eylül geldi.
ağaçlar yapraklarını döküyor,
insanlar birbirini.
üstelik ağaç kadar da mert değiliz,
dal, düşene
seni hiç tanımadım demiyor.
yaz bitti işte.
o çok güvendiğimiz güneş
topladı ışığını, gitti.
şaşırdık mı?
şaşırmadık.
biz daha insanların
ölene kadar deyip
ilk kavgada öldüklerini gördük.
eylül biraz da bunun için hüzünlüdür.
mevsim değiştiğinden değil,
insan değişirken
hatıralar aynı kaldığından.
bir zamanlar
kapısını çalmadan girdiğin evlerin
önünden şimdi
yabancı gibi geçiyorsun.
içeride çay demleniyor belki,
ama senin bardağın çoktan kaldırılmış.
işte buna sonbahar diyorlar.
ben buna
insanın insandan eksilmesi diyorum.
bak,
yine sararmış yapraklar.
ne garip.
ağaç bir yaprağını kaybedince
bütün şehir görüyor da
insan bir insanını kaybedince
ertesi sabah işe gidiyor.
kravatını takıyor,
çayını içiyor,
iyiyim diyor.
ulan insan.
mezar taşına doğru yürüyorsun,
hala gururundan
geri dönemiyorsun.
üç günlük ömrün var,
iki gününü küs geçiriyorsun,
sonra üçüncü gün
bir tabutun başında.
keşke.
keşken batsın.
sevecektin de niye sustun?
özlediysen niye gitmedin?
sarılacaktın da
hangi gururun kolunu tuttu?
eylül geldi.
şimdi otur da say
kaç kişiyi kaybettin?
kaçı gerçekten gitti?
kaçını sen gönderdin?
ve kaçının ardından
kısmet değilmiş deyip
kendi korkaklığını
kadere iftira ettin?
ben artık yapraklara üzülmüyorum.
onların hiç değilse
düşmek için bir sonbaharı var.
bizimse
takvimde yaz ortasıyken bile
içimizden düşen insanlar var.
eylül bunun şahididir.
ve insanın en acı sonbaharı
saçına ak düştüğü gün değil,
hala hayattayken
birinin hatırasına dönüştüğü gündür.
✍️
Mustafa AlpKayıt Tarihi : 4.09.2026 21:29:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!