel yoldur erenler
İslamın güneşi zulmeti boğar
Allah’ın rahmeti boldur erenler

Saf tutar müminler omuz omuza

Devamını Oku
Hayrullah Değerli

Tepearası şiir kitabımdan

İzmir diyarından selamı gelir
Dağ ceylanı gibi benim yeğenim
Dayı deyişine yüreğim erir
Dağ ceylanı gibi canım yeğenim

Devamını Oku
Hayrullah Değerli

Bugün sizlerle çocukluğumun geçtiği köyümle ilgili bir anımı anlatmak istiyorum.
Konya/ Derebucak ilçesine bağlı Tepearası köyünden, 12 çocuklu bir ailenin en küçük oğluyum, çocukluk yıllarımı 15 yaşına kadar, köyümde geçirdim.
Köyümüz Toros dağlarının arasında bir dağ köyü, çocukluk yıllarımdaki köy hayatı yoğun bir iş yükünün olduğu yerleşim yerleriydi, bir dağ köyü olması hasebiyle, tarıma elverişli değildi amma yine de kara sabanla dağ bayır demeden ekiliyordu, hemen hemen her hanenin hem davarı, hem sığırı, hem tarım işi vardı.
Bu sebeple köyde çocuk olmak bir ayrıcalık değildi, yaşın yedi, sekiz olunca sen de bir işin ucundan tutacaksın demektir, hele on yaşını geçtikten sonra zaten ya oğlak çobanısın ya öküz çobanısın.
Benim de hisseme ağırlıklı olarak oğlak gütmek düşüyordu .
Öyle büyük sürüye sahip değildik, orta halli, kendi yağıyla kavrulan başkasına da muhtaç olmayan bir aileydik.

Devamını Oku