GARİP ÇOBAN DİVANI….1... Engin Demirci...

Engin Demirci
477

ŞİİR


37

TAKİPÇİ

GARİP ÇOBAN DİVANI….1... Engin Demirci...

SEN YOKSUN.. Karakterlerin suretleri ruh halini deşifre etmeye yönelik hamleleri kusursuz bir rotayı takip eder şems vaktinde baş başa bırakır bizleri buyurdu pirim. Kırılma noktalarında söz sahibi olanlar, aşkın doğasına katkıda bulunur ve içinde kendilerinede pay çıkarmayı başarırlar hedefe ulaşırlar dedi mirim. Ne istedikleri, ya da ne istemedikleri konusunda net bir fikir sahibi olamayanlar, özdeşleşmek için büyük lafı hilal görününce cümleyle düşüncelerini yazmak,yaşamak için çıkar aşk, karşındakinin ne istediğini bilmeden kendi isteğinin boyutlarını ölçemezsin dedi garip çoban. Lakin, la ve hunun derdi semahtadır, neyzen, semazen uykuda olsada, uyanıktır derdimize derman olan gecenin çobanları sözün sırrıyla medet sultanım derler dedi hırkasız derviş. Bir birine eklenmiş dualar hz insanın ruhunu arıyor sizlere veda etmiş suretlerin dışındaki içte dedi sofi. Senin dostların cefandan kaçmış, böylece yeni bir cezbe gerekir sevgiyi bulmak için çorak toprağınız hala, kavrulan kalbiniz zindanınızda, hakikatin hala kör, layık olduğun hürmette bulunmuyorsun hala incine dedi deliler şeyhi. Mest olacağın bir anın var, gaddar yanında hala fetva kalemin. Bu iş ve bu hüküm seni katletmiş, suretin ruhunda can yakıyor çok tecavüz ediyorsun kalbine, hala kendine uğursuz geliyorsan muradını bulamazsın dedi meczup. Biz size sizi davet etmek için gönderildik, böyle sözler öylesine söylenmez dedi aşk... /..
Ebedi dönüş için kıvılcımı akıl deryasına ulaşmış aşkın esrarı, fukaralar gizli bir yol arıyor viran etmek için alemi, geceden şems vaktine önemli olan ne söylediğin değil, nasıl söylediğindir buyurdu pirim. Sizi şaşırtan yanınız bir medeniyet rüyası büyük hesaplaşmayla başlayan gücünüz habercinizin ilmek ilmek işlediği sevgidir dedi mirim. En parlak yıldızınız bu dünyadaysa hem yol, hem yürümek lazım, yeni bir ışık olmazsa bahar rüzgarı gibi kaynaştırın yüreğinizi feth ederek. Büyük bir sıçrama için adım atın aşka dedi garip çoban. Sevginin yayılma tarzını öğrenin, baştan başa sarın asli unsurunuzda bir rüyayı ister gibi isteyin dedi mürşit. Hep belirleyicidir sevgi yetenek avcısı gibi, şaşkınlık uyandıran hallerde dua zorunludur bir fakülte gibidir aşk için dedi meczup. Bütünlük, tutarlılık, süreklilik baştan başa kuşatılmışlık sergiliyor ruhani merkezde aşkın musikisi şems vaktinde hüzünlü tarzda dedi deliler şeyhi. Karşılıklı etkileşimin taştığı vakitte, mükemmel anlamda etkilemek istenen anda kendi kaderini yaşamak için tefekkürde bir sürü şey çıkar. Sizi tedirgen eden vasıflar etkileşim, eşine rastlanmamış tarzda çıkar dedi hırkasız derviş. Yeni bir dönemi sergileyen çığır açan yanınız nereye yerleşmiş. Çok hassas olmuş suret ardındaki ışığınız, yeni bir anlayış erdemindeki kandillerin ışığı birer birer sönmüş suretlerde dedi aşk

Huzur-u aşka girdikçe hayat bulur insan.Temaşa kılayım bana geldin benden. Hoşdur çeşmeler açılmak diler aşk gölüne dalmış zerreler. Her dem seni ıster nişanı gönlümün. Tiryakidir yoldaş oluşum sevgilinin gülzarına. Sızdıkça sızdı ay bulutların arasından. Aşık olan sahibim anı bulmuştur sarraflığıyla. Aşık dili garibliğe vefadır. Ahdı vefadır kim çıkarsa gam evinden. Lam, mim, nun bir bu cana kalmalıdır, bize yetim. Vav, ha, elif dermiş virane içim. Bir dem dolmuş cansız ruha. Kimse dilim bilmez benim, bir kulum. Susuzluğum kanmaz sahura, iftarda bekler ey yarenler. Düştüm aşkın oduna bu aşk elinden. Senin kokun duydu canımı, nice usanayım şems vaktini beklemeyı.
Yönüm dostun gönlünden yana, deli ola can içinde kimse doyamaz bu tada. Dostluk hoş görmesin ayrılığı yeller essede gizlidir razın rızama. Aşk nicesini verdi aşka, bu derdin dermanıyla okuruz aşk kitabını. Sohbetlerle dosta giderken aşk boyasına cümle alem hayran. Sineme yar dayandıkça tesbihimin feryadı yükseliyor. Duyarlılığını artırıyor gece, cevapları çok kısa aşkın. Hayata yüklediğin anlamı soruyor aşk. Muhabbetine hazırla aşkını, uzlaşın kendinizle. Kim benzerinden usandıysa onu arıyor rüyasında. Gönlün yok gibi sevmeye, baksana gülün her rengi gönül bahçende. Bildiği şey hakkında konuşuyor aşk. Gururunu kır huzuruna git bütünlüğünle miracın aşkına. Hazır hale gelin kademe kademe sevgiyle sevgiliye. /.. Cevapsız mektup bu,selam sana şems ve kamerim and içtik bir olmak için. Daima hak ettiklerini yüreklerinde hissedenler huzurunuzda gözden kayboluyor aşk. Zamanın bir adım önünde karşılıyor kanat çırpışları duaları. Dalışına devam ediyor solunuzdan kamer, üçüncü boyuta taşıyor resminizi şems. Göğü deliyorlar kesişenler sizleri selamlıyorlar hür kılmak için.
Garip Çoban dedi ki, Onlar ki, bir Yusuf gibi kuyuya girer gizlenme,can çekişen suretinin ardına ki, ekilmemiş gönül toprağında biten hoş vakitlerin ziyade ettiği rahmetin adı, hep ona koştuğunuzda coşan, perşembenizdeki cumada, imanla ahirete göçen yanınızla, cennete giden, Rabbinin zatını gören dostça aşkınız aşk ola.Bazı insanlar kimsenin göremediklerini görürler. İçinde sonsuz büyük ateşleri hep yakarak, aşk-ı besmele tadında hüzzam makamında mevlevi ayinini sunanlar şems vaktinde. Ruhumuzu doyuracak seslerle, gönül devrime ihtiyacı olduğunu söylüyor. Olur mu böyle olur mu? Siz görebiliyorsanız, ne istiyorsunuz? Sizden! Şifa aramayan gidin, kalabalıklar arasındaki buhrandan. Sonunuzu hazırlayanlar ayağa kalkmış suretinizde kötü imajı duyguların. Gerekirse meydanınıza çıkın, suretten gönül evinize gidin. Fısıltıyla konuşmayı bırakın artık, elinizde olanlarla yırtın perdeleri sevginizle harekete geçin. Bazı örnekler verin kendinize, nasıl çıkılır bu suretlerden. Daha fazla dinleyin kendinizi,aşkla şems vaktinde.

AŞK-I HÜDA..Katıl bize perdenin ardında kendini gizleyen ruhlar suretlere ne ima ettiriyor. Çok renkli bir kuruntu ve hayal imalathanesidir süslenen suretler. Ayrı ayrı bağımsız her hal başka bir şey değildir yalnızlık için. Kilidi çözenler en derin sırlarına erişmiş bir kimse olur şems vaktinde keşif ehli kimselerle sohbet eden garip çobanlar. Maddi olarak gerçekte sanmakta ve ne yazıktır ki pekçok kimse mahiyetinin farkına da varamamaktadırlar. Derin bir varlık sırrın peşinde olanlar hz yusufun hayalinde vuku buldukça suretin tezadına kamer şeklinde görünür şems vaktinde şemsle. Can alacak son cümlede canın onbir yıldızı. Bazen çok özlesende uzak kalmaktır aşk. İzin veremediklerini düşününce tek başına yaşadığını anlıyor insan. Gerçekten özgür müsün telefon, bılgisayarla her yere ulaşan ama kendisine ulaşmayı denemeyenler için kalp her zaman akla üzgünüm ortak diye seslenir. Burası senin burda olman gerekir şems vaktinde diye seslenen sevginiz. Suçlu aramak yanlış, dönün o tarafa bakın aşkın rüyasını göreceksiniz. Kendine güvenenin en zayıf yanı güvenidir. His var mı? His? Gün akşam oldu, bir bekleyenin olması iyi bir şey diyor şems. Mütevazi olmalı derlediklerinizin arasında ipucunuz. Ama hazır değiliz, sizden çaldığınız zamanı yerine koyabilirmisiniz? Keşke suretten taşıp onu hatırlasan, o sizi çok seviyor. Her şeyi gören bir gözünüz var dualarınızda, körlüğünüze rağmen aşk... /.
Yorulmadan dinlenmeyin içinde biraz dert olmalı kendinle konuşman, affetmen gönül nimetine ulaşman için gözünün tuttukları,tutmadıklarını gör buyurdu pirim. Seni sana misafir et kalbinde, hayatına ulaşmak için oyunlarını boz elele tutun, yakından tanı seni, suretin içine düşman olmuş artık derle topla kendini dedi mirim. Bu gece pirimi gördüm.Mesajların var ey gönül yolcusu aldırma yurt bil, bir özge gönlüne alim olda bülbülü kıskansın aşkın, ateşinden ağlasın sualin vuslatı cevabını alsın dermanın dedi garip çoban. Öyle gayret et ki; dünya ve ahiretine ışık tutacak gibi dünyaya oruçlu ol ki; hiçbir zaman geri dönme dedi aklı kıt adam. Kalbini işgal et işit zor iş, dünyaya gurur yapmak gereksiz başa çıkmak gerekli suretinle dedi deliler şeyhi. Birdenbire gözü sulu olunmuyor, fakat hiçbiri o andaki muhabbet kadar dokunaklı değil ömürsüzlük, aslında herkes görüyor kendini, gitmiş koybulmuşuz uzağımızdaki ikiz aynamızda dedi fakir. Makam farkı gördüğünüz güneş ile hilal arasında dem ve dem sefalar getirdiniz aşkımıza merhaba dedi meczup. İç içedir hakkı arıyan tekbirlerin ruhu mahşer gibi köpürür şems vaktinde, tepeden bakıyorsun hala kendine dedi ermiş. Buda gelir geçer dünyanın başı boş haline dikkat çekiyor leyleklerin göçü, bir türlü karar veremiyor şakayık tarlaları bahara sıkışmış ama vurucu cümleler suretlerin önyargılı tutum içinde olduğunu gizleyemiyor dedi aşk
HASIRALTI YAŞAMLAR... Baktığınız son yerde gizlisiniz, yarattığınız algılamalardamı saklısınız hala! Beden ruhun dilidır yalan söylemez buyurdu pirim. Bir şiir ve düşündürdükleri kelimelerin ötesinde, işitmek ve dinlemek aramızda büyük engel diyor akıl. Sürtüşme ve çatışmalarınız hala hasıraltı etmeniz suçlu hissettirir acaba ne söylerdiniz? Yada niçin dinlemıyoruz? engeli aşmayı bilelim dedi mirim. Sözün kısasıyla kendimizi açalım! Ama ne zaman? Her şey şems vaktinde kendini tanıt hoşlandıkların ve hoşlanmadıklarınla gözlerini kapayın ve sakinleşin sevgi mi? Bağımlılık mı? yaşamınız dedi garip çoban. Benimdir dediğiniz hep gece yürüyüşüyle size gelir perdesiz, beni seçti diyenlerin efendisidir aşk dedi hırkasız derviş. Senin hikayen ne? Aşk hedef olan ruha girince bedende parçalanıyor, iyi çalışıyor kalp, akıl git başımdan hemen der dedi deliler şeyhi. Sadece yeniden başlaman için, kendisini hiç esirgememiştir kendıne ilişkin sözünü büründüğü rolü tanımış olanlar dedi molla. Gönülde portresi çizilen bir insan elbette karşınızda bulunmalıdır ama belli bir ölçüde de bulunması gerekir duyguların, onu kuşatmanıza olanak tanıyan bir kendini bırakış sergilemedir ruh, aşk için dedi meczup. Zihin berraklığının bedelidir aşk. Koyverin kendinizi, dar kapıdan geçmek baştan okumak,kendini kurtarmak için engin bir vakte, hiç düşünme ben varım diyen kalbi tedirgin etmen için aşkla.. /..
Aşkın tam saati, Rabbim benden neler istiyor anlamaya çalışıyorum, samimi fedakarlığını arıyan ruhumla. Sen ve ben birbirımize benziyoruz rüya görür gibi şems vaktine uyanık kalıyor ruhumuz buyurdu pirim. Sadakat ve metanetli olanların ifadesidir çoban yıldızının halleri, neler çağrıştırıyor gözyünün semahı dedi mirim. Ne vefasız kendine düşenleri yerine getiremeyenlerin kalbteki halleri, hiç düşünmeden önde gidenleri adım adım takip ediyor işte meşk vakti değiyor siyah gülüme dedi garip çoban. Mutlak sessızlik anı, neyzen meşk ediyor cihana bakarak gönüller, ağlıyor ney can kafesinden çıkıyor cezbe halinde gafil dünyadan nefes nefes gürültü donuyor ses mabedine çekilip sustuğu vaktinde gök çöküyor dedi deliler şeyhi. Camiilere dolarken melekler şehirlerin dirilmesi başlıyor bir bir yanan ışıklarla, gök boşalıyor ölü şehirlerde soluk alması zorlanacak insanların, ben selamlıyacağım eğerken başını sema dedi hırkasız derviş. Sayfalar sayfa oluyor boranların patladığı beyaz listeye demir atıyor dualar, kendinden kurtulmak daha öteye geçmek için sebebini arıyor ruhun heceleri karar kılıyor aşka dedi fakir. Gönüller sığmaz kabına sırlar sırrını aradıkça onlar gittiler sultanına, ben bu yanda neyi bekliyorum gelecek zamanın hazinesinden dedi semazen. Gözlerimde şems sancısı karanlığı yarıyor harabe yanımdan arta kalanlarla herşeyin ipini kestim ortasından yarıldı aşk.

MUCİZELER ZAMANI.. Güneş bir mızrap boyu yükselince çıkacağız yola, ölü vakitleri dirilterek duvarları çatlamış gönülleri uçurumlardan atarak. Uykumuz uykusuz bir ceylan koynumuza girmeden karşılamak için ölümü buyurdu pirim. Ağlar gibi yağıyor kar, kuşlarım uçuyorken içimde unutma derken, sen duy yaşatmak istediklerimizi yok gibi yaşarken boğuk bir bakışından kalkıp dedi mirim. Durmadan akıyor kalbim beni kurtar arıyorum, susma seni ürkütmesin niye önümde sen varsın? Kapım çalınsa paslı çivilerini söksen, Hadi tut elimden pirim çıkar ölü gibi yalnızım harcanıp gidiyor zindanlarımda ömür dediğim dedi garip çoban. İlk güneşi duydum kaçak bir rüzgar anlatıyor çoban yıldızlarını, hep bir ihtiyaca, yürüyerek gidilir bir arzuya soluyor deniz gölgeler gidip gelirken ve bir arzuyu kesiyor karanlık, bir sorumluluğa tekabül ediyor ayın hüzün saati dedi hırkasız derviş. Kim sizi koparıyor sizden, peki hep aynı kulelerdemisiniz hala, bu sessizlik içinde öğrenilir aşk dedi deliler şeyhi. Bataklıklarınızı hala kurutamadınız mı! O kayan yıldız katre gibi şems vaktinde, işte rolüm budur dedim içimde kıpırdanan sesini hatırlayamadıklarımda, artık beni bir güvercin bile anlamıyor yada şu gökyüzünde hazır bekleyen bulut mu bir ad koyacak halime dedi fakir. Ürkek seslere rağmen karanlık yine gülüyor, aslında tutkun insan, kulak vermediklerinin taktığı tasmalara bakan bir yarasa beni gördü utandım dedi semazen.. /..
Işıksız pencerenizden sabahın hüznünü seyretmek için gidin şehirden, yaşama yeni bir gözle bakmaya başladığını fark etmek için kabristana, içsel şifren o taşların altında gizlenmiş buyurdu pirim. Böyle değildi bu harfler neden ansızın çıktı,bir şehidin hüzün boşaltan yüreği gibi naralarmı atmalıyım? Ben neyi bildiğimi ne sergiliyordu! Zira ne söylemek istediğimizi biliyorsak da ırgat yüreğimizden sızanlar sadece susuzluktan bunalmış olanı mı söylüyorduk karşılıksız kalanlarımı bilmiyoruz dedi mirim. Hırsız yanın gırtlağına çökmüş, ondan daha fazlası söylenir hep kurtuluşun için farkında olmaksızın onun içine kattığım şeydir, aşkın payı ki bereket olsun adlandırmak isterim ben bunu kalbimin derinliklerindeki şeytansılığa yer vermeyi bilmelidir doğduğunu hissetmek için dedi garip çoban. Muhterem ve mümtaz şahsiyetler sadece insana bağlıdır dünya biz nasıl kurarsak öyle olacaktır sınırsız bir güven için dedi fakir. Hakikatini secdede ara bırak nefsinin gölgesini, hem yaşlı bir ermişim hem de masum bir çocuk. Gözlerinizin içine bakıp konuşamıyorsam, ne olur affedin beni. Ne var ki beni görebilmek için sevgilim bendir ben sevgilimdir bir çift gözle değil, görünmeyeni bilen bir vicdana ihtiyacınız var? Sen sende nerdesin nerde dedi şeyhim. Benim için zor oldu yardım almadan başlangıç için aşk zaman dinlenecek feryadında, kimsenın yanında değilim ayağa kalktım

AŞKIN ZİNDANLARI... Vallahi bende yalan yok, saklısı gizlisi kalmadı sırlar dünyanızdaki hayatın. Arzuladıklarının içine tıkıştırdıklarından korkuyorsun gördünmü şems vaktinde bu sensin buyurdu pirim. Sen ve ben gönlünümüzde her dilden, dinden, mezhepten insanları başımızın tacı bilerek ağırlayan insanlarız dedi Mirim. Azıcık nefesini hayata saklamadan gitmek iste, hala sıcak olan sorunlarına değiniyor gece, en kötüsü alıskanlıklarınızda karar kılmış köksalmış haliniz neticede gitmekte güzel, etrafınızda sizin gibi arkadaşlarınız varsa leyl vaktinde onlarda gelsinler dedi garip çoban. Bir kopukluk var aranızda, biz bunları duyurmak zorunda değiliz biraz da onlar etrafına baksınlar neler oluyor diye dedi hırkasız derviş. Soğuktu neşeli günler ve yağmur çiseliyordu kurtar beni diyen yanın gölgede kalmış gizli duygularını yansıtıyor dedi deliler şeyhi. Güneş doğarken bir başınamısın, neylemişsin çok ağlamamış avare gönlün, bu saatlerde hala özlem vardır buğusundan belli aşk böyle birşey bölmeden demlersin uyanmamış halini dedi meczup. Siz isterseniz hayal kurun tek ruh ve iki farklı bedene rağmen sorunumuz üçtü şimdi bire mi indi? aşkla dedi semazen. İki uç arasında gidip gelen bir sarkaç gibi kayıp sabahların, adına ne derseniz deyin, yaşadığınız önemlidir dedi fakir. Şurası kesin ki, bir gecede, yarım gecede bitiveriyor suretleri özleyenler, ahir zamanlarda yaşarken doğamayanlardır
HAYAL VE HAKİKAT...Fazilet kapısında şöyle demişti şeyhim, insanın güzel düşmanları olmalı. Bazı kişiler de peşinizden gelmemeli diye düşünmeyin. İzinizden gidenlere değer kazandırıyor bu gaflet halinden uyanmak buyurdu pirim. Aşk ötekinin tam da bir ayna işlevi gördüğü bir kendinden hoşnut olma durumudur. Bütün bunları düşünüyorum ama dile getirmiyorum, budala bir havası yok neysen o şems vaktinde dedi mirim. Aşıkın hem canı benim arkamdan yürümek istemiş diye de düşünebilirim. Leyl vakti Şems-i Mevlana Divanında, söylediğine göre peşime takılmamış çünkü ben sadece kendimle ilgilenmişim, benim gözümde bir başkası ben, kendini bulduğum anda diğerkamlığa dönüştüğünü açıklamaya çalışıyorum dedi garip çoban. Yanıt vermek güçtür benin utanıp sıkılmaksızın surette dile getirilmesi basit bir gerçeklik dedi deliler şeyhi. İmdadına yetişiyor gece ne çok rüşvet vermiş suretin kalbine dedi hırkasız derviş. Dünyada şükür tadını almış, susamış olan gecenin çobanları su gibi neresi çukursa oraya akarlar, niyetlerinin doğruluğu kalbine kalblerinin ihlası kırklardan yansır aynaya dedi ermiş. Kudretin yoksa arzet halini imdat iste huzuru ilahide ağla ve dağla yüreğini, pek büyük müjdelere ulaşmak için dedi aklı kıt adam. Muhabbetini bırakma duayla fecrde ihmal etme kendini, sen biraz kendine sabır eyle dedi meczup. Semandan rızıkını iste, seni yükseklere çeken yükseklerden gelmiştir dedi aşk.. /..
Siz özenli büyük aşklar biliyor musunuz? Biri gelip seni kurtarmak istiyorsan.Sen senin üstüne bir geç senden daha çok hürmetler göreceksin, hallerine haller zuhur ettikçe buyurdu Pirim. O konuşuyor, ben dinliyorum, her şeyi kapmaya özen göstermeyi deniyorum. Kendine merakın artması için yalnız bırak git suretini, burda oturuşun uzamış rehin olmuş ruhun dedi mirim. Suretin gücü vardır ama gerçeği yoktur, feryadına yetişen ruhundur. Cevizkabuğunu doldurmaz dünyada şaşkınlığın nedir? Arzu bir niyet değildir, bir durumdur; bir bekleyiştir teşhir etmekten kaçınabilir misin? dedi garip çoban. Belli bir anı saklamak için, beni görmez oldun. Öbür anların tadını ve değerini elden kaçırıyorsun dedi aklı kıt adam. Sizce beninizde en dikkat çekici konu nedir? Aklının üslubu ile kalbin kendi üslubunuz arasındaki yakın/uzak bağlantın nedir? Başucu kitaplarından iki dil ve iki kişi arasındamı kendi yolun dedi hırkasız derviş. İnsan güldüsü yaşamınıza rahmet olarak indirilenlerden sizi en çok etkileyen hangisidir? dedi ermiş. Yaşadıklarından not defterine aktardıkların neler? Suretleri kendisiyle ilgili, kendisi üstüne bir deneme görünümünde olanların içinde itiraf ile öyle cümleler var ki sayfalarında ilerledikçe tanık oluyor dedi deliler şeyhi. İnsan yanındamı memnunluğun, kırık kaleminden hangi harfler çıkıyor, sonbahar sonuna benzeyen uçsuz bucaksız olduğunu gösteriyor aşkın aşk hali

HADDİNİ BİLENLER... İçini çekerek içebakışla kendini arayanlar uç noktalarını yan yana diziyorlar şems vaktinde. Ne kadar uçsuz bucaksız olduğunu gösteriyor aşk; kendine yanıt veren, kendi kendisiyle konuşan bir ruhun anlatısı gibidir buyurdu pirim. Akıbet dışında mevsimi halinin, nelere değer verdiğine, nelerle ilgilendiğine bakıldığında vuslatın, kendini okumanın ayrıcaklı bir yeri olduğu görülür dedi mirim. Bu merak nedir? Kimler yoktur ki anda; gecenin şulesinden verilen bir çerağdır. Okuyorum beni, hem öfkelendiriyor, hem de coşturuyor şu dünyanın halindeki halimi her sonbaharda yaptığım okuma bu alıp gezmeye çıkıyorum gülzara geldiğimden beri dedi garip çoban. Sormam ki kim var, oturduğum bu kelimeler içinde, seni ben mahrem eyledim, bıraktığım yerden başlayacağım vuslatıma dedi ermiş. Her birinden azar azar okumayı sürdürenler, aşk mağarasında huzuru sultanın kapısında duruyorlar dedi hırkasız derviş. Yolculuğun ilk gününde başladım, son gününde bitirdim, aşkın içinde böylesine yaşamadım ben sanırım o düş vaktinde dedi deliler şeyhi. Pek zevk almadım, kurtulduğuma da memnunum dünyadan ekmek ve tuzun hakkını verdim, demem o ki, senden sana söz taşıma, parmakla gösterilecek kadar mahir ol, sözlerimi sen tamamla dedi meczup. Dünya hayatınla iyi geçin, dünyalık isteme razı ol rızana, aklında olanları bekletme dedi bilge. Bitiremedim yada bırakıyorum yolu insan yanımdan memnunmusun aşk.. /..
Benim hala umudum var, bana cevap veriyoruz, iyi ki buradasınız, teşekkürler güzel bir dünyada yaşıyoruz buyurdu pirim. Hakiki bir hayal kırıklığı sergileyen suretler, sevgiyle deneyimler gösterilmiyor şaşırtıcı bir ruh halidir dedi mirim. Fakat vicdan mıdır asıl mesele? Benden beklenen yaşadığımız hayattan hissettiğim rahatsızlığın daha ağırı emeğinizin hak ettiği değeri gördüğünü ölçüp biçmek yalnız ruhlarla dedi garip çoban. Unutulmuş kalplerde bana ihanet eden benleri şikayet ediyor soru işaretleriyle mil çekilmiş duyguların kilerinden iniyor sen uykudayken, sıralanmış rüyalarına inat yetiş hep aynı heyecanı yaşadık ruhun dıyor aklı kıt adam. Kıyılarından geçiyor zamanın yaşadığın akşamlar, hala kontrol sende değil suretinden belli dedi meczup. Kendine gelmen için seni yansıtır şems vaktindeki çakır keyif fasılaya eslik eden işittiklerin dedi hırkasız derviş. Söylediğiniz gibi sesinizde kanayan çırpınan sesinizden okunuyor kalbinizin çarpıntısı dedi deliler şeyhi. Düşüncelerin düşünüp yalnız kaldığı alem bu ya, çiçek açmış ızdırap denizinizde soluğunuz sessiz sen sana hayatsın şefkatinle can veren elinde uyanan dualar yıldızlar arasından ulaşır size dedi ermiş. İçinde hep kıyametler kopmalı, cismini unuttukça hayat yeniden başlar dedi fakir. Cesareti olanlar imkan bulunca akıllarını kaybedenleri ikna eder gece, cennet onları özler dedi aşk.
NUR-U DİLÂRA..İçimden geldiği gibi bahane. Acı olmadan tatlıda olmuyor nar olmak için. Gördükçe şaşıracak daha neler var. Adil paylaştırın duygularınıza sevgiyi. Özünü yaşayın, karakterınizi gizlemeyin. Flört tarzı yaşamınızı vicdanınız onaylamış. Birbirinizi tanıyacak kadar zaman bırakın, kendinize,kendinizi gizlemeyin. Körü körüne itaat etmeyin suretlere. Silik bireyler fikir, nasihat, model olamazlar, onlar hayata karşı inandırıcı değil. Kendi kendine sırtını dönenlerde, siyret değil suret güzel, özgüveni arayın duygularınıza, ruhunuzu anlayın. Çok hassas oluncada hayata ortak olunmuyor. Gözlerimi kapattım, gözlerimi açtım sıkılmadan. Sıkı dokunmuş gece, zaman yasında, ben de, zaman da öyle. Tutkular da mekansal ayrıntılar rağmen güzelden öte gerçek bir hardır güven veren anda. Aşkın bütün öğretileri dili duaların akışına bakar. Anlaşılabilir ve anlatılabilir aşklar, umutlar yıkım anlarını yıkar umutların. Endişelenecek bir şey yok, eğer sahip çıkarsanız size. Vücud teknesinde gezen edebi muhafazadan şasıyor. Alem kıymetli ben aciz ve kıymetsiz. Hu diyen hu olur vahdet sırrında. Gölgede bizi göremezsin diyor güneş, sen ayı gör ayı görmek içinde suya bak ki, perdelerinizi yıkmaya çalışır bu fakir. Beka alemine doğru kutlu yolculukla, olmaya çalışın. Gönül sırrın sadrin, ruhun batının, bedenin iki elin, masiyetten kusura ihtiyatin yarin olsun hadi ara bul lütuflarınızı.../..
Ne zaman kendinden hoşlansa suretler, orada her şey gücünü dilinin döndüğünce yapılmadığını, hiçbir şeyin kilidi olmayan kalbten fışkırmadığını üstüne basa basa söylüyor, düşünülebilecek en çirkin kıyafini giymişsin buyurdu pirim. Ben bir gönülü gönül edinir seversem, orada yaşamayı arzu ederim dedi mirim. Bu dünyanın en güzel manzarası dostumun duyguları, bir huzur, bir aydınlık, bir denge yeri. İnsana gönlümü veremem kıyıları sevimliyse, sularında oynaşır bir yunus gibi dualarım, içini açan denizinde hayranlığını gizleyemez dedi garip çoban. Gündüz gözüyle hayal kırıklığına uğradığı görülüyor suretlerin, kendiyle çekişen iki hasım olmuş aynasını bulamayanlar, bırakalım başkaları övsün dedi aklı kıt adam. Şimdi yeniden karıştırıyorum kahramanı hiç olmayan gölgelerle ilk akla gelenlerle baktığımın ayrımındayım dedi deliler şeyhi. Benim de biraz aklımı karıştırmıştı gönül yakınlığı duyduğum olmadı hiç. Ne yazık ki, bir sözcük var, o sözcük dünyayı tersine çeviren bugün var mı? dedi hırkasız derviş. Gecede ses uyumu bakımından aşk yeğlenmelidir yeryüzünde gezip dolaşanlar bence, ciddiyetiyle bana bakarken neler düşünüyorum, dikkat şems vakti alemine hoş geldiniz dedi meczup. Boşuna dememişler,gelde inan dünya zindanlarıyla geçmiş zaman tatlı tatlı anlatmış yusufi olayları, sen her şeyi anımsayarak sılai rahimini bul, şimdi öylesine tuhaf ki aşk.

BİZ SENİ GÖREMEDİK EY SEVGİLİ... Kendini bekleyen hakikati arayan garip çoban leyli-i sadıkta. Aşk-ı Huda şems vaktiyle sohbete başlıyor. İçimi ısıtıyor ansızın yorgunluklarım. Parçalanmış gecede dualar sızıyor gözyaşlarımdan. Kullanılmamış yanlarımda var mış, düşündükçe susturan. Hayal ve ansızın yorgunluklar arasında kamer gönlümdeki şemsime sen yoksun diye seslendiğini fısıldıyor rüzgar. Her şey yapılabilir bu güzel yasemin kokulu gecede. Heybemden çıkan harfler uzun yolculuğumun sever adımları sizi çağırıyor. Kim kime karşı? Kalbine tehdit olarak gördüklerin biri bizi kurtarsın diyor bir sabah uyandığında ruhun. İnandırıldıklarınıza inanmayanlar acze düştüklerinde en vahşi duygular. Kendinle yüzleşmek varoluştur. Bir araya gelin konuşun kendinizle, o anları tekrar yaşamamak için ses verin sesinize. Hitap edin kendinize. Ben bilmediğimi bildiğim için diğer insanlardan farklıyım. Kayıtsız şartsız oldukça teslimiyeti ruhunun, sevginin meziyetleri çıkıyor, çok geride kalıyor dünya. Takınılan tavır hakkını veriyor. Kulluk makamı hz insanı arıyor.
Hiçbir gücün yönetemediği kalbe eklenenler büyük şiddetlerle krizlerini büyütüyor. İstikrar hiç bir konuda yok suretlerde, sizi bekleyen sevgiyle beraber güzellik kıtlığı başlıyor. Düş kırıklıklarını yansıtıyor suretler. Kafası karışık insanlarla dolu izini buluyor. Zor bir iş ilk tercihi insan olmak için uğraşanlar için şems-i leyl... Sizden yanayız, kısır döngülerinize rağmen. Yaşamı insanlarınkine benzemiyor yok oluştaki o kadar değerliki alev alev suretlerde. Hepsi birbirinin kopyası çünkü. Kendilerine göre hitap etmiyor olsalarda. Onların ruhuyla aynı yaşamak başka bir şey. Tanıdıkça aslında kendinizi ve etrafınızdakileri daha iyi anlıyorsunuz. Sende senlik oldukça göremezsin diyor pirim. Bir elin parmaklarını geçmeyenlerin sayısınca olanlara sarıldıkça nadideleşiyor ilk uçusunu seyredenler şems vaktinde. Beslenmeleri veya uçmaları genellikle semada olanların sırrını çözmeye çalışıyorum diyor, günlüğünü tutuyor aşıklar mezhebinde hakikati arayan garip çoban. Ne vakte kadar sürecek batıl tohumunu ekenlerin kendilerine oynadıkları oyunlar. Sen yapıyorsun ya hal zuhur eder şems meclisinde nuri ilahide doyandan dedi dervis. Ben sana kaç kere geldim taklit ettiklerine rağmen. Halleri tesir oluyor, aşk da var ölüm de. Sonsuzluğa bırakılan izlerden geriye ne kalacak. Aşık bu defa düştüğü yerden kalkacak. Ah efendim bir bilsen halimi, cem makamını arıyor yarin cemalinde ruhum. Bir tek o kalır yay eylemiş elif miktarı çekilen ahlarımda beni kendime ver ey aşk. Hali var halimin, kelamı yoktur bir nefeslik aşıkın zikri. Makamı var kısalır ve derinleşir. Nakli yok çırpınışımın. Yakıp kül eden de o, cüzlerim de o eski o değildir. Bir de bir teselli elsiz dilsiziz eğer başlarsa orada başlar, dönüp geri bakmam... Farkında mısın? Gece sizin için ağlar, uykuda mısınız hala? Ne oldu da insanlarla yalnızlık daha sık karşı karşıya gelir oldu? buyurdu pirim. Bu acımasızlık karşısında sessiz kalabilen insanı hayret ve dehşet içinde izliyorum suretlerin yaşamlarına şahit oluyorum dedi mirim. Gönül ateşinde yananlar parlayan gece yıldızı somun gibi ruhlara dedi meczup. Her yanımda pusuda olanlarla, ille de yol göster sevgili. Zindanlarında saftalar bir uzun yolda uykuları kabus olanlar, akıl olmazlar içinde çok uğraşmadılar, neden yoruldular çatış kaşlar dedi fakir. Belki kat kat zifiri karanlıkları, ruh eşim senin için kalan bizmiyiz diyor gece, yıldızlar avuçlarda parçalanıyor şems vaktine kadar, peki şimdi nereye olmak istediğim yere dedi hakikatı arayan garip çoban. Her yer karanlık diyor vakti leydekiler, onda her şeyden var dedi deliler şeyhi. Şartlar tamam olunca aşk olsun, coşkuyla karşılayın kısıtladıklarınızı. Bir patlamanın eşiğinde derin yara almış uçurumdaki yanınız her şeyin konuşulmasını istiyor haleti ruhu yeniz. Asıl sürpriz sizi bekliyor. Türlü söylentiler suretine yansıyor kalplerin. Bir düşüneyim diyorsunuz hala, çark dönüyor. Kafile kafile yalnızlığınız isyanda, hala kendine gelememiş sevgisizliğiniz. Bağırarak konuşuyor sesi sevginin, bağlılık mesajını veriyor gece. Sabırsızlanıyor tetikte olan yalnızlık planını uykunuza seriyor. Siz şimdi bana söz verin temizlenin diyor aşk.

Engin Demirci
Kayıt Tarihi : 13.1.2012 14:58:00
Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


http://www.facebook.com/Şems-i Mevlana Divan-ı «Amellerin en faziletlisi, mü'minleri sevindirmektir» Hz. Muhammed s.a.v.

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.
  • Sıla Telafer
    Sıla Telafer

    Yoruma hacet var mı?.. Üslup ve kelimelerin cümleyle kesiştiği harikulade bir eser daha okudum.

TÜM YORUMLAR (1)