Toprağa gömdüğüm her umudun kökünden,
Yine senin adın fışkırıyor bu gece.
Oysa ben kaç kez yemin ettim kendi karanlığıma,
Adının geçtiği harfleri dilimden sökmeye…
Kaç kez yaktım sen kokan sayfaları,
Kaç kez kendi ellerimle boğdum içimdeki o masum çocuğu.
Ama olmuyor…
Yarama tuz basıyorum da, o tuz bile sen kokuyor.
Gelişin bir bayram sevinciydi hani..
Gözlerin geceydi, bakışların sığınağım...
Üşüyen ellerimi sunduğum o sıcaklığın,
Şimdi beni diri diri yakan bir ateşe döneceğini nereden bilecektim?
Aylardan Eylül, günlerden hüsran...
Her defasında son dedim bu siteme,
Bir daha çizmeyeceğim resmini gecenin karanlığına dedim
Ama gör işte, yine mürekkebim sen
Yine kağıdım kanayan yaralarım...
Ne sen tükendin içimde,
Ne de ben tamamlanabildim senden sonra.
Sırtımdaki hançerlerden değil
O hançeri tutan,aşık olduğum ellerin oluşundan utandım.
Bir çocuk gibi kanarak geçtiğim yollardan,
Seni adımladığım o çamurlu sokaklardan utandım.
Olur da bu ağır yükle devrilirse bedenim
Hangi toprağa girsem soğutmaz içimdeki bu koru.
Gelme...
Ağlama başımda...
Ama bir kez olsun dürüst ol geçmişe.
Beni, o çok övündüğün acımasızlığından tanı
Beni, sana nasıl feda edildiğimden tanı...
Yaşarken esirgediğin bir damla merhameti
Bari son uykuma giden yola bırak.
Bırak ki, bari gözlerim açık gitmesin...
Kayıt Tarihi : 24.09.2026 12:50:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!