5.Şiirde Ses Boyutu:
Bazı şairler şiirde “Müzikalite”yi dillerinden düşürmezler. Şirde gerçek bir müzik elde etmek mümkün müdür? Öyle olduğu farzedilir. Nasıl mı? Onu özellikle, “Divan Edebiyatı” nazım biçimlerine candan bağlı şakirtlere soralım. Belirli ses değerleri elde etmenin bir yolu şiirde “Vezin”ler kullanmaktır.
1. Şiirde Vezin:
8.Yorum Boyutu:
Her şairin kendine göre dış dünyayı algılaması ve yorumlaması vardır. Bu algılama ve yorumlama işine çeşitli etmenler karışır.
a.Şairin özgeçmişi,
b.Şairin şiir anlayışı,poetikası
c.Beslendiği kaynaklar, sevdiği şairler
2.Başkalarının Hayatları:
Şair,kendi dünyasından kafasını kaldırıp çevresini görmeye fırsat bulabilirse (Biraz zor fırsat bulabilir; çünkü kendi yaşamıyla o kadar ilgilidir ki!) orada insanları görecektir. Şairin bir ÇEVRESİ vardır. Çevre kavramı,yavaş yavaş yakın çevreden (aile, okul, mahalle..) uzak çevreye (okul,kent, ülke,dünya) doğru gelişme gösterir. Şairin ilgisi ilk önce kendi çevresinedir. Oradaki insanları görür,onlara şiir yazar. Can Yücel’in “Ben Hayatta En Çok Babamı Sevdim” adlı şiiri bu yakın çevreye, ve onun insanlarına aittir. Aşağıda iki bölümünü aldığımız şiir bu konuda bir fikir verecektir.
“Hayatta ben en çok babamı sevdim.
Karaçalılar gibi yerden bitme bir çocuk
3.Bir Kitap –Bir Dize:
Yazarın, “Bir kitap okudum,hayatım değişti,” sözü doğru mu? Elbet,kitabına göre değişir ve bizim hayattan ne beklediğimize göre. Bazı şeyler için hazırızdır ve bir tetikleyici bekleriz. İşte, genellikle yazma eyleminin başında başka bir yazma eylemi, yani bir kitap, bir yazı, bir şiir bulunabilir. Genellikle bir okur, bir kitabı yada şiiri okurken yazarını aşar ve yazarının aklına hiç gelmeyecek şeyler düşünmeye, düşlemeye başlar. Bazen bir yazarla okuru konuşurken, “ben sizin şiirinizden şunlara çıkarmıştım,” derken, yazar:”ben onları hiç düşünmemiştim,” diyebilir. İşte yazarın ve okurun yaşantılarından ve okumalarından gelen bu “fark” aslında bir başka yazar için yeni uçuşlara vesile olabilir.
Burada bir başka yazardan kesin etkilenmelerden sözetmiyoruz, fakat yazılan bir şiirin bizde uyandırabileceği değişik izlenimlerin bizde yarattığı yeni tetikleyici etkilerden sözediyoruz. Şair, bu şair bunlardan sözetmiş, ben de şunlardan sözedebilirim,diye yeni alanlara açılabilir. Yeni konular, yeni biçemler geliştirebilir.
Çünkü, “hiçbir şey yoktan varolmaz.” Bütün yapıp ettiklerimizin temelinde bizden önce yaşamış, eser vermiş insanların emekleri ve eserleri vardır. Eğer o emekleri ve eserleri yadsıyorsak veya görmemezlikten geliyorsak, ya feci bir inkarcı yada yalancıyız. Her iyi bir şairin arkasında, bir başka (daha başka) iyi şairler yazarlar vardır.
Ne bir ses ne bir nefes var
Gitti yavrum dağların arkasına
Silahlar hep konuşur da
Niye sessiz hep uçan kuşlar.
Yetiştir, büyüt elinden alsınlar
Çocuklar büyüdüler
Kazık kadar oldular
Oldular da ne oldular
Ne şiirden anlarlar
Ne de kesilen bir
bilekten kanın
Bu kıza tam bin kayme saydık
Daha istese onu da bulacaktık
Annesi çok istedi “masum” dedi,
Ben onu adam ederim dedi.
Oğlan pek yanaşmadı da
Anası başımın etini yedi.
Alır kaynana:
“Kayınvalide de neymiş, kaynanayım işte
Ben onun hesabını görürüm hele bir düşsün elime
Oğlumu benden alıp üzerine oturacakmış
Keyfini sürüp şu köşede kurulacakmış
Ben onun canına okurum,alırsın hemen ahıra
Çeşmebaşında kızlar ağızlarını açmışlar
Aman ne laflar ne laflar,dinleyin bakın
Anlayabilirseniz anlayın,bana da anlatın
Güya kızın daha önceden sevdiği varmış
Kız oğlanı istememiş pek nazlanmış
Ellerde laf çok, herkes car car konuşur
Bilir misin derinin gerginliğini
Davullar çalınan,
Sessizlikte işleyen çarkı
Sevginin neden konuşulmadığını.
Oysa şarkılarla gelir




-
Melaike Hüseyin
Tüm YorumlarGüzel bir manzara olmuş yine Hocam! Günlük gibi.
Hanımefendiye selamlar. İncir olacak da yenmeyecek mi Hocam! :-) Avrupada tane ile satılıyor şu incirler. Tanesi söylemesi ayıp, bidolar. Gurbetçim durur meyve tezgahı önünde, bakar şu memleketinden gelen teker teker kağıda sarılı, içi bal dışı ...