Sessizlik ve Açlık
İki bilinmez,
Pencerem açılınca biri
Gözlerim kapanınca diğeri gidiyor .
Bir gün karşıma çıkarsan eğer
Beni ne kadar sevdin diye sorma
Çok dersem gitmemi izah edemem
Az dersem kalbimi yakışını.
Yalancı baharı yaşıyorum yüreğimde
bir ikilem içindeyim, anlatılmaz
bir yanım, çöl sıcağında suya hasret
öbür yanımı sorma; sanki kıyamet.
Bir çift zeytin karası gözde, kayboldunuz mu hiç?
Bir yanı hep kanamıştır gelin başlı gülün
boy attığı topraklarda bülbül yoksa eğer
Bir kanadı kırılmıştır bülbülün
rüzgar, gülünü koklamışsa eğer
Şiir mısralarına düşseydi adın
kelimeler arasında nifak çıkardı
Roman sayfalarına yayılsaydı kokun
kahramanlarını vurdururdun yazarın
''Akdamar Adası'na ithafen''
Ah Tamara! ..
yorgun dalgaları en iyi sen bilirsin
mehtapsız gecelerde usulca ağlayışları
bir sen dinledin turnaların serenadını
Saçlarımın uçlarında akasya çiçekleri
belli ki kök salacak
zeytin tadına sabah çiği düşünce
biliyorum
hüznüne yatacak
yirmisinde filizlenenler
Bugün maviyi seyrettim Çamlıcadan
kırışmıştı her yanı, balıkçı teknelerinin-
önünden kaçan balık sürülerinden
koca bir gemi, ütüler gibi geçince üzerinden
yaşlı yalıların çığlıklarını duydum bu yükseklikten
Yağmur yağdığı zaman
Annem hep ağlardı.
Kimbilir ne derdi var göklerin
Üstümüze ağlıyor derdi.
Çocuklar vardı, kuşlar gibi cıvıldaşan çocuklar
yüzlerinde su gibi duru, saf bir parlaklık
okşamak için avuçlanırken yanakları
güneş tutulması sanırdık oluşan karanlığı
güneş sizden mi çalmıştı parlaklığını
sizden mi koparmıştı sıcaklığını.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!