Görsen beni, gülüversen gözlere
Gamzene adım yazılsa.
Düşlesem seni, düşüversem şiire
Kalemim adını haykırsa.
Özlesen beni, söyleyiversen geceye
Rüyanda yollar kesişse.
İnsan birinin sesini unutur mu?
Her gece kulaklarda çınlayan,
Gün boyu kafada yankılanan...
Kelimelerden bağımsız olarak,
Unutmak mümkün müdür?
Kelimeleri değil belki ama;
Rüzgar olur, saçlarını savururum sevgili;
dudağında yağmuru yumuşatmak için.
Güneş olur, yağmuru dindirim sevgili;
gökkuşağına adım atmak için.
Fedain oldum dönmem yolundan
İçtim zehirli aşkın şarabından
Çarem senin panzehirli ellerinden
Dermanım kalmadı aşkının şehvetinden
Eskimiş ruhum tazelensin yeniden
mıhlanmış gibi hep aynı koordinattayım
her başarıda o sıfırdan terfi alıyorum,
her hatada eksi kutuplara yaklaşıyorum
ama sonunda nihai hükmü giymek için
ben o sıfırlardan kale inşa ediyorum
Bizler birer sirk hayvanı yansıması,
Dünyanın girişindeki ateş çemberi.
Üstünde sallandığımız ip, nabız çizgisi,
Altında yattığımız göğün pençesi.
Nefesimizi zemine çivilemek için,
Lanetli bir kahramanın hikayesi
Opaklığı olmayan ışığın gölgesi
Karanlığa hükmeden şeytan tahtında
İhanetle yoğrulmuş bir çocuğun resmi
Kralın soğukta unuttuğu çocuklar
Adının hayat konduğu bir davada,
Benlik yaratmakla yüklenen sanık,
İnsan ismiyle göğe yükselen rüyada,
Davanın tarafı olmayan bir tanık.
Şikayet dilekçesinin kaplaması sevgi,
Ben hâlâ bıraktığın gibiyim tanrım;
biraz yalnız,
biraz kaygılı,
ama çokça öfkeli...
terk edilmiş bir zihin enkazında
hükümsüz kılınmış yeminlerle
isimsiz şiirlere atadığın gözlerin
sessizce aynanın içinde sana bakıyor
işkenceye tabi tuttuğun zihin köşen




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!