bırak git beni, puslara koş
yalana yer yok burada, üstelik başucumsa
öylece bırak git, değeri düşsün ki
kanabil kurgularına, uzaklaştıkça
nasıl yalanlıyorsun?
Yalanın palavrasına mağlup oldum bak
Yine acımak diyorum, aldırmıyorlar
Bin bir dert ve aksilikle dara atıldım
Toz bulutu sardı beni acı doğurdum
Yine
Çakılsız bir kumsalda göklere uzanmak
yalın ayak
Kızıl toprakla uğraşmak
terlikleri çıkararak
hatta yalın ayak
Yârim yüzünü göreli beri
Yummak zor oldu mahmur gözleri
Serden geçti nâm bu yiğit eri
Hasretlik çekene sorsan n'olur
Çorak toprakta altın gibiydin
O binadan geçerken hep seni anardım
Bir sergi olduğunda içerde sen vardın
Her Allah’ın günü varlığına kanardım
Aynı aralıkta, inadına parlardın
Her nevi etkinlikte yeni bir curcuna
Ben ölümü alkol kusan 20'lik bir genç kızda gördüm.
Başka bir zaman, başka bir mekanda
İrmik helvasının pahalısından çıkan kınalı saç telinde,
Bir de, taşeron temizlik işçisinin kartını yuttuğunda ATM
Aslında ben ölümü hiç olmadık yerlerde gördüm.
insanlığın en büyük mirası
dünyanın dört yanına dağılmış
fikri hür, vicdanı hür
öylesine bağımsız,
fırtına günleri dallara tutunarak
haykırır hep bir ağızla
Karşı komşunun alt katında
Binbir esere konu olmuş
Dilimde değil, halk katında
Hem iyi hem beter olmuş
Onun da bir adı var, Roza




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!