Bu gün yüreğim,
Güneş gibi,
Dağdan dağa çarpıyor.
Bazen rüzgar gibi,
Makamına güvenme,
Saltanata aldanma.
Bilirsin aziz dostum,
Piyon da vezir olabilir,
Ayrıca,
Şah çekebilir,
Yeri yaramaz göğü delemezsin güzelim,
Gel birlikte el ele boz kırları gezelim.
Bu güzel bedeninden ruhun çıkıp gidince,
Önce toprak olursun,sonra gübre diyelim.
2008,Üsküdar
Kula kulluk edenleri,
Uyar haydi uykusundan.
Solup gitmiş bedenlerde,
Kalkar artık korkusundan.
Yer patlarsa gök çatlarsa,
Çulsuz kadir, çulsuz Bekir,
Bu sendeki hava nedir,
Yırtık Çorap, yırtık kazak,
Halin gene bilmecedir.
Sen hiç Anadolu’da,
Temmuz sıcağında,
Yağan yağmur gördün mü.
Arkasından doğan güneşi,
Güneş vurduğu zamanki,
Yükselen yeşil bulutları,
Hey...yağmur; bu bahçeye feryat,figanla yağma,
Rüzgâr:sen de,rastgele odalar da dolanma,
Daha bir kaç yıl önce yeşil köşktü burası,
Buradan göçenlere,kalanlara sorsana.
2016,Ortalıca,Tosya
Yesin bey yerse; ancak hayatı tıkır tıkır,
Haramzade oyunlar oynuyor şıkır şıkır.
Başlar besmele ile, dua ile her işe,
Neleri davet eder günahsız bu gidişe.
Sabah güneşinden,
Bir parça koparacağım.
Kırlardan topladığım çiçekleri,
Üstüne serpeceğim.
Gün batarken kızıllıktan alıp,
Sevgiler dokuyacağım.
Bu dünyayı yakarsa,ancak garipler yakar,
Saltanatı yıkarsa,onların ahı yıkar,
Kulakları tıkarsan,gözlerini kaparsan,
Uykusuz vicdanlar dan,yetimler şaha kalkar.
Duymadın mı mazlumun duasında aracı,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!