İki farklı dünya yaşadım ben. Birincisi hesapsızca, pervasızca, bencil bir ‘gitme dünyası’. Öğretmenim çok güçlüydü, öyle ki benim ‘gitme dünya’mın kurucusu oydu. Kurdu ve gitti. Yalnızlık ağır geldi bana, kalamadım bu dünyada. Sonradan öğrendim, gitme dünyası birisinin hep gittiği bir dünyaymış ve kurucusu da benim zannettiğim gibi o değilmiş, ‘gitme dünyası’nın kuranı, içinde kalanıymış, gün gelip çıkmadıkça bunun bir kapan olduğunu göremezmiş.
Sonra bir başka dünyayı yaşıyormuş insan, ‘unutamayanların dünyası’. İlk bu dünyayı ben kurdum sanmıştım, onda da yanılmışım. Bu dünya zaten hep varmış ve ‘gitme dünyası’nın mülteci kampıymış. Paramparça hayallerin toplanıp yakıldığı bir meydan varmış. Tüm düş kırıntılarını alabiliyorlarmış, ufak bir operasyonla. Tüm düş kırıntıları ise duygularına karışırmış meğer, alınan duygularınmış. Onların yerine uyanlar ise yalnızca sitem, yalnızlık ve kırgınlıkmış, sana uyacak yeni bir his topluluğu bulunana kadar. Çoğu zaman da uygun bir donör bulunamazmış. Öğrendim, yaşayarak.
Kırgınlık ekletmedim, düş kırıntılarımın yerine. Sitem de yok, bünyem kabul etmedi. Yeni dünyada bana yalnızca ‘yalnızlık’ yetti. İçimdeki umutsuzluk yan etkisiymiş, kanayan yaralarıma sürdüğüm ilaçların. En garibi de kimseye rastlamıyorsun bu yeni dünyada, içine girince ise hiç garipsemiyorsun bunu. Saklambaç oynarken bir köşeye saklanıp, kurt olmadan çıkmak istemeyen bir çocuk gibi saklanıyorsun, yeni hislerden, hayallerden. Ben bir aynanın içine sakladım kendimi. Sonra da kırdım aynayı içerden, bakmak kimsenin aklına gelmesin diye.
Soğukmuş saklambaç oyununun köşeleri, evet köşeliymiş saklambaç, her köşede biraz daha soğuyormuş insan hayattan. Küçük, kapaksız bir soba buldum bir duvar dibinde. Isınırım diye yaklaştım, soba kıvılcımlar saçarken çevresine. Gördüm ki ateşi ısıtmaz, yalnızca yakarmış. Her köşeden acaba sobelenir miyim diye gizli gizli bakarken, kırdığım aynaya geri döndüm ve ebe ortalıklarda yoktu. Gittim sobe dedim, cam kırıkları elime batarken. Canım acıdı, kızdım, çıkmak istedim aynanın içinden, daha çok kanadım, daha çok kızdım. Kendime kızdım, aynaya kızdım, ‘unutamayanların dünyası’na kızdım. Çıkmak istedim bu yeni sandığım, eski dünyadan. Verdiklerimizi alırız dedi, boşluktaki o ses. Al dedim istemiyorum, bir çocuk gibi ağlarken yaralarımın acısından.
..
Küçük bir çocuğun saflığıyla bakmışım bu zamana kadar hayata. Gerçeklerden kaçmışım.Ve kendime öyle bir dünya kurmuşum ki nasıl anlatsam. Benim gerçeklerim sadece bana ait olanlarmış. Ben herkesten bana benzemesini istemişim. Ne kadar garip değil mi yaren. Aslında acı diye bir şey de yok biliyor musun. Hayalde acı çekmek kadar anlamsız bir şey de olamaz.
Herkes beni sevsin olamaz böyle bir şey. Bu gerçek dışı bir düş. Düşlerle yaşamak kadar düş olamaz yaren. Kendimi çözdükçe kendime yaptığım haksızlığı daha iyi anlıyorum. Ben ruhumu ortaya koymamışım ki. Ben hep gizlenmişim yaren. Duygularımı düşüncelerimi gizlemişim. Ve ortaya çıkmak. Hem de aslanlar gibi.
Yok böyle bir şey. Yaşama bir koza ör ve o koza içinde uyu. Bu olamaz yaren. Bu olanaksız bir şey. Bu hayal bu anlamsız. Bu kendinden kaçmak yaren. Bu gerçeklerden kaçmak. Yok gerçeklerle yüzleşme zamanı çoktan gelmiş ve geçiyor yaren. Öfkelenmek ve kin duymak. Olamaz böyle bir şey. Dışarıdan özür dilemek ve içinden ben haklıyım demek. Yok be yaren gerçekten yok. Sıkıntılarım bana çok şey anlatıyormuş da ben anlamak istemiyormuşum. Dedim ya sana yazdıkça bazı şeyleri daha iyi anlıyorum. Yaşamak güzel şey be yaren. Öpüyorum seni.
..
Bütün ömrüm boyunca her an sancılı düştün
Âhuzar ettiğim de,bülbül gibi ötüştün
Yapraksız dallarımda bak ansızın tutuştun
Ahlar ile yazdığım şiire harf harf düş/tün...
Katran karası geceler beni benden aldılar
Aka boyandı canım, kara kışa saldılar
..
Yaz yağmuru düşmekte, ağır, uslu ve sâkin;
Islak suların seyrine düş, düş deresinde.
Durmaksızın akmakta zaman menzile, lâkin;
Kırk yıl gibi kırk gün yaşadım penceresinde...
mef'ûlü / mefâîlü / mefâîlü / feûlün
..
Çöller boş kalmasın aşk ile yürü
Leyla bayram etsin düş de çöllere
Bir koyun yüzünden gitmesin sürü
Sevdiğin sevinsin düş de ellere
Gece gündüz bitmez karanlık yollar
..
Düş gördüm bulutlar rahmet doluydu
Yedi kat arşa yükselen miraç yoluydu
Abdest alıyordu gördüm zemzem suyuydu
Onsekiz bin alemin efendisi hakkın kuluydu
Düş gördüm güllerden kokun geliyor
Savrulan kokular hakkı tesbih çekiyor
..
Bir düş gördüm düşümde
Düşte düş olmaz deme
Ben Düştüm düşümde
Ateşler yanıyordu döşümde
Düşümde Düştün Döşüme
Düşte düşsende döşüme
..
Aşk yazdığımız kalemler vardı
Ucunu özene bezene düzelttiğimiz
Aşık olduğumuz günlerde vardı
Bitmeyecek sandığımız.
Düştün aklıma kadın
Hep düştün aslında
..
hadi bir düş kuralım
gözlerin düşsün düşlerime
gölgemden öte sen ol yanımda
düş yüreğimin peşine
...
..
çöl, heryer çöl
herkes çöl...
insan, kıyı
heryer uçurum...
düş, sen/de düş
mevsim kış
buzzzzz...
..
Bir düş gördüm dün gece
Düştü pencereme süzülerek
Ayın solgun ışığı
Odamda bir aydınlık
Bir huzur kalbimde…
Bir düş gördüm dün gece
Düştü aslında aklıma düşen her bir düş
..
Seccadelerin iğde ağacıyız nursuz Hayat sana inat
Yakamdan düş nursuz hayat
Seccadelerin İğde ağacıyız nursuz Hayat sana inat
Yakamdan düş nursuz hayat
Yunus ve aşk mürşidimiz şimdi
..
Bir madalyon gibi taktı göğsüme;
Aşk, iki kişilik elbet. Tek yakar!
Bilmem mi ah! Vaveylana verme;
Sus yüreğim, kaderde yalnızlık var!
Al başını düş yollara yollara...
..
Sevdiceğim, sayrı mısın sağ mısın?
Bir düş gördüm aklım hep sende kaldı.
Diyeceğim: Kara mısın ağmı sın?
Bir düş gördüm aklım hep sende kaldı
Karlı dağlar yasta gibi tülü var,
Yeşil bağlar hasta gibi gülü var.
..
Dudağında bir ıslık, elinde cigara...
Gözlerin geceydi, karanlığına karıştım.
Ben sadece Attila İlhan gibi sevebilmeyi,
Birde gülümserken gözlerinden geçebilmeyi düşledim.
Ellerime karanlık bulaşmış, gözlerime karanlık.
Şaşırdım kaldım; her şey gerçekmiş,
..
Düş rengine boyandı her şey
Bir kırlangıcın vazgeçemeyeceği bir düş
Emir ve komut
Nasılda yasalarına uymakta
Uzun doğa gagasıyla dağ iskeleti
Kirli ve kaygı yalnızlığına alışmakta
..
DÜŞ BEN GİBİ SEVDAYA
Şeyh Galip'i okuyup, Aşk'ı bir ondan dinle,
Nabi, Baki, Fuzuli, Avni hüznüyle inle.
Düş ben gibi sevdaya, inanmadın bir türlü,
Hal-i pür melalimi, gör kendi gözlerinle.
..
bir düş ol istdim
benim için yarınlar için
düş ol ve ordan hiç çıkma istedim
bir gün uyanacak olursam
..
Sevdam çiçek açtı ne bekliyorsun?
Düş yola,gel bana akşam olmadan...
Görenler olurmuş olursa olsun
Düş yola,gel bana akşam olmadan...
Kuzular kırlarda meleşiyorlar
Kumrular dallarda söyleşiyorlar
..
düş kur kendine
düşlerde yaşa
kendi mutluluğun adına
bak nasıl güzel olacak dünya
..



