Divaneyim sevdan ile ey yarim,
Gezerim yıkıla yıkıla diyor.
Dile destan oldu aşk-ı efkarım,
Eyledin gönlümü istila diyor.
Çorum’un üstünden kalkınca duman,
Dilim dilim kesip, doğrasan beni,
Seviyorsun ya, yine gam yemem.
Ateşlere atıp kül etsen beni,
Kör etsen gözümü, yine gam yemem.
Her gün güldürmeyip, daim ağlatsan,
Çıktım ala karlı yüce dağlara,
Bir yanık türküyle sana seslendim.
Taşlara da arz eyledim derdimi,
Aşka gelip ağladılar, yandılar…
Ejder tepesinden sisle karışık,
Bülbüller ötmesin, güller açmasın,
Söyleyin kuşlara, bugün uçmasın,
Resmini camlara, yollara asın,
Muhsin Yazıc’oğlu hakka yürüdü...
Bağrımda dermansız bir yara bugün,
Esenpınar beldesi, namı-diğer Güvere;
Muhabbetin yaylası, mizahta eşsiz yöre!
Göncü, Garip, Urfalı… Sıralasam uç uca,
Bu kuşağın tamamı “Çağdaş Nasrettin Hoca”!
Gitti gelmedi bir gün,
Herkes onu arıyordu.
Ölesiye arıyordu bütün kasaba;
Kasaba dediysem, deniz kıyısındaydı.
Akdeniz’in kucağında.
O da, denize gitmiş olmalıydı.
Ne sellerin çoşkun çoşkun akışı,
Ne baharda sümbüllerin kokuşu,
Ne siyah,
Ne beyaz..
Ne de yalan dünyanın iki kuruşu.....
VEJETERYAN DEĞİLMİŞ :)
Ne bukalemunlar gördüm ben;
Ne çileler çektim...
Bilmem anlar mısın bugünlerde,
İçimde hasretten öte bir hasret var.
Gitmez hayali gözlerimden,
Yaş olur akar avuçlarıma;
Bırakmaz yakamı şu hatıralar.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!