Söylenir söz daralır nefesin
Sürer se izini kısılır sesin
Titrer elin kırılır kalemin
Yüreğin daralır sazın çalmaz.
Gölgelense seni takip eden
Öyle güzeller gördüm, senin gibi bakmadı
Sözünü sözüm bildim, diyecek sözüm kalmadı
Bir çift göze vuruldum, senin gibi yakmadı
Beyhude geçti ömrüm, tadım tuzum kalmadı.
Zehir olsa içerim elinden, sensiz balın tadı yok
Ey erenler hele hele bakın o yâre
Aklımı başımda koymuyor benim
Uslanmadı deli gönlüm bi çare
Hallerimi kimse bilmiyor benim
Ağacım yaprak döker dalımda
Zaman bir değirmenmiş, öğütürken her dünü,
Vicdan sızım sızım der, kapı ardında sessiz;
Ne el öpecek dal var, ne yollar baki bizsiz.
Yüreğim bir harabe, kelimeler bin pare;
Suskunluğun koynunda, arıyorum bir çare..
Hangi rüzgar savurdu, küle dönmüş o közü?
Söyle, hangi boş teselli, güldürür ağlar gözü?
Yürüdüğün yollara bak, izlerin toz içinde;
Hangi derya temizler, kalpteki gizli sözü?
Dost bağına har düşmüş, bülbülün dili suskun;
Yollar biter İbrahim, menzile varır kervan,
Hangi tabip dert sarar, yoksa sinede derman?
Toprak basar bağrına, sultanı da kulu da;
Bir gün eline geçer, o geri dönmez ferman.
Gölgeler uzar gider, ikindi vaktidir bak;
Gölgeni arkana al, yürüme öyle, dur git;
Kaçtığın büyük gerçek ne imiş, kalbini dürt?
Bir ömür biriktirdin, o yaldızlı sözleri;
Hangi su yıkar dünle, kalpteki o izleri?
Eski dostlar çekildi, rüzgar esiyor soğuk;
Kelimeler yorulur, susmak sığınak olur;
İnsan en büyük dersi, hep sessizken tam bulur.
Yıktığın o köprüler, dönüp yolunu bağlar;
Gözden sakındığın bak, o dipsiz kara dağlar.
Ne bir sitem kâr eder, ne geriye dönülür;
Geldin yolun sonuna, işte bitti İbrahim;
Ne saray baki kaldı ne bir taht ne de rehin.
Gözlerini yumduğun o karanlık perdede,
Sana yoldaş olacak sadece kalb-i selim.
Dursun dünya telaşı, sesler kesilsin artık;
Temmuz’un bağrında bir kara duman,
Srebrenitsa yandı, vermedi aman.
Avrupa’nın kalbinde durduğu zaman,
Binlerce can düştü toprak altına.
Mladiç denen zalim şehre girerken,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!