HAMZA DELİRMİŞ, HASTANEYE YATIRDILAR
Hamza delirmiş,
öyle dediler…
Bir sabah kapısını çaldılar,
yanına birkaç yabancı aldılar,
“Hazırlan,” dediler,
“Bir süre bizimle geleceksin.”
Hamza sustu.
Çünkü anlatacak çok şeyi vardı
ama dinleyecek kimse yoktu.
Bir bavul bile hazırlamadı.
Ne giysi aldı yanına,
ne eski fotoğraflarını…
Sadece cebine
bir avuç kırılmış hatıra koydu.
Bir de
kimsenin göremediği
o kocaman yalnızlığını…
Hastaneye yatırdılar Hamza'yı.
Beyaz duvarların arasında
bir yatak verdiler.
Bir pencere vardı odada,
demirleri gökyüzünü bölüyordu.
Hamza her sabah
o pencerenin önüne geçip
uzaklara baktı.
“Ben delirmedim,” dedi.
“Ben sadece
çok yoruldum.”
Kimse duymadı.
Hemşire geçti koridordan,
doktor notlarına bir şeyler yazdı.
Hamza yine sustu.
Çünkü insan
derdini anlatacak kelime bulamadığında
bazen susmayı seçiyor.
Onun derdi
bir hastalık değildi belki.
Bir insan vardı.
Bir insan gitmişti hayatından.
Ve giderken
Hamza'nın içinde
koca bir şehir bırakmıştı.
O şehirde
her sokak ona çıkıyordu.
Her pencere onu gösteriyordu.
Her gece
aynı isim yankılanıyordu.
Hamza delirmiş dediler.
Oysa kimse sormadı:
“Bu adam
ne yaşadı da böyle oldu?”
Kimse sormadı:
“Kaç gece
uyumadan geçirdi?”
“Kaç kere
telefonuna baktı?”
“Kaç kere
gelmeyecek birini bekledi?”
“Kaç kere
güçlü görünmek için
içinden ağladı?”
Kimse sormadı.
Sadece:
“Hamza delirmiş.”
dediler.
Hamza ise
duvarlara bakıp güldü.
“Ben delirmedim,” dedi.
“Ben sadece
insanların söylediklerine
inanacak kadar
saf kaldım.”
Sonra odasına döndü.
Yatağın kenarına oturdu.
Başını ellerinin arasına aldı.
Bir süre hiç konuşmadı.
Sonra fısıldadı:
“Ben onu çok sevmiştim.”
İşte o cümlede
bütün hikâyesi vardı.
Bir insanı çok sevmişti.
Belki fazla sevmişti.
Kendini unutacak kadar…
Gecelerini verecek kadar…
Gururunu bırakacak kadar…
Ve o insan gidince
Hamza'nın içinde
sessiz bir boşluk oluşmuştu.
Kimse o boşluğu görmedi.
Çünkü yaraların bazıları
deride olmaz.
Bazı yaralar
insanın gözlerinde yaşar.
Bazıları
gecelerde büyür.
Bazıları
sessizlikte kanar.
Hamza'nın yarası da
kimsenin göremediği yerdeydi.
Kalbinin tam ortasında…
Bir gece
hastanenin koridorları sustu.
Herkes odasına çekildi.
Işıklar loşlaştı.
Hamza yine pencerenin önüne gitti.
Gökyüzüne baktı.
“Sen de bakıyor musun?” dedi.
“Benim baktığım gökyüzüne
sen de bakıyor musun?”
Cevap gelmedi.
Ama Hamza bekledi.
Çünkü beklemek
onun en iyi bildiği şeydi.
Sonra duvara yaslandı.
“Beni burada arama,” dedi.
“Ben eski sokaklarda değilim artık.
Ben bir hastane odasında
kendimi toplamaya çalışıyorum.”
Bir süre sustu.
Sonra gözlerinden
iki damla yaş süzüldü.
Kimse görmedi.
Hamza sildi.
“Erkek adam ağlamaz,” derler ya…
Yalan.
Erkek adam da ağlar.
Hem de öyle geceler vardır ki
kimse duymasın diye
yastığına yüzünü gömüp ağlar.
Hamza da ağladı.
Çünkü insan bazen
güçlü olmaktan yorulur.
Bir sabah doktor sordu:
“Hamza, nasılsın?”
Hamza uzun süre düşündü.
Sonra:
“Bilmiyorum,” dedi.
“İyileşmek istiyor musun?”
Hamza pencereye baktı.
“Eskiden isterdim.”
“Şimdi?”
“Şimdi önce
kendimi bulmak istiyorum.”
Doktor sustu.
Hamza devam etti:
“Çünkü ben
onu kaybederken
kendimi de kaybettim.”
O günden sonra
her sabah pencerenin önüne geçti.
Ama artık sadece onu beklemiyordu.
Güneşi bekliyordu.
Bir gün yeniden gülebilmeyi…
Bir gün yeniden
hayata karışabilmeyi…
Bir gün aynaya bakıp:
“Hamza,
sen hâlâ buradasın.”
diyebilmeyi…
Belki gerçekten çok kırılmıştı.
Belki aklı
çok yorulmuştu.
Belki kalbi
taşıyamayacağı kadar
yük biriktirmişti.
Ama delilik değildi
onun bütün hikâyesi.
Bir insanın
fazla sevmesiydi.
Fazla inanmasıydı.
Fazla beklemesiydi.
Ve sonunda
kendini unutmasıydı.
Şimdi hastanenin
sessiz bir odasında
duvarlara bakıyor Hamza.
Duvarlar beyaz.
Pencereler demirli.
Kapılar kapalı.
Ama gökyüzü hâlâ orada.
Ve Hamza hâlâ
nefes alıyor.
Belki yarın
biraz daha iyi olacak.
Belki öbür gün
biraz daha gülecek.
Belki bir gün
hastanenin kapısından
başını kaldırıp çıkacak.
Ve dışarıdaki dünyaya
şöyle diyecek:
“Ben delirmedim.
Ben sadece
çok sevdim.
Çok özledim.
Çok bekledim.
Çok kırıldım.
Ama şimdi…
Kendimi yeniden bulmaya gidiyorum.”
Ve arkasından
kimse fark etmese bile
Hamza'nın içindeki o eski çocuk
ilk kez gülümseyecek.
Çünkü bazen
insanı iyileştiren şey
unutmak değildir.
Kendini yeniden sevmeyi
öğrenmektir.
Delinin biri…
HAMZA CAYMAZ
Kayıt Tarihi : 9.08.2026 08:39:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!