Ne kürsülerin hırsı anlar bu ruhu,
Ne de pazarlıkla değişir dağların kokusu.
İzmir’in tepesinde esen o hür asi rüzgâr,
Ne bir partinin mülküdür ne de bir zümrenin uykusu.
Gazi’nin bastığı toprakta açan çiçekler,
Açmadı gülüm garip bülbülüm
Hakkın yarattığı garip bir kulum
El attım dallarda kurudu gülüm
Kısmetsiz nasipsiz bir kulum.
Gez/dim heybenle yorğan döşek
Daima gelen gideni aratır
Zaman saçlarını ağartır
Ne zaman hır gür başlar
Dökülür eteğinden taşlar
Kaynana gelin dırdırı başlar
Sensiz gece uzun çeker ayaza
Seven aşık girer mi hiç maraza!
Kalbimi kırdın kızdım yaza yaza
Dallar çiçek açmadan gel gel.
Çiçeklenir baharda dağın eteği
Dört duvar arası sazım akortsuz
Sevdamla dağları delesim gelir
Tütün bastın kanayan yarama
Küllenen yaramı sarasım gelir.
Baktın özüme bön bön çaldın sazı
Bir çocuk saflığı / çöktü içime,
Dünyaya yeniden / bakasım gelir.
Uzakta aranan / girmez biçime,
Bir rozet misali / takasım gelir.
Bıraktım aklımın / sert surlarını,
Benziyor yarım aya hilal kaşların
Gögsünde uyursam biter kışlarım
Gökyüzüne kanat çırpar kuşlarım
Döşüme başını koyduğun zaman
Azmı içttim ellerinden acı mıranı
Geliver yamacıma ay güneş ile
Domraksi dediğin külliyen hile
Yaşananları gözün görmese bile
At elini cebine anlar halini kel bile.
Toplum dediğimiz kocaman bir sürü
Bak senin gözün kör
Gel benim adım Sör
Bu meşk aşk baydı!
Bakta ciğerini gör
Gördüm senin ciğerini
Gözüne bakmadan çalmam sazı
Kalbimde başladı inceden sızı
Gel etme cilve naz zalımın kızı
Gelme üstüme yazıktır bana.
Huzurlu bir yuva hayalim düşüm




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!