Sana en kızgın olduğum anda da bir şey söyleyememiştim ki ”HAYATTA BAŞARILAR” lafından başka.
Sense o şımarık ve lakayıt tavrınla yine bu sözün ağırlığını ve içerdigi hem o kadar derin hem de bir o kadar sığ(ince) temayı anlamaktan yine çok uzaktın.
Bir vedaydı bu; ben sana artık senle görüşmeyeceğiz, ayrılık vakti, bundan sonra ben yokum, yalnız ve bensizsin diyordum.
Şimdilerde düşündüğümde bu lafın bu kadar ağır ve yaralayıcılığını daha iyi anlıyorum. O zaman da anlamıştım belki ama bu kadar değil. Binlerce sitem cümlesi binlerce küfürler etsem de yine içimdekileri bu bir tek cümleden güzel ifade edecek bir başka kelime daha yoktu.
S. Shipilberg’in “Er Rayn’ı Kurtarmak” filmini izlerken beynimden bu cümle fırladı. Filmin o asla unutmayacağım 2 sahnesinden birisinde,3 oğlunu da savaşa gönderen anneye 2 çocuğunun ölüm haberini getiren araç tozlar çıkarırken, kadın bulaşıkları yıkıyordu. Adamlar devletin o yaraları sarıcı protokolünden gelen kişilerdi oğullarının ölüm haberini verirken sanki acısını, içindeki kanamayı durdurmak istercesine” Hanfendi diger oğlunuzu savaştan alıp getireceğiz” diyorlardı. Peki Anne ne yaptı ne dedi onlara biliyor musunuz?
Hiç bir şey demedİ! ! !
Sırtını döndü başı yine eskisi gibi önünde bulaşık yıkamaya devam etti. O anda geçti işte aklımdan bu cümle. HAYATTA BAŞARILAR. Ben sana içimden geldiğince haykırsam bağırsam da sana bir şey anlatamayacaktım, Belki; sana içimdekileri anlatacak yegane şey bu kelimeyi kullanmaktı.
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta