Dumansız Baca Şiiri - Mustafa Alp

Mustafa Alp
887

ŞİİR


5

TAKİPÇİ

Dumansız Baca

baktım, bana ilk görüşte aşık değilsin.
gözüm gördü de gönlüm tutanağı yırttı.
sen bir kere gülümsedin.
ben ömrümün kalanını o küçücük delile bağladım.

sen havadan söz ettin, ben bahar geldi sandım.
sonra ayaz vurunca senden sordum hesabını.
oysa ne söz vermiştin ,ne de kal demiştin.
ben kendi sesimi senin ağzından dinlemiştim.

ateş değilsin, kül değilsin, kıvılcım dahi değilsin.
ben bağrımı yakıp yüzünü seyretmişim.
ışık sana vurunca ateşi senden bilmişim.

ey gönül, her susanı derin sanma.
boş kuyunun da yankısı gür olur.
sen eğilip adını söyledin, sesin geri geldi.
beni çağırıyor dedin.

sonra bekledin.
beklemekle bir hak doğar sandın.
kapısında eskittiğin ayakkabıyı
ev sahibine borç yazdın.
kim öğretti sana
birini sevince ömrüne ortak çıkmayı?

ben öğrettim.
şimdi kabahati gönlün üstüne yıkmayayım.
zavallı göğsümde çarptı durdu.
her vuruşu senin lehine yorumlayan bendim.

bir meyhanede adını anmadan anlattım seni.
saki, ne yaptı? dedi.
hiç, dedim.
önümden boş kadehi aldı.
şunu da doldurmadan
başını döndürdü sanma.

gülemedim.
insan bazen kendi halini duyunca şakayı anlayamıyor.

sana zalim dedim, kolayı buydu.
kendi elimle kurduğum
darağacına senin adını kazıdım.
ip boynumdaydı, ucunu da ben tutuyordum.
ellerimi açmaya bir türlü yanaşmıyordum.

doğru konuşalım.
sen beni aldatmadın.
aldanmak için yardımına ihtiyacım yoktu.

bir selamı çoğalttım, bir bakışı süsledim.
arada bir hatır sormanı içimde nikah şahidi yaptım. sen kendi hayatına gittin.
ben kendim kıyıp kendim bozdum o nikahı.

üstelik ne çok insanı beklettim seni beklerken.
annem aradı, sonra ararım dedim.
bir dostum kapıya geldi, ışığı söndürdüm.
senden haber gelir diye elimde tuttuğum
telefonla kimseye dönmedim.

şimdi kalkıp ömrümü aldın desem,
o kapıdan dönen dost yüzüme bakmaz mı?
annemin cevapsız çağrısı
bölmez mi sözümü?

aşk dedim, kimse hesap sormadı.
ne kullanışlı kelimeymiş.
altına ne koysan bir müddet kutsal duruyor.
ben kendi inadımı koydum,
önünde diz çöktüm.
senin bundan haberin bile yoktu.

ey gönül, bir de sana bakalım
adamı tahta sen çıkardın,
fermanı sen yazdın,
mührü sen bastın.
sonra boynun ağrıyınca kahrolsun saltanat dedin.

az değilsin.
biraz da kendi putunu kendi elinle indir.
kırıp dökme,
yarın bir başkasını aynı yere koyarsın.
önce şu dizlerinin üstünden kalk.

ben artık seni kötüleyerek iyileşmeyeceğim.
bir güzel günün varsa güzel kalsın.
hatıranın yüzünü çizmekle insanın bugünü, güzelleşmiyor.

ama dönüp hiç mi sevmedin? diye de sormayacağım.
bunca susmuşluğun ardından.
seni bir de beni avutmak zorunda bırakmayacağım.

sevmemiş olabilirsin.
bu kadar.
dünya benim gönlüm kırıldı diye
kötülerle dolmadı.
sen yine birine su verirsin,
bir çocuğa yol gösterirsin.
benim payıma düşmedi diye,
şefkatin yok sayılmaz.

bunu derken boğazım düğümleniyor hala.
bırak düğümlensin.
her doğru söz insanın ağzından rahat çıkmıyor.

ateş değilsin,
kül değilsin,
kıvılcım dahi değilsin.
dumansız bacasın artık.
ben önünde kaç kış odun kırdım.
üşüyen ellerime bir kere bakmadım.

şimdi baltayı bırakıyorum.
sana öfkemden değil,
ellerim lazım.

annemin sökülen perdesini asacağım.
dostumun kapısını çalacağım.
masada kuruyan ekmeği bu akşam çorbaya doğrayacağım.
bunca zaman hayata küstüm dedim.
meğer insanları birer birer ihmal etmişim.

sen bana hiçbir şey değilsin artık,
demek isterdim.
o kadar kolay değil.
bir şarkıda duruyorsun hala
bir sokağın köşesinde.
fakat oradan geçmek için senden izin almıyorum.

adın anılınca konuyu değiştirmedim bugün.
biraz sustum,
sonra kaldığım yerden sözüme devam ettim.

öyle işte.

bu akşam masaya bir tabak koydum.
yemeğin tuzu eksikti.
kalktım,
tuzu aldım.

✍️

Mustafa Alp
Kayıt Tarihi : 20.10.2026 14:35:00
Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Yıldız Şiiri Değerlendir
Yorumunuz 5 dakika içinde sitede görüntülenecektir.

Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!