Otuz beşime gelmişim, hala cıbılım....
Ellerimde nasırların yontusu ile, bir başıma buradayım.
Otuz beşime gelmişim..
Haberim yok...
Şakaklarımda hafiften başlayan beyazlıkları kepek sanırdım.
Her gün yürüdüğüm yol, uzun gelirdi de,
Daha yapacak o kadar işim var ki! ! ! !
Zengin olmak gerek örneğin.
Çocuklarına iyi bir gelecek,
Karına, koca bir ev...
Daha yapacak o kadar işim var ki! ! !
Sincaplara barınabilecekleri bir yuva
Bana borcunuz var yıllar
Tüm akşamları yıktıktan sonra üzerime
Borcunuzu ödemeden
Nereye gidiyorsunuz!
Bana borcunuz var yıllar
Gömdükten sonra kalbimi karanlıklara
Zamandan önceydi
yaşıyorum zamanları
Dilin kaydedemediği anları.
Yoktum
vardım
Sakladığın rüzgarlarında
Ilık esen dağların eteğinden akan
Köpüklerinde bulurum hüznümü
Manastır kapılarında gezen fırtınanın sesi
Yılgın ağaçların çığlığı da kulaklarımda.
Yaşamın getireceklerini
Görmek için buradayım.
Belki,
bereketli topraklar kaplayacak benliğimi.
Tıpkı,
Nehrin,
Bir yürüyen merdivende yaşıyorsun,
Şu anda, merdivene karşı kazandığın yukarı çıkmanın heyecanı ile,
Sevinmektesin.
Unutma, sevgili dostum......
Hala merdivendesin;
Aşağıya indiğini merdiven bittiğinde anlayacaksın.........
Mezar taşı ustası anlattı ben yazdım.
Yazdıklarımdan ürktüm.
O beğendi ama.
Neyse, işte şiir.
....
Önce,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!