Günün saçları ağarıyordu, geceye inat...
Ellerim üşüyordu.
Suskundum, sesim çıkmıyordu,
Ya da ben duymuyordum...
Sırtımda karıncalar gider gibiydi...
İsyânımın çığlıklarını içimde boğdum,
Bin kere öldüm, acılarla,
o kadar da önemli değildir bırakıp gitmeler,
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…
Devamını Oku
arkalarında doldurulması mümkün olmayan boşluklar bırakılmasaydı eğer.
utanılacak bir şey değildir ağlamak,
yürekten süzülüp geliyorsa gözyaşı eğer…
belirsizliğe yelken açardı iri ela gözler zamanla,
öylesine derince bakmasalardı eğer…




Bin kere ölüp bin kere yenidn doğabilenlerin yazgısı kolayca bitemez Değerlişair...Hem,ancak o olgunluğa ulaştığında insanlar,yüreklerindeki isyanın çığlıklarını boğmayı başarbilirler.Her zamanki gibi güzel şiirinizi kutluyorum.Saygılarımla,
Ünal Beşkese
evet yürekten kutlarım saygılarımla
buda benimki
Katran Karası Geceler
Kabus gibi çöktü üzerime,
Katran karası kara geceler,
Tende can! Canda hasret geceler,
El aleme sefa-yı dem, dem bu dem,
Bana öz canım, can gergefinde,
Çile dokur dert yüklü geceler.
Bilal Özcan
yüreğinize sağlık..çok güzel bir çalışma.
Bu şiir ile ilgili 3 tane yorum bulunmakta