I
Suretim kol geziniyor güz duvarında
Meşhur beldelerin çelimsiz elçilerine teker teker uçuruyor hummalı kelimelerimi.
Güz duvarı benim dostum
Şaha kalkmış atlarla ürkütüyor canımdan bir parça almaya çalışan eşkıya elçilerini.
Hakiki birer insan olsalar cebelleşir miydi şiirler, ovalar?
Dört nala koşarak kaçar mıydı onların metruk diyarından şaha kalkmış atlar?
Kelimeler kan ağlar mıydı gaflet dolu odalarda?
Çığlıkları pencereyi döven geçmiş zamanla vedalaşır mıydı bütün sevaplar?
Dudaklar yanar mıydı günahlı ellerin kor ateşiyle?
II
Tozlu raflar üzerinde yuvasını arıyor merhamet
Nöbet tutuyor anılarım sararmış kitap sayfaları arasında
Sahtekâr gözler kalbime dayıyor kanlı süngülerini
Al yanaklar kendi eliyle teslim ediyor tacını uzak diyarlara.
Artık sesini duyuyorum üzerinde yürüdüğümüz ihtiyar kaldırımların
İntikamını aldı hazin bahardan şiir
Bir saçma gibi dağıldı eşkıya elçileri
Selin gücü yetmedi niyetleri yıkmaya
Ameller, fetret devrini atlattı
Kavaklar ardı ardına girdi hizaya.
Bir selam yolladı geçmişten güz duvarı
Gece usulca diz çöktü karşımda.
06.09.2026
Berkay Yazıcı
Kayıt Tarihi : 6.09.2026 05:04:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!