Tek başına dolaşsan ıssız bir memlekette,
Kim ruhuna ses verir boğulurken gurbette?
Kalbini vura vura ararken öz rengini,
Biçemden başka ne var iz bırakan surette?
*
O ki bildin bileli zihninin gergin teli,
Kumu seçip eleyen kalburun kıvrak eli;
Seni en doğru gören şaşmaz aynan, terazin,
Tıkır tıkır işlerken kurguların temeli.
*
Sıradanın bittiği sınır onun meydanı,
İçinde dönen her söz bilgenin öz harmanı;
Süzülüp, eleklerden geçer; kalan cevherler,
İçinde her dokunuş kurar büyük divanı.
*
Biçem ne için vardır, soyut bir kurgu mudur?
Cümlelerin üstüne basılan vurgu mudur?
Kulağa hoş tınılar sunan bir söyleyiş mi,
Yoksa dilden süzülen estetik bulgu mudur?
*
Estetik bir kaygıyla filizlenir, boy atar;
Yaratı sanatına büsbütün değer katar.
İnsan hep başkalığın, tazeliğin peşinde;
Değişimde geciken, tekrarlarında batar.
*
Özgün biçem icadı güç katar yetkinliğe,
Tekrarlardan beslenen o sahte dinginliğe
Karşı taze bir söylem sarsar bütün tahtları;
Bulan için zaferdir en son eskimişliğe.
*
Kendi tarzını bulmak sarsılmaz bir kaledir,
Taklit kabul etmeyen benzersiz bir hamledir;
Ozanın öz biçemi mutlaka bulunmalı,
Zamanla yenilenen parlak bir meşaledir.
*
Ne anlattığın değil, nasıl dile geldiğin,
Söylerken eleğinden süzülüp yükseldiğin;
Kucaklayan bir ses mi, yoksa sırlı bir biçim,
Gibi ezber bozarak biçemle yöneldiğin?
Kayıt Tarihi : 7.10.2026 00:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!