İnan arayan idi densiz,
Müstahakın bulsun o cep,
Dil konuşamaz oldu sensiz,
Müstahakın bulsun o cep.
Akşam kimdi cebin çalan,
Kıskanıyor sevgimiizi,
Kuşlar ve ağaçlar,
Dalda ki yapraklar...
Kıskanıyor denizler,
Hatta denizde ki dalgalar,
Gökte yıldızlar
Söylenmektedir laflar kulakta,
Cadde, Şose, Sokak, Yollar, Yolakta,
Hele dön aynaya kendine bak da,
Kendin neyin nesi? Görünenin Ne?
Hemi rezil oldun, hemi de kepaze,
Sevgi beslenilen yurt toprağına,
Kin nefret tohumları ekilmesin.
Din İman adına solum sağıma,
Kin nefret tohumları ekilmesin,
Garip gureba beli bükülmesin.
Halim arz eyledim dostum Rızaya,
Vize vermem dedi kızarak tabi..
Yıkıldı umutlarım düştü suya,
Dize vurmam dedi kızarak tabi...
Sorguç olup saydı suçlarım saydı,
Hızır iken sürdü nalsız bozatı,
Araya koyduk geçsinler sıratı,
Dünya oluşmadan bizdik yaratı,
Kızıldı başımız aslı kızılbaş.
On sekiz bin alem, biz vardan kurduk,
Sabah seherinde dostun bağında,
Bülbülü tuş eden kızıl gül oldum.
Düşün deryasında sörf konağında,
Cümleden kelama dilsiz lal oldum.
Yıldızlar meclisim, zühre klavuz,
Emeksiz, Zahmetsiz, kolaycılar
Meydan okunurken haytaca,
Özgür olmak adına,
Ne naralar atıldı,
Meydanlar inletildi...
Özgür olamayınca da
Körfez kumsalının kum taneciklerinde seni aradım bu gün.
Kumlarda ayak izlerini,
Ufuklarda gözlerini,
O edebsizce sözlerini...
Denizinde kulaçlarını,
Şaklabanlıklarını...
Korona geldiğin gibi,
Gideceğin yakın elbet.
Olmadan olduğun gibi,
Edemez bilgiyi berbat.
Neyin nesi, kimsin, nesin,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!