Bir çınar ağacı vardı eskiden,
Yaşlıydı, yüreği çürümüştü,
Kurumuştu dalları.
Bazı yerleri yeşil olsa da
Zar zor görüyordu ihtiyacını.
Bahtiyardı kendince, memnundu yerinden.
Ekimin yirmi biri, sene doksan üç;
Bir Mehmetçik şehit düşmüş vatana,
Aynı gün içinde haberi gelmiş.
Ağıt sesi yayılıyor her yana,
Köyü Sarıkaya* ismi Yüksel’miş…
Öğretmenim, ellerinden öperim;
Bizlere ahlakı, irfanı öğret.
Sensin anam babam, sensin rehberim,
Sevginin kaynağı Rahman’ı öğret.
Sen güldükçe Güneş güler, Ay güler,
-Otuz yıl önceydi, yalnız biz vardık! ..
Otuz yıl önceydi; otuz yıl önce!
Otuz yıl önceydi, çeşme başında,
Ben şair olmuştum, seni görünce...
Çocukça aşıktık, çocuk yaşında…
Umutlar karlı dağ, hayaller deniz,
Bir türlü murada eremiyorum.
Kalmadı yüzümde tebessümden iz,
Her dam ağlıyorum, gülemiyorum!
Gencecik yaşımda ağardı saçım.
Anlamadım, neden, niye,
Elimdeydi her saniye,
Bir saat yazmadım diye,
Kalem benden hesap sordu.
Yandım, halden hale düştüm,
Düşmüşüm gurbetin pençesine yar;
Şu talihsiz bahtım, gülmedi gitti,
Öksüz feryadımı artık kim duyar?
Hercai baharım gelmedi gitti!
Yastığa darıldım, uyku yok gözde,
GÜVERE’DE ÇOCUKLUĞUM
İlkokul yıllarıma döndüm de bu aralar,
Canlandı hayalimde silinmez hatıralar…
Güvere’de yaşandı en renkli senelerim;
İyi ve kötü günde, hayatın her anında,
Sağlık camiasının gülüdür hemşireler.
İyilik timsalidir, şefkat vardır kanında,
Allah’ın en hayırlı kuludur hemşireler.
Hayallerini süsler Ayşe’nin ve Fatma’nın;
Viran oldu dağım, taşım
Bekliyorum, gelmiyorsun.
Hasretinden ağrır başım,
Bekliyorum, gelmiyorsun.
Aramızda yok dargınlık,
Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!