Ne hevesler peşinde, döndü durdu deli baş,
Ne çıkmaz kavşaklardan, geri döndüm ben yavaş.
Çakıl taşı üstünde, sustu paslı çakaloz,
El salladım yolcuya, hüzün nöbeti ve toz.
*
Eski tüfek mi oldum, şimdi ben böylece sert?
Tüfek dedimse, sakın büyütüp edinme dert.
Bir çakaloz namlusu, sapan ki dalı eğmez,
Ürküttüğü kurbağa, attığı taşa değmez.
*
Bozgun alay kışlası, siperimde gedik çok,
Ardına saklanacak, elde tek bir taşım yok.
Bahçelerde, cömertçe açmış iken dal ve gül,
Çöp çekecek derman yok, çakaloz oldu bak kül.
*
Yabancı geçti yoldan, ıslandı kara barut,
Kırıldı eski kundak, tükendi bütün umut.
Çakaloz namlusunda, birikmiş paslı kurum,
Tetik çekecek gücüm kalmadı, budur durum.
Kayıt Tarihi : 4.10.2026 12:10:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!