Erdal Çoban Şiirleri - Şair Erdal Çoban

0

TAKİPÇİ

Erdal Çoban

Ekmek yiyelim seninle
Kara, kuru tayın olmalı
Bir kireç dam köyünde
Yufka sert, kuru
anadolu kıvamında

Devamını Oku
Erdal Çoban

Sokağın dili
Sokağın sesi
Ne çok şey söylüyor
Kulaksız yürüyene
Elif lam mim, pantomim
Sokağın eli

Devamını Oku
Erdal Çoban

Konstantine gelmek için mısırın kalbinden söküldüm
Bir krak tarafından başka bir kralın tamda üstüne kondum
Koca bizansı altımda ezdim yüz yıllarda
Yılanları çalınmış yılanlı suyun dostum
Karşımda duran örme dikilitaş nedeni varoluşumun
Yüzlerce senedir öylece burada durmuşum

Devamını Oku
Erdal Çoban

Nargilenin isli kokusu gibiydi gozlerimi yakan damlalar

Halbuki hicte zor olmadi senle ayrilik

Hakliydin ustelik elim elinde bir baskasiydi yani basimdaki

Devamını Oku
Erdal Çoban

son,iki, üç,dört
dört bir taraftan sarmış kadınlar
kadınlardan yanmış dört duvar
duvarlar üstüme
duvarlar ölüme gebe
yıkılmak için tek ses, tek düşünce bir de zelzele

Devamını Oku
Erdal Çoban

Gezinti vaktidir yolcu
Rehberin benim, güzergah Konstantin
Yeni camii, banyosunu yeni yaptı yeni
İstemeden de olsa İstanbul, keseledi kirlerini
İki mendil fiyatına bir çocuk
Yanımdaki çakmakçı ateşledi düşlerimi

Devamını Oku
Erdal Çoban

Mutlu bir şiirdir
Gülümseyişi ölmek üzere olan hastanın
Bile bile lades sigarasını bıyıklarının sarısından üflemek
İnadına ve istediğince yaşamak
Bilerek ve kabul ederek kollarını açmak
Çok gün gerekmez

Devamını Oku
Erdal Çoban

Gece uzun derler hep yalan
Nasilda hemencecik geçiyor saatler
Bir kitap okumalik zaman bile yok
Uzak bir horoz yakin bir safak
Altmista Menderese idam diyen ben
Yetmiste Denizlere idam diyen ben

Devamını Oku
Erdal Çoban

Elim arkadan bagli ufak bir odada ayaklarimdan asiliyim

Pis kokulu bir ranzanin korkuluklarindayim

Vucudumu saran bedenim, yalnizligimla esirim

Devamını Oku
Erdal Çoban

KADIN DOĞAN

Sus be müezzin! Sus be ezan, sus! Yeni vurdum kafayı... Yarı sarhoş yarı uykulu bir akşamdı. Yastığım siper olsana bana... Kapasan kulağımı... Yap görevini son defa. Babtist kilisesi sıra sende mi şimdi? Kıskandın değil mi bizim müezzini? Çal çal sende çal, hem de hiç susmamacasına. Aneminin gitaristi dur sende durduğun yerde! Tavanımdaki beyaz boşlukta ne işin var?
Sabah mı oldu ne? Yoksa öğlen mi anladım... Yine akşam olmuş kalkıyorum. Hemen yatağımdan çıkıyorum... ‘Taş lahitimden’
Bugünkü kahvaltım iki boyoz. Çay parasını yaşlı bir amcadan istedim. Yalan değil, karnım aç dediğimde güzel yüzüme bakıp elime fazlasıyla vicdan bıraktı.
Ne güzelsin kordonda İzmir. Ama neden bana hep çirkin? Böyle mi anlaştık seninle gelirken... Hainliğinin üzerinden tam üç sene geçti. Hala birinci sınıftayım tastamam.

Devamını Oku