dolaşılmış dağ eteklerinin hevesindeyim bu aralar.sıkıştırılmış ruhumu çıplak ayaklar ile bakir topraklara salabilmenin telaşında.yeşile mahkum koca bir gölün manzarasının seyrinin düşündeyimgurbetçi kuşların rotasına dost bir seyahatin hazırlığında.gözümü kapatıyorum beyaz bulutlu yelkenlilelerle gökyüzünün keşfindeyim ve yine sensin zarif bir kalem ile gördüğüm tüm düş güzelliklerini üzerine kaydetmem için bekleyen.zamanında ne çok denedim geçmiş,geçip gitmesin istedim zalimce.geçmişime ait ne varsa şimdime ait kalsın istedim ama ne yazık ki başaramadım.istikrarsızlığımın azametine uğradı geçmiş ve bu gün arasında temellerini attığım köprüler.sen sonuncusu ve hayırlısı olursun umarımne düşünürdüm bir kaç yıl öncesigünüm gecem hangi telaşlar içinde kovalardı birbirini.neye yorulmuştum en çok neye gülmüştüm neye ağlamıştım hatırlayamıyorum.neler arşivleyebildim ki olgunluğuma sermayeve hangi yolları teptim yada hangilerinden caydım cahilce hatırlamıyorum.meğer ne mühim zamanlar yitirmişim yeni anlıyorum.bilirsin ben hep bira karamsardım.böyle böyle ne çok şey atlamışım.daha çok oynamalıydım.daha fazla yaramazlık yapmalıydım.biraz daha arkadaş.sahip çıkamadım.ya da hiç olmadı ki sahip çıkayım.
güzel düşlerin arefesindeyim.ihtimaller hevesindeyim.herkes yaşama olmak isteyenler ile başlar ben olmak istemediklerim ile başlayanlardanım.olmak istemediğim şeyler daha azdı.çabuk biter sandım başlangıçlarım yaşamıma yayıldığında anladım.şimdi hiç küçük değilmişim gibi geliyor sanki ağaçlara çıkmamışım karaduta vişneye bulaşamış üstüm başım.meğer olmayacak işlere kolumu sıvamışım.
Aşkta yarın yoktur sevgili. Zaman ileri doğru değil, içeri, yüreklere, derinlere doğru işlemeye başlar, bilgeleşir. Hiç bilmediği sezgileriyle buluşur. Yükü çok ağırdır, kendiyle buluşmuştur. Hem dışındadır dünyanın, hem de ortasında.
Hindistan'da Ganj Nehri'nin kıyısında yakılan yoksul adamın hissettikleri de onunladır, yitirdikleri de... Newyork'ta, bir sokakta, o kartondan kulübesinde yaşayan kadının çıplak yalnızlığı da. Her şey onunladır, ona emanettir sanki, ama o, çıldırtıcı bir yalnızlık içindedir yine de...
Aşkın kültürlü olmakla, bilgili olmakla da ilgisi yoktur sevgili, kanımıza karışan ilkel acı, o yaban ağrıyla hiçbir kitabın yazmadığı hakikatlere daha yakınızdır, inan...
Kim demişti hatırlamıyorum, aşk varlığın değil, yokluğun acısıdır diye. Belki de bu yüzden ilk gençliğimde, o yoğun aşık olduğum yıllarda, gözüme uyku girmez, dudağımda bir ıslıkla bütün gece şehri, o karanlık, o hüzünlü sokakları dolaşır, insanları uykularından uyandırmak isterdim. Uyanıp, içimde derin bir sızıyla uyanan o derin sancının acısına ortak olsunlar diye...
Aşk çok eski bir şeydir sevgili. Onun içinden o çileli çocukluğumuz geçer. Sevdiğimiz insanların çocuklukları da... Oradan üvey anneler, eksik babalar, parasız yatılılar geçer. Ve sonra aşk bütün bunları alır, daha da eskilere gider, hep o ilkel acıya, o yaban ağrıya...




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta