Ver bana elini
baş kaldıralım gölgelenmiş çağlara
kaybolsun bedenlerimiz,
kılıfına uydurulmuş aydınlıklarda.
Kenetlensin gözlerimiz birbirine
satılmış düşlere mahsur insanlar arasında.
Yerle yeksan adem, şükreyle
Ya Allah de, kalple zikreyle
Mahlukatın ruhuna bir bak
Hüdayı düşün, aşkla fikreyle !
Zaman geçmeyi unuttu galiba
Rüzgâr esmeyi bıraktı,
kuşlar ötüşmeyi.
Gözler dalıyor ya
İnsan ne orda ne de burda
Kayboldu galiba
Uyandım uykumdan, irkilerek rüyalardan.
Açtım gözümü, sade beyaz tavan
ne yüzün ne de hayallerim karşımda.
Beni ısıtan üzerimdeki yorgan, benzemez yüreğine.
Kendimi bulmak için suratıma çarptığım su,
güzelliğinden betimlenen şiirler değil.
Mesken tuttum kendime geçtiğin yolları
Adımlarımı saydım yürüdüğün yerlerde
Başını okşadım, sevdiğin köpeğin
Sonra, selam verdim yolu sorduğun adama
Yürüdüm, takip ederek izlerini
Gülümsedim oturduğun banka
Gün ışığına muhtaç değil kalbimin dehlizleri
gömseniz diplere, aydınlatır yine de denizleri.
Bakıp göremeyenler için alfabeden bir harfim ben.
Omuz omuza her dizede harbim ben.
Uğrumda savaşır kelebekler.
Cemre düşse yüreğime nafile,
Savaşların galibi olmazmış
İhtilâl gerekirmiş sevdaya
Mabetler kutsal;
Girişi, kalbin mahfi köşesindeymiş.
Ebleh eder gireni, yakar kavururmuş.
Tutamadım yine kendimi
kuşandım kalemi.
Elime alıp yüreğimi
savurdum içimdekileri.
Bak,
her yer sen oldun
Bu gözlerimde yaşlanıyor gizler
Acıyarak sızlıyor, viran izler
Sen yine gelince aklıma;
Geleceğim geçmişimi dikizler.
Beyhude bu duygular; seni, gizler
Seni düşünmek geliyor içimden fakat
bilmiyorum, kaldı mı bende takat.
Bütün hayallerim sen diye, çarptı
sanki her biri bir tokat, suratıma.
Yokken sensiz alacak tek nefesim




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!