Hasretim Ateşine Şiiri - Rasimin Gönül Dili

Rasimin Gönül Dili
284

ŞİİR


2

TAKİPÇİ

Hasretim Ateşine

Zemherinin ortasında kanayan bir kor arar ellerim.
Buz tutmuş aynalarda suretini çizer kahreden çaresizliğim.
Ben gölgesini yitirmiş biçare, yurtsuz bir pervaneyim.
Savrulurum merhametini esirgeyen körpe fırtınaların karanlık koynunda.
Yalnızlığın o üşüten ağır kefenini yırttım demin.
İçimi titreten o mukaddes hevesle hasretim ateşine.

Yokluğun tenimde gezinen zehirli bir sarmaşık şimdi.
Nefesimi kesiyor sükutun karanlığa bürünen ağır gölgesi.
Gözlerimin feri söndü ufukta inatla umudu ararken.
Sîneme saplanan her hatıra kıvılcımdan birer oktur.
Yanmaya yeminli bir avuç kurumuş bozkır toprağıyım.
Kavrulmaya razıyım, yeter ki ruhum doyasıya yansın.

Mevsimler küstü, kanatları kırıldı göçmen kuşların ansızın.
Zemini çatırdıyor sensiz bastığım kilitli, sağır taşların.
Ruhumun ücra dehlizlerinde kan revan bir feryattır kopan.
Aydınlığına susadığım o dipsiz kuyularda çürürken ömrüm.
Merhem sürmem inatla kanayan bu asil, eski yaraya.
Erimeli devasa buzullarım, çünkü ezelden hasretim ateşine.

Avuçlarımda biriktirdim küllerinden doğan o kızıl sevdaları.
Geceyi yırtan çığlıklarda aradım sıcak nefesinin izini.
Gözbebeklerime mühürledim alev alev yanan o bakışını.
Düşlerim üşüyor karanlığın acımasız, insafsız, kör ayazında.
Beni yakan kül eyleyen vuslatın ta kendisidir.
Susuz kalmış çöller misali amansızca hasretim ateşine.

Zamanın sarkaçları durdu sen ufkumdan çekilip gittiğinde.
Gökyüzü karalar bağladı, yıldızlar tek tek döküldü.
İçimdeki sönmüş ocaklarda rüzgarın acı ninnisi yankılanır.
Gönlümün harabelerinde gezinen yurtsuz, deli bir dervişim.
Şafak vakti dualarıma karışan en harlı duamsın.
Varlığımı hiç acımadan kül eylesen de yanarım.

Kirpiklerimde asılı kaldı uğruna döktüğüm kanlı yaşlar.
Savrulduğum her amansız rüzgar beni senin cehennemine atar.
Karanlığa inat tutuşan çılgın bir çırayım içimde.
Ölüm bile üşür sensizliğin sardığı bu zindanlarda.
Bir kıvılcım bağışla uçurumun kenarında bekleyen canıma.
Dirilişim ancak o yangınla başlar, hasretim ateşine.

Gölgesiz ağaçlar gibi kurudum hasretin kurak vadisinde.
Düşen her sarı yaprak ömrümden kopan takvimdir.
Göğsümün daralan kafesinde çırpınır durur yaralı ümitler.
Aydınlığın sızmadığı hücrelerimde büyüttüm bu devasa sızıyı.
Güneşi kıskandıran o eşsiz, kavurucu sıcaklığına muhtacım.
İliklerime kadar titrerken zifiri gecede, hasretim ateşine.

Yırtık yelkenlerle açıldım sevdanın o dipsiz okyanuslarına.
Pusulam bozuk, rotam kayıp, azgın dalgalar vurur bağrıma.
Kıyıya vuran bir yakamoz esaretindeyim zindan gibi.
Aşkın o merhametsiz çarklarında öğütülürken biçare kalbim.
Kıvılcımınla aydınlat ruhumun kararmış, virane, yitik sokaklarını.
Pervane misali şemine dönüp yansam da doyamam.

Kilit vurdum dilime, sırrını saklarım kanayan sînemde.
Kelamım tükendi, harflerim isyanlarda, şiirlerim kan kusuyor.
Benim payıma düşen sadece amansız bir ebedi bekleyiş.
Rüzgarın getireceği o ılık, o tanıdık isli kokuya.
Sürgün yemiş bir bülbülün güle ettiği feryatla.
Ecelim o kızıl korda gizli, hasretim ateşine.

Yürek dağlayan bir türkünün nakaratında ağlar kimsesizliğim.
Bozkırın ortasında çatlamış dudaklarımla yağmurunu dilenmem artık.
Bana şimşeklerin o yırtıcı, o görkemli kükreyişi lazım.
Bedenimi saracak o acımasız kucaklaşmanın şiddetini özledim.
Sükutun buzdan kalesini ancak senin devasa alevin eritir.
Ömrümü harlayan o mukaddes cezaya müebbet hasretim.

Rasimin Gönül Dili
Kayıt Tarihi : 29.08.2026 21:31:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!