Gidelim mi buralardan;
Çam kokan yeşilliklere,
Mavinin her tonunu taşıyan Akdeniz'e,
Taşında toprağında bereket olan Doğu'ya,
Ya da yüksek tepeli Güneydoğu'ya.
Bir hastalığa kapıldım gidiyorum
Ölümü sabırsızlıkla bekliyorum
Ne zaman ölürüm onu bilmiyorum
Gözlerim küçülüyor kalbim tekliyor
Bir hastalığa kapıldım gidiyorum
Kışın geldiği şu zamanlar hava çok soğuk
Üşüyorum ama havadan mı bilmiyorum
Soğuk havayı seviyorum hissizleşiyorum
Bu kış çok üşüyeceğim sen yoksun çünkü biliyorum.
Bir hayal kurdum sensiz
içinde kimseye yoktu gerek
kuru kalabalık boğar insanı
belki sende olsan yeşerirdi gönül bahçem
belki dünya olmasaydı böyle kasvetli
Bir çiçekçi dükkânı açacağım,
içine sen kokan çiçekler ekeceğim.
Topraklarını aşkla sulayacağım,
yapraklarını sayfalarda saklayacağım.
Bir çiçekçi dükkânı açacağım,
İhanet bazen bir hançer oluverir
İnsana saplanır içini yakıverir
Bazen bir kurşun kadar sert oluverir
Deler geçer içini çaresizce
İhanet bazen bir kılıç oluverir
Her gün içimde yeni bir umut olacak gibi uyanıyorum
Gökyüzünün maviliğine güneşin sıcaklığına inanıyorum
Derin bir nefes alıp cama çıkıyorum
Gözüm top oynayan
Sağa sola koşuşturan çocukları arıyor
Gördüklerim ise boş sokaklar
Bu şiiri bir kasım gecesi yazıyorum
Sonum ne olacak bilmiyorum hiç
Kafam çok karışık, yaşamaya çalışmıyorum
İstemediğim için belki de yaşamayı
Bu şiiri saat 03:30 da yazıyorum
Kaç satırda anlatabilirim seni,
Kitaplara mı dökeyim çehreni?
Bu nasıl gaflet, nasıl bir acı;
Sanki kalbimde bir bıçak, öyle keskin bir sancı.
Benzetemem doğal olan hiçbir şeye,
Bak şu mert gözüken namerde,
Türk'le cenk edecekmiş; gel de gülme.
Nasıl koşuyor harbe, gördün mü?
Ana kucağına koşuyor sanki, görün türkü.
Topları, tüfekleri varmış; fark etmez.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!