içimdeki sıkıntının
kararan kara bahtımın
huzur vermeyen yaşamın
tarifi zor
Unutmanın kolay olmadığı belliydi
Bir koru avuçlamak gibiydi
Yaranın kabuk bağlamasıyla
Acıyı unutup tekrar denemekti
Uzaktan görmeyle sevinmekken
Sessiz biçare oturup,
İçimden bağırdığımı,
Kah gülüp kah ağladığımı,
Keşke bir fark edebilsen !
Gönlümün git gellerle yorulduğunu,
Gönlüm Kırık,
Umudun yıkık,
Yüzüm asık,
Nasılsın diyorsun.
Köz düşmüş içime,
Ben sana koşarak;
Üstüm başım toz içinde,
Elim,ayağım kanayarak;
Öp de geçsin demeye gelirim.
Ben sana bir gün batımında;
Bana bir haller oldu
Artık her şeye üzülmüyorum
Akşamları yürüyüşe çıkmıyor,
Hüzün denizine düşmüyorum
İlkbaharlar yaza dönüyor
saçıma ilk akı düşüren tasasın
uykusuz gecem bitmeyen sevdamsın
içimde buruk garip bir acısın
beni mecnun eden Leyla mısın?
yakınken asırlar gibi uzaksın
Gönlüme düşenlerden eziliyorum,
Artık son deyip tekrara düşüyorum.
İflah olmaz bir dert severim,
İmkânsız sevgilerin peşindeyim.
Tatlı hayalle başlıyor ilk perdesi,
bir kar yağıyor inceden ince
belki dün başladı belki gece
ortalık beyaza bürününce
içimi ferahlatır garipçe
beyazlasın evlerin çatısı
Oturup durma boşuna,
Kıyalım tatlı canımıza;
Verelim omuz omuza,
Kalk gidelim !
Ayağımıza değsin taş,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!