Guma’nın Küçeleri
Sabah erkenden uyandık
Yastığımızın ucunda
Bayramın sesi vardı
Soba yanıyordu köşede
Annem yeni yaptığı gömenin
Üzerine tereyağı döküyordu
Biz, ayakkabılarımızı parlatıyorduk
Bir heyecan,
Bir bekleyiş…
Camilerden taşan dualar,
Gömlek yakalarına sinen sabun kokusu
Bir mendile sarılmış bozukluklar
El öpen küçük eller
Elleri titreyen nineler…
Kapılar hep açıktı
Her ev bir başka sofraydı
Her yüz tanıdıktı
Bir kahve içmeden geçilmezdi hiçbir eşikten
Şekerler kıtlama çay gibi ağızda erirdi
Gülümsemek adettendi
Susmak ayıptı
Sonra bir gün
Bir otobüs kalktı memleketten
Adını “gurbet” koyduk
Birimiz okula gitti
Birimiz askere
Birimiz de hiç dönmemek üzere uzaklara
“özledim” demeyi öğrendik
Bayramlar artık sessiz geçiyordu
Babam radyonun sesini açıyor
Annem telefonda ağlıyordu
Çocukken güldüğümüz şeylere
Büyüyünce ağlamaya başladık
Ama dut ağacı hâlâ yerindeydi
Gövdesi kalınlaşmış,
Gölgeleri başka çocuklara sarkıyordu
Bizden geriye,
Birkaç iz kaldı toprakta
Ve duvarlarda
Çizilmiş güneşler,
Baş harfler, kalp içine alınmış isimler…
Şimdi o sokaklara dönünce
Hatıralarımız yürüyor taşlarda
Her köşe başı
Bir dostun adıyla anılıyor
Her sessizlik
Bir gidenin yerine konuşuyor
Ve biz,
Hala o küçelerin çocuklarıyız
Büyüdük, eksildik
Bir bayram sabahında donup kalmış gibi
Hep aynı saatte atıyor kalbimiz,
Hep aynı Guma.
Selami Aydemir 2
Kayıt Tarihi : 16.10.2026 09:03:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!