Hacı İbrahim Tandoğan Şiiri - Ömer Tural

Antoloji.com mobil uygulaması Şiirler, şairler, mesajlarınız ve gruplarınız telefonunuzda. iPhone ve Android için ücretsiz. Uygulamayı İndirİndir
Ömer Tural
2386

ŞİİR


6

TAKİPÇİ

Hacı İbrahim Tandoğan

Kıymet Bilmeyenlerin Köyü
HALİL İBRAHİM TANDOĞAN VE SABUN PINARI
Bir muhacir ailesinin Karagöl'de bıraktığı iz

Karagöl'ün geçmişinde bazı insanlar vardır; yalnızca yaşadıkları evlerle, yaptıkları işlerle değil, emeğiyle bir yeri yaşanır hâle getirerek köyün hafızasında iz bırakmışlardır.

Halil İbrahim Tandoğan, Karagöl'de daha çok Hacı İbrahim adıyla bilinen böyle insanlardan biridir.

Halil İbrahim Tandoğan, Romanya'nın Silistre yöresindeki Emir Köyü'nde doğmuştur. 1936 yılında ailesiyle birlikte, o dönemde halk arasında “Ak Topraklar” olarak anılan Türkiye'ye gelmiş ve o yıllarda Şarkışla'ya bağlı bulunan Karagöl Köyü'ne yerleşmiştir. Karagöl, 1957 yılında Gemerek'e bağlanmıştır.

Türkiye'ye geldikten sonra Karagöl'de kendisine bir hayat kuran Hacı İbrahim'in emeğinin en belirgin izlerinden biri Sabun Pınarı, diğer adıyla Sabun Çeşme çevresidir.

SABUN PINARI'NI ŞENLENDİREN İNSAN

Hacı İbrahim, Sabun Pınarı çevresinde bağ kurmuş, ağaçlar dikmiş, çevresini güzelleştirmiş ve burayı adeta bir yaşam alanına dönüştürmüştür.

O dönemde burada meyve veren ve vermeyen pek çok ağaç bulunurdu. Özellikle elma ağaçları ve diğer meyve ağaçlarıyla çevre yeşillendirilmişti.

Çeşmenin altında, bağın üst tarafında toprak bir bent ve havuz bulunduğu da eski köy anlatıları arasında yer almaktadır.

Sabun Pınarı'nın suyu ise yörede ayrı bir şöhrete sahipti. Suyunun yumuşak ve sabunsu olduğu, elle yıkandığında cilde farklı bir yumuşaklık verdiği anlatılırdı.

Eskiden Karagöl'den ve çevre köylerden insanlar buraya gelir; çamaşırlarını, kilimlerini ve yünlerini bu suyla yıkarlardı.

Bölgede bol bulunan aşgar (üzerlik) bitkisinin de geçmişte temizlik ve saç bakımında kullanıldığı anlatılmaktadır. Bugün ise aşgarın tohum başaklarından yapılan süsler, eski köy kültürünün izlerini taşımaya devam etmektedir.

Sabun Pınarı'nın suyu, çayının güzelliğiyle de hatırlanır. Köyün eski insanları, bu suyla demlenen çayın renginin, kokusunun ve içiminin farklı olduğunu anlatırlardı.

TANDOĞAN AİLESİ

Halil İbrahim Tandoğan'ın üç oğlu vardı:

Nasrullah Tandoğan
1920 yılında Romanya'nın Silistre yöresindeki Emir Köyü'nde doğmuştur.

Nurullah Tandoğan
1923 yılında Romanya'nın Silistre yöresindeki Emir Köyü'nde doğmuştur. Askerlik görevini yaptıktan sonra Sivas'ta hayatını kaybetmiştir.

Cemal Tandoğan
1933 yılında Romanya'nın Silistre yöresindeki Emir Köyü'nde doğmuştur.

Halil İbrahim Tandoğan ise 1966 yılında vefat etmiştir.

Hacı İbrahim'den sonra oğulları Nasrullah ve Cemal, Sabun Pınarı ve çevresine emek vermeye devam etmiş, babalarından kalan bağın ve bahçenin yaşatılmasında büyük gayret göstermişlerdir.

SALENGE HANIM'IN EVLAT ACISI

Bu ailenin hikâyesinde unutulmaması gereken bir başka isim de Salenge Hanım'dır.

Nurullah Tandoğan'ın vefatı, annesi Salenge Hanım'ı derinden yaralamıştır.

Oğlunun ölümünden sonra çok ağladığı, zaman içerisinde gözlerinin görme yetisini büyük ölçüde kaybettiği, gözlerinden birinin ameliyatla alındığı ve kalan gözüyle de insanları güçlükle ayırt edebildiği anlatılmaktadır.

Nurullah'ın adı geçtiğinde Salenge Hanım'ın hâlâ ağladığı söylenirdi.

Ben de bu acıya şahit olanlardanım.

Oğlunun adını duyduğunda ağladığını bildiğim için, acısını yeniden hatırlatmamak adına ben de ona Nurullah'ı pek sormazdım.

Bazı acılar vardır; insan onları konuşarak değil, susarak korur.

SABUN ÇEŞME'NİN BİR BAŞKA HİKÂYESİ

Sabun Pınarı'nın bulunduğu çevrede geçmişte bir yerleşim alanının bulunduğuna dair yöresel anlatılar da vardır. Yol altında mezarlıkların bulunduğu, zaman içerisinde mezar taşlarının sökülerek alanın tarla hâline getirildiği anlatılmaktadır.

Bunlar sözlü tarih bilgileri olduğundan, tarihî ve arkeolojik araştırmalarla ayrıca değerlendirilmesi gereken yerel anlatılardır.

Sabun Çeşme'nin bulunduğu alanın bir başka özelliği de taş ocaklarıdır.

Demiryollarının ilk dönemlerinde burada taş kırıldığı, kırılan taşların eşeklerin sırtında kasalarla taşınarak trenlere yüklendiği ve demiryolunda balast olarak kullanıldığı yöre hafızasında anlatılan bilgiler arasındadır.

Günümüzde ise bölgede karayollarında kullanılmak üzere taş çıkarılmakta ve büyük bir şantiye faaliyet göstermektedir.

BİR ÇEŞMEDEN DAHA FAZLASI

Bugün Sabun Pınarı'na baktığımızda yalnızca bir su kaynağı görmeyelim.

Orada;

1936'da Romanya'dan Karagöl'e gelen bir muhacir ailenin hikâyesi,

Hacı İbrahim'in alın teri,

Nasrullah'ın, Nurullah'ın ve Cemal'in hayatı,

Salenge Hanım'ın dinmeyen evlat acısı,

bağların ve elma ağaçlarının hatırası,

köylünün çamaşır yıkadığı günler,

aşgarın ve Sabun Pınarı suyunun köy hayatındaki yeri,

demiryolunun ilk yıllarından kalan taş işçiliği

ve daha nice hatıra vardır.

Bir çeşmenin suyu akıp gider.

Ama insanın emeği ve hatırası, onu bilenlerin hafızasında yaşamaya devam eder.

İşte bu yüzden Karagöl'ün geçmişini anlatırken yalnızca bugüne değil, geçmişte bu topraklara emek veren insanlara da bakmak gerekir.

Kıymet Bilmeyenlerin Köyü

Geçmişte dikilen bir ağaç, açılan bir bağ, onarılan bir çeşme ve emek verilen bir toprak parçası; aslında gelecek nesillere bırakılmış birer emanettir.

Biz bugün o emanetlerin kıymetini ne kadar biliyoruz?

Kıymet Bilmeyenlerin Köyü demek kolaydır.

Asıl mesele, kıymeti bilinenleri ve kıymeti bilinmeyenleri unutmadan kayda geçirmektir.

Bu yazı da o hafızanın küçük bir parçasıdır.

Rahmetle andıklarımızın mekânları yaşasın,
emek verenlerin izleri kaybolmasın,
Karagöl'ün geçmişi geleceğe taşınsın.

Ömer TURAL
Araştırmacı Yazar – Şair
Karagöl'ün Hafızasından

Ömer Tural
Kayıt Tarihi : 26.09.2026 15:08:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!