Estetik Düşünceler Şiiri - Önder Karaçay

Önder Karaçay
2706

ŞİİR


81

TAKİPÇİ

Estetik Düşünceler

Biraz daha derine inip geri kendimize geleceğiz.

Bir önceki çağda yaşıyor olsaydık yazın estetik kaygı diyecekti. Hatta dedi. Bugün diyemiyor! Neden?

Tiz bir sesten ürktüğüm de durulmayan düşüncelerim taşıyordu!

Yorgun bir yaşamı sürüklemekten yıpranmıştım. Hangimizin yaşamı yıpratılmadı ki?

Sevgim dokunaklı bir hal aldıkça aramda uzaklık açılıyor, yoğun bir yabancılık kime yaklaşıyordu!

Gün eriyip akşama karışırken, biz birbirimize olması gerektiği gibi karışamıyorduk!

On sekizi devirmiş ergen yaşam mı tümden ithal bir hal!

Ay gökyüzünde yine bir tepsi gibiydi. Bize ne sunmak istiyordu? İnsanlığa ilk adımı attıran duruş benzeri!

Boyut zamanlı iletişimlerin kayıtları kimse farkında olmadan tutuluyordu.

Kirlenmemiş olmanın ürkünçlüğü eşliğinde soğuma bir türlü söze dökülemiyordu.

İnsanlık ısıtıcısını yine gökyüzünde unutmuştu.

Ay balam, ay parçam 🌙

Hazır bir birikim farkındalık gibi yeryüzünde yıldız patlatabilirdi.

Gökyüzünün şifresini bilmeyenler yeryüzü hırsızlığını evrene yaymaya kalkmışlardı.

Bir insanı anlaşılabilir bir şekilde tanımak ne kadar uzun sürüyordu.

Yalnızlık insanın kendisine sahip çıkmasını öğretiyordu. Çeki düzen ver kendine, çeki düzen verecek olman gerekir ise bu fark kendiliğinden yolunda yürür diyordu içten bir ses!

Derin kesiklerin acısı biçimsiz sessizliğimden faydalanıp bakışlarımı ve yanaklarımı gözlerim gibi seğirtiyordu.

Duvarlara tırmanarak yaşama tutunan sarmaşıklar tuhaf bir seyrin bizi izlediği izlenimini veriyordu.

Neyse ki yaralarım görünmez yerlerimdeydi, gören olsa kim bilir neler olurdu?

Yeryüzü yaraya merhem olmayı unutmuş tuz basılan yangına körükle gidilen bir yerdi.

İçimde bir ses sen onlara uyup onlar gibi onların üzerine yürüme diyordu.

Nitekim öyle oldu. Onlar üzerime yürüdükçe ulaşılamaz olan oldu.

Yürüyenler yürüyemez olmuştu.

Geçmiş geri de kalsa da tamamen yok olmuyordu.
Karmakarışık ve dağınık bir hüznün içinden toparlanmıştım.

Yeryüzü de bir pazar yeri gibi birbirini satan satana darmadağınık bir yer olmuştu.

Yaşam, zaman gibi geniş ve göreceli bir boyuttu.
Hiçte önceki misafirlerini unutmuş ve mevcudu görmezden geliyormuş gibi bir duruşu yoktu.
İçinden geçenlere şöyle bir bakması yetiyordu.
İşte o bakış bir göze zamana bakış denk geldi!

Ölüm bile yaşamı tamamlamaya yetmiyordu!

İlginç gelebilir çoğumuza. İfade edilir olması normal bir durum olduğunu göstermeye yetmez ki!

Kurnaz örgütler birliği ilk kez zaman karşısında çökmüş oldukları halde teslim olmayı bilmiyoruz diyorlardı.

Zamanın diğer misafirleri bakış yoksunu nefes alışkanlığı nefessiz soluk alamıyordu.

Onların zoru ile aynı zor birbirine zor geliyordu.

Zaman birbirine karşı utanması gerekenlere utanmaz dediği halde üzerine almak, alınmak o da ne dedirtiyordu.

Zaman tersine bir tek içimizde akabiliyor, dünle bugün arasında doğru bir mesafenin dengesini bulamıyordu.

Dengeyi kim bozdu sorusunu kime sorsan ben bozmadım o bozdu iftiracılığını yaşatıyordu.

Oysa yaşam hepiniz oradaydınız aşısını ilk nefes ile vuruyordu.

Yeni doğan bebeğin borcu bu kadar hesabını yapan utanmaz gizlenmiş kendini kimse ortaya çıkaramaz diye bir yere koymuştu.

Estetik bir düşüncenin böyle bir kaygısı yoktu.

Estetik kaygılardan estetik düşüncelere bir devrim olmuş kimselerden alınamıyormuş bir haber.

Eski alışkanlıkları deşip al parayı git kanını dök öl geri ver paramı zulmü çoktan ölmüştü.

Ölmez diye nema ortak ortaklığı velveleye veriyordu.

Anıların dolgu hataları dolu pürüzlü yüzü beynimi doğuştan bıçaklamıştı.

Ters geliyordu ters giden ne varsa, düz gitmesinin faydasının kendim adına olmadığını anlatabilmek en büyük derdimdi.

Cömert bir gülüşün yüzüme yerleşmesini beklerken soluğum kesilir yarım kalır diye titizdim.

Titrerim üzerine sevgimle, ortak bir ders ve dert ile!

Tin çalkantılarının içinde yüzerken kaçınılmazdı döngüselliğe tutunmak.

Art niyet her seferinde başa döndürebiliyordu.

Aşınmış duyguların hüzün tiryakisi değilim o niyet kendi soygun tiryakiliğini bizim bağımlılığımız gibi gösterirse öyle olduğu yeniden dile gelebilir mi diye söyleniyordu.

Oysa bor pazarı soygunu bitmişti eşekliği ile birlikte yaşamın içinde ki sür eşeğini Niğde'ye diyen ve bekleyen Niğde yok gibiydi.

Sevgi ve güzelliğin ne olduğunu unutmaktan korkutması gerektiğini anlatabilmek çabası bir insan da kaç can bir yaşam harcatabiliyorken harcama yaşamların rahatlığı yaşamı öldürmeye fazlasıyla yetiyordu.

♾️Önder Karaçay♾️

Önder Karaçay
Kayıt Tarihi : 28.6.2025 10:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Hikayesi:


▪️▪️♾️▪️▪️TÜRK ▪️▪️♾️▪️▪️

Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!