Bir Şeytan Edinmek
Bireysel yansımalar, toplumsal alanda gözlenebilir! Bu gözlem bireysel olur! Aynı şeyi gözleyenlerin farklı açıklamalar yapması bu yüzdendir! Yazımı, tamamen bireyin iç alemine dair yazıyorum! Hariçte bunu nerede gözlerseniz o dahi sizin bireysel gözleminiz olacak! Bu gözlemleri “İyi-kötü” göreceliliğinden bağımsız yapalım ki durum anlaşılsın! “İyisi-kötüsü” kişiye kalsın, biz durumu anlayalım!
Hani iskambil oynayanlara, “Şeytanınız bol olsun! ” derler! Şans oyunlarında talihi, “Şeytan” üzerinden düşünürler! Yapılan iş, şeytani bir iş olarak kabul edilmiş ise o işte başarı da “Şeytan” üzerinden kabul görecek! Yani şeytanı bol olan kazanacak! Burada “Kazanmak” olumlu, bu masada “Meleği bol olan” kaybeder!
Şeytana devamlı lanet eden insanları düşünelim; bu aslında şeytani şeyleri kendine çeker; bu olumsuzluklar yüzünden ve daha fazla lanet okuması gerektiğini düşünür! Kısır döngüyü sarar!
..
İyi Kötü
İnsanın tercih ettiği kendine göreceli olarak iyidir! Tercih etmediği de kendine göreceli olarak kötüdür! Evrende aslen “İyi-kötü” ayrımı yoktur! Bir unsura iyi olan diğer unsura kötü olabilir! Tüm unsurlar yerinde olduğunda tercihe göreceli olarak iyidir! Arı çiçek ister, bok böceği gübre ister!
İyi veya kötü konusunda belirleyici olan insan tercihidir! Tercih ise evrenden, esmadan yapılır! O halde “Kötülükleri, ‘Ben’ tercih eder, iyilikler Allah'ın! ” şeklinde ayırmak abes olur! Yani hayır da şer de aslen evrende ayrılmamıştır, tercihle benlik ayırır! O halde bu ayrımı yapan benliğe göre oluşur günah-sevap! İnsan bir şeyi “Kötü” kabul ediyorsa, benliğine saygılıysa tercih etmesin; “İyi” kabul ediyorsa da (başkasına zararı dokunmayacak şekilde dilediğini) tercih eder! Çelişkiler içerisinde debelenip sonra da iyi-kötü üzerinden bir sürü yanılgı yaşar! Zaten evrensel işleyişe uymayan eylem ve tercihler geri kişiye “Cehennem” olarak yansır; buna da kötü tercihin geri yansıması olarak bakabiliriz, iyi tercih de yansır ona da “Cennet” yansıması olarak bakabiliriz! Torpil arayışı vardır, o da kutsal alandaki gayretlerde ve ayrıcalıklı olmak isteğinde saklıdır! Yani her şey ortada yanılgılar ve debelenişler de ortada! Görene!
Kişi kendini nasıl vasıflar ise öyledir zaten. Beylik laf eder bazısı, kendi adına da konuşmaz genelleme yapar "Hepimiz günahkar! " beyliğinde bir laf eder ki akıllara zarar! Kendi günah saydığı şeyi ya da günahını başkalarına dağıtınca aklınca yaranacak Allah'a…
..
Bir yaz akşamı
Geziyorum en güzel vaktinde günün
Öyle kalabalık,öylesine gürültülü ki sokaklar
Ama ben sanki tek başıma,sanki kimsesiz,yalnız
Gecenin karanlığını hafifleten birkaç sokak lambası
Bir an sanki hiç dönmeyecekmiş gibi uzaklaşıyorum
Yalnızlıktan korktuğum an fark ediyorum insanları
..
Ben çocukluğumda sevmeyi, toprak yığınlarında beraber oynamak sanıyordum. Karşı ki sokağın kum yığınlarına gidersen ayrılırız biliyordum. Üzerime su sıçrattığında kızardım sadece sana, komşunun kızının renkli balonlarını çok severdin ya, beni o çamurun içinde tek başıma bırakıp renkli balonlarla oynamaya gittiğinde kıskanırdım seni,
Bir gün arkadaşlar toplanmıştık, kaçak polis oynuyorduk, sen yakalanmıştın yağlı kemerlerle vuruyordular sana, ben o zamanlar kıyamıyordum sana, kör ebe oynardık beni yakalaman için önüne dururdum, sen takılıp ta düşme diye yerlere, canın acımasın diye ben ebe olurdum. Saklambaç en sevdiğim oyundu, seni alıp giderdim bizim buğday ambarına, istersen hiç çıkma bulamazdı ebe bizi, biz buğdaylarla dolu ambarın içinde nimettir günah olur mu diye konuşurduk, günahın ne olduğunu, ne anlama geldiğini bile bilmiyorduk, Sadece günah olduğunu biliyorduk, Birde kimse bizi bulamaz dediklerimizi hatırlıyorum. Oyunun galibi oldunuz ortaya çıkın diye sesler gelirdi sokağımızdan, biz taa küçükken galip gelirdik her oyunda; çünkü birbirimize sahip çıkar korurduk el ele olurduk, Şimdi ise hayat galip geliyor, Bakıyorum da aynı toprakta oynamak değilmiş sevmek, şimdi bırak aynı toprağı, bırak aynı sokağı, nerede olduğunu bile bilmeden seviyorum seni, Ayrılık iki sokak ileride ki kum yığını değilmiş, ayrılık şimdi kalbimi söken bir hançer öyle acıtıyor ki içimi anlatamıyorum. Kıskanmak komşunun kızının balonu değilmiş, komşunun kızı imiş, kıskanmak her şeyden, herkesten sakınmakmış seni, benden başkasına bakma diye perde çekmek gibi bir şeymiş gözüne, keşke birlikte oynadığımız oyunlarda galip gelmeseydik, şimdi hayatın oynadığı oyunlarla ben tek başıma baş edemiyorum, yeniliyorum saklanamıyorum da nereye gitsem karşıma çıkıyor ebe buluyorlar beni, ben tek başıma bir hayat istemiyorum ki buğday ambarımızı ben çok özlüyorum.
Çocukluğumu istiyorum ben o kaydığımız toprakta ben yine kaymak istiyorum, ben bu parkları, renkli salıncakları istemiyorum ki, her tarafım yara bere içinde, yanaklarım çamur, ağlayarak gitmek istiyorum eve ve tekrar niye düştün diyerek bir kerede babamın vurmasını özlüyorum, Ama şimdi ben düşünce bir kere daha vuran dostlarımı istemiyorum hayatıma, babamın niye düştün diyerek iki tokat atmasına benzemiyor ki bu düşmeler
..
Sen büyük günah işledin be güzelim
Yapılmayacak en büyük hatayı yaptın
Önce seviyorum dedin
Ardındansa çekip gittin…
Sen büyük günah işledin be güzelim
Öyle böyle bir şeyde değil ki
..
bana günahları anlatsana amca
en kötülerini mesela
mesela ağlamak günah mı
mutluluk için dökmek varken
gözyaşlarını israfa girer mi
yalnızlığa ağlamak…
..
karanlık gitmesin bugece bitmesin
doğmasın güneş istemiyorum!
ben nekadar avutsamda kendimi
bilirim aydınlık olacak bu gecenin ertesi
ve saracak onca günah dünyamı
bir günah daha öpecek günahkar alnımı
..
Ailecek sevgi evimizde oturuyoruz.
Günah defterimize günah,
Sevap defterimize sevap yazıyoruz.
Hep mutluca uyuyup,
Anneciğim babacığım sizi çok seviyoruz…
..
Şu dünya içinde günah işlemekten sakının,
Yaptığın günahları düşünerek Allah'tan kork.
Bir müslüman olarak günaha tavır takının,
Yaptığın günahları düşünerek Allah'tan kork.
Sen günah işledin gönlün ona bahane buldu,
Şimdiye kadar günahta ısrar ettin de n'oldu?
..
Tut ve sal nehire yorgunluğumu
anlamaz bu şehir vurgunluğumu
sulara nakşettim durgunluğumu
bir ateş ki sönmez, bir aşk ki derin
..
Yazık dostum geçen günlere,
Yazık, benim gibi boş gezenlere.
Yazık, dost arayıp düşman bulanlara,
Yazık, çiçek açamayıp, tomurcukken solanlara.
Günah değil mi hayatı zehir etmek?
Günah değil mi bir genci mahvetmek?
..
Çoğumuz gidilen yolu şaşırdık,
Allah cümlemize hidayet versin.
Bitsin diye kuru dalı şaşırdık,
Allah cümlemize hidayet versin.
Sanmayın işlediğimiz bir günah,
Affedilir mi yapılan her günah?
..
Zevk için avlanırsın, çok yuva yıkılıyor,
Rabden hiç korkulmadan, doğa katlediliyor…
Ağacı hedef alsan, taşa ateş etsen ya,
Ne mecburiyetin var, günah işlemesen ya…
Günah ihtiyaç değil, Rab affetmeyebilir,
..
Şeytanın hileleri çoktur, zifir mi zifir.
Günah zevke çeker insanı, zehir mi zehir.
Tövbeyle temizlenir ancak günah denen kir,
O’na yönelmeye bil ki inayet gerektir.
Tefekkür! İnceden inceye, incecik fikir,
Şu âlem-i varlığı, aynadan seyretmektir.
..
Gözünle görmediğine birşey söyleme
İftira edip, boş yere günah eyleme
Hor görme kimseyi, el elden üstündür
Büyüklenipte, boş yere günah eyleme
(05.05.1975)
..
Çilenin tellerinde bir kanadı kırık kuş
Bitmedi yüreğinde sonu gelmez bu yokuş
Hiçe gitmek dilersin, günah üstüne günah
Her bir günah çektirdi, çok derinlerden bir ah!
Gelmez mi bu masivaya bir hadd-i nihayet?
..
Sana / Günah / Yazmasın / Diye / Tüm / Hesapları / Ödedim / Ben
..
Öyle bir girdin ki hayatıma,
Ben şimdi günaha girmek istiyorum.
Şeytana uymadan,
Sevaba en yakın gelen kısmından.
Hani günah bile sayılmayacak kadar ama,
Günah niye bu kadar güzel
Kontenjanından....
..
Yanımda olmasan da hep sol üst cebimde taşıdığım sevgili, bu gün, bu gece bir aşk günahı işlemek istiyorum.. İşlemek istediğim bu aşk günahımın oyuncusu sen olur musun?
Aşkın yüzünden aşk acısıyla işlenmiş olacak olan bu masum günah, bir günahsızın çığlığı; olsun istiyorum…
Gün boyu, tek acımı bir kılıç darbesi gibi parçalara bölüp çoğaltan sen.. Hadi bir kılıç daha vur da kanat artık diyorum günahımın içine günlerce biriken bu sevgini..
Akan kanım temizler günahlardan belki içimi; çünkü artık ne göz yaşı ne de mayalanmış aşklar dindirebiliyor içimde çoğalan, dilimin ucunda olup da, bir türlü dilimin dönüp de söyleyemediği şeyleri. Belirsiz bir dokunuş gibi tutmuş, sallıyor bedenimi.. Sallıyor da, salıyor.. Sallıyor; titretiyor ama öldürmüyor.. Sadece kanatıyor sol yanımı…
..
Beni yargılamayın..Asın!
Günahlarım saymakla bitmez..Ufak bir çocukken…yada şöyle diyelim ki artık cümle süslemeye ihtiyacım olmadığı vurgulansın..çocukken…çocukken başladım ben inanmaya.O dönemlerde en büyük suçtu inanmak.Ne haddimize düşmüştü uzun saçlı sevgilinin –ki kendisi bunu asla bilmedi,altın saçlarına dokunmak.Yıllarca günaha girdim ben sırf o saçlara dokunmak için çocukmuşum gibi yaptım,yaşıma yakışır oyunlar oynadım ve tek ben değil,her dönem bütün çocuklar…günahkardık biz…inandım bir gün bunların gerçek olabileceğine aramızdaki boy farkını görmezden gelerek.O dönemlerde çocuklar boy sırasına dizilirdi,bu yüzden ulaşamadım,hep uzaktan baktım ilk aşkıma.Ama içime girmişti bir kere şeytan,bir şey vardı beni zorlayan,illa ki sevmem lazımdı yoksa durduk yere sevesim gelmiyordu kimseyi.Sınıfın en ücra köşelerinden onu izlesemde,asla yanına yakıştıramasamda cılız ve boyuna yenik bedenimi..benimdi o..bu yüzden beklerdim her tatil dönüşü onun okula geldiği yolu.İlk adımlarını ben izlerdim.Dedim ya günahkarım ben,attığı her adımı üstüme alır,sanki bana geliyormuş gibi sevinirdim.O zamanlardan gelir her hatamı şeytanın üstüne atmam.En büyük günahımızdı inanmak,bunu yeni yeni öğreniyorum.Hepimiz miniciktik ve abilerimize kıyasla daha günahkardık biz her şeye inanıyorduk..Mesela hepimiz büyüyünce bir şey olacaktık,her ne demekse şey,biz o olacaktık işte inanmıştık.Toplu günah seansları düzenliyor,birbirimize bizden haberi olmayan sevgililerimizden bahsediyorduk..Çocuk değil adeta bir avuç şeytandık.minicik kızların –ki çok güzel saçları vardı,günahına giriyorduk..Ayıptı hem de çok ayıptı Ali nin Ayşe yi sevmesi ve Ayşe nin bu insanlık dışı olayı kara tahtadan öğrenmesi..Zira biz ondan önce haberdar oluyorduk..Alışmıştık artık,günaha battıkça keyif alır olmuştuk,şiir yazmaya yeltenenler bile oluyordu aramızda ama ben o kadar cesaretli değildim..Sonra büyüdük her çocuk gibi artık yakalambaç oynamak keyif vermez olmuştu sebebi ise çok büyük bir günahtı,o koşuşturma esnasında öpüşemiyorduk..Daha sakin yerlerde daha az insanla oynamaya başladık,sinema diye bir yer vardı ki babalarımız yalnız yollamaya korkarlardı..Oraya gidip film izliyomuş gibi yapmayı öğrendik Hatta ara sıra öpüştüğünü iddia edenlerimiz bile oldu.Ve sonra yazmaya başladım.Bizler inanmış günahkar çocuklardık şiirlerimizde sevişiyorduk ve o zamanda günahtı sevişmek şimdiki gibi..Öyle söylüyordu bize amcalarımız,ama biz çocuktuk,silgi çöplerini biriktirip ateşte eritince yeni bir silgi yapacağız zannediyorduk,bu yüzden üstüne gittik tüm günahların ve güzel olan her şeye inandık.Hiç bir olgun insan bizim kadar çok aşık olamadı..Onlara benzeyemedik biz,hala her şiire en az bir sevişme sığdırıyorduk,kıyısından köşesinden de olsa..Gerçi ne demekti bilmiyorduk ama güzeldi sevişmek ve bütün güzel şeyler günahtı..Tıpkı arzulamaya çalıştığımız yaşıtımız sevgililerimizin –ki hala haberleri yok sevgili olduğumuzdan,beyaz çoraplı narin bacakları gibi..Çocukluğumuza verdiniz belki hatalarımızı yada hata diye yorumladıklarınızı..Bizler büyüdük artık günahlarımızı engelleyemeyeceğiniz kadar büyüdük ve öğrendik sevişmeyi..Sevişmeden yaşanan aşkların ürkekliğini..Diğer arkadaşlar neredeler bilmiyorum,hiçbirini görmüyorum bu aralar,onları aramayın ölenler bile oldu içlerinden..Bütün günahlarımız için beni asın..Hala sevişmek istiyorum,adam olamadım ben halbuki ne demiştik büyünce bir şey olacaktık,ben beceremedim yaşıtlarım gibi,hiçbir şey olmadı bizden..Hala sevince yargılanıyoruz öpmeye yeltendiğimiz için..Sevdikçe seviştiğimizi ve seviştikçe bir olduğumuzu anlatamıyoruz..Bizler büyük günah işledik; sizin korkularınıza inandık,sarıldık,kucakladık düşünürken bile tedirgin olduğunuz hayallerinizi..Beni yargılamayın,asın! Eğer yargılarsanız haklı çıkabilirim..
..



