DİN ŞİİRLERİ

DİN ŞİİRLERİ

Sinan Karakaş

Din yalnızca Allahın kelamı Kurandır,
Münafık bunun dışında yol arayandır.
..

Devamını Oku
Sinan Karakaş

"Vema helektül Cinne vel İns, İlla liyabüdun",
Hakikatin kaynağıdır, tebliğ olunan bu din.
..

Devamını Oku
Arif Arifoğulları

Her şey tamam da bir sendin noksan.Saatler sus pus olmuş sanki geçmek bilmiyor.Bakınıyorum etrafıma belki gelirsin diye.Belkide sadece bir tesellidir yapmış olduğum belkide sadece olmasını istediklerimdir.Her şeyimle tam oldumda bir tek sen...din bende eksik kalan.Bir tek sendin diyorum çünkü; Sendin beni tamamlayan.Hani sözlerimiz vardı verilen yeminlerimiz vardı gelecek adına ayrılmayacak bu eller her zorluğa göğüs gererek. Ne oldu da bozuldu yeminler ne değişti de hayatımız da bizi böyle değişik kıldılar. Şimdi Hayat durmuş yüreğimde. Şehir sessizliğe bürünmüş sen yoksun diye.Sessizlikler içerisinde ben de kayboldum sevgili ne seni nede kendimi bulabiliyorum bu çıkmaz sokakta.Şimdi Herşeyim tamamda bir tek sen noksan kaldın bağrımda.Candan Ötem Sessizlik Düştü Sevdamıza
..

Devamını Oku
Ahmet Yüksel

'Küt olur dinsiz bilim; kör kalır bilimsiz din'
Kör kütük dünyamıza doğ Ey Kitab-ı Mübîn
..

Devamını Oku
Kazım Karagöz

Hem ne kadar cahilsin, hem ne vurdumduymazsın?
Kendin bir din uydurur, ona bile uymazsın! ..
..

Devamını Oku
Kazım Karagöz

Adama din de sanki geçiriyor havale,
Ya Rabbi bu milleti kim getirdi bu hale?
..

Devamını Oku
İkram Gökhan Akcebe

Zorunlu dün dersinden ders alamadıktan sonra
Tüm millete zorunlu Din dersi versen ne fayda!
..

Devamını Oku
Oktay Avcu

din
insanlık evresini tamamlayamayanlar için zarurettir.
insan olabilmeyi başaranlar içinse
Lüks tür
..

Devamını Oku
İkram Gökhan Akcebe

Muaviye'ye kızmakta çok haklı olabilirsin, Din kardeşim
Bunu nefsi noktada tutup İslamla aranı soğutmamalısın.
..

Devamını Oku
Sinan Karakaş

Fıtrata sadık olmayı emreder bu din size
Fıtrata sadık kalarak cevap verin dinsize
..

Devamını Oku
Sedat Hünker

Din iyi temiz haldir iyi temiz halde hızır küzur sağlık yaşam alanı rahmet canlılık bereket rızık çoktur
Dinsizlik iyisiz temizsiz haldir iyisiz temizsiz halde hızır küzur sağlık yaşam alanı rahmet canlılık bereket rızık yoktur
..

Devamını Oku
Halit Mehdigil

.....İnsanlık doğduğundan beri genleri alarak yaşamı sürdürmeye çalışan nesliz.201 odalı (Ülke) dünyamızda ülkeler bilinç düzeyleri ölçüsünde dünyanın ya sefasını ya da cefasını çekiyorlar. Cefa çeken ülke insanları, sefa süren ülke insanları. Bizim ülkemiz cefa çeken ülkeler listesindedir. Bunu her düşünceden kesim taşıyor. Niye cefa çekiyoruz? Kör kafaların kör zihniyetlerin çokluğundan.

.....Osmanlı Devleti hep devletin devamlılığını,yıkılmamasını düşünmüş. İnsan ön planda değil. Devlet dediği de halkın katılımlı olduğu devlet değil. Osmanlı Hanedanlığı' nın hükmiyeti. Başka bir şey değil. Söz gelimi Osmanlı soyu Türklük'ten geldiği halde Türk'e sırtını dönmüştür.Türk'e hizmet yoktur. Türk Osmanlı Ordusu' na sadece savaşçı verir. Bir de aşar vergisi. Türk'e toprak yoktur. hepsi padişahındır. Padişah Türk ile evlenmemiştir. 36 padişahın 34 ünün annesi yabancıdır. Vezirler, büyük devlet adamları, devletin hemen her kademesindeki adamlar ve hatta şeyhülislamlardan bazıları dönme olan kişilerdir.

......Kısacası Türk, saray ekmeği yememiştir. Sarayın saadeti, hükümranlığı devam etsin diye 20 yaşlarındaki canları göndermiş bunu yanında vergiler ödemiş karşılığında ne eğitim, ne ekonomi hizmetleri almıştır. Yakın tarihimizde 1912-1913 Balkan Savaşı'nda 190 bin askerden sadece 30.000 geri dönmüştür. 160 bin can gitmiştir. Sultan Abdulhamit dönemleridir. En çok toprak kaybımız yaşanmıştır: Balkanlar,Kuzey Afrika, stratejik önemi olan Mısır... 90.000 askerimizi Sarıkamış'ta verdik. 150.000 e yakınını Çanakkale Savaşı'nda...(Sultan Abdulhamit 33 yıl boyunca dünyanın ikinci sıradaki donanmamızı Haliç'e hapsetmiştir. 30.000 asker, 13.000 mürettabat hapsedilmiştir donanmaya. Sultan Abdulhamit deniz kuvvetlerinden korkuyordu. Donanmamız çürümüştür. Amcası Abdulaziz'i onlar öldürdü beni de öldürürler, korkusu vardı. Donanmamızın çürümesi dış ülkeleri iştahlandırdı. Balkan Savaşı, Sarıkamış, Süveyş Kanalı Savaşı, Çanakkale Savaşı bu yüzden çıkmıştır. Donanmamız zayıflayınca bize HASTA ADAM dediler.)

....Bu kadar can vermek. Ülke uğrunda can verilir mi? evet. Ama bu ülke topraklarının hepsi padişahın tapusundaydı. Hizmet var mı var ama çok az. Hizmet'i kime vermiştir Osmanlı.İmkanları ve sefayı kime sağlamıştır? İçimizdeki yabancılara. Bu yabancılar Cumhuriyetin ilk kuruluşunda biraz pasif edildiler. 1946'dan sonra sahneye çıktılar gene. Bunlar Türk ve müslüman görünümlüdürler. Osmanlı, siyaset,eğitim ve ekonomi hakkını hep onlara tanıdığı için bilgi, bilim, ekonomi ve din bile onların yönetiminde oldu.
..

Devamını Oku
Ayşe Birgül Yılmaz

Ne inanılmazlara inandık,
İnandırıldık.
Ne dayanılmazlara dayandık,
Kandırıldık!

Yüz yıllardır bitmemiş din savaşları
Yüz yıllardır gelişmiş din baskıları
..

Devamını Oku
Mehmet Doğan

Hocamın oğlusun
Arkasında namaz kıldığım
Dini ilk tanıdığım.
Ne din kaldı
Ne iman.
O günlerden,
Geriye kalan
..

Devamını Oku
Sebahattin Kömürlü

biz, gerçek ideali din imiş gibi davranarak, çıkarcı bir gurubu yönetici olarak sunmaya çalışacağız. bizim şimdiki hedefimiz bölmek, arkadaş gibi davranıp kazanmak. sonra hükmetmek olmalı.

ingiliz ryan yıl 1919
..

Devamını Oku
Kazım Karagöz

Var mı dünyada bir din islamın ayarında?
Fakat yasak o da hem İslam'ın diyarında!
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Cehalet Okumakla Kalkmaz!

Altı yaşımda okumaya kırkımda da yazmaya başladım, çok değil on yıl oldu…

İnsanları yeterince tanıdım, özellikle cahil ve bildim sananları izledim. Ezber ideoloji sahipleri ve ezber din takipçilerinden daha ahmağına da rastlamadım. Bunlar taraf oldukları şeyleri sadece savunurlar. Bilmedikleri şeyleri savunurlar. O kadar ahmaktırlar ki kendi duydukları şeylerin de dışına çıkılsın istemezler.

Mesela ideolojilerinde kendi öğrendikleri köhne kalıplar kalıcı olmalı ki cehaleti saklı kalsın. Din konusunda ise öğrendikleri sıradan şeylerin haricine çıkılmamalı ki sırıtmasın cahilin hali! Bu yüzden yeniliklere karşıdırlar. Ve biliyormuş havasını hiç bırakmazlar. Bildikleri de nakli şeylerdir; falanca alim bunu dedi, falanca kitapta bu var, filanca eskiçağ filozofu bunu dedi; üzerine laf olmaz, onları geçemeyiz, söylenecekler söylendi gibi konularda takılı kaldıklarından asla ileri adım atamazlar!
..

Devamını Oku
Mehmet Tevfik Temiztürk

Bedava olduğundan, sıkılmadan izlenir,
Emek te çok harcanır, bizzat şükür edilir…

Seviye düşüklüğü, önemsenmez durumda,
Argo kelimelerle, dikkatler toplanmakta…

Maneviyat pek yoktur, olsa da izlenilmez,
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

A/Teist

Felsefi terimleri kullanırken her defasında Felsefe Sözlüğüne bakarım. Çünkü aklımda tutamam tam olarak içeriği. Skolastik, Vahdet-i Vücut, Evrim, Deizm, Teizm, Monoteizm, Ateizm, Panteizm, Substance, İdealizm, İşrakîlik, Monizm, Fatalizm, Atomizm, Metafizik, Determinizm, Materyalizm, Rasyonalizm, Archee. Bu terimlerin hepsi elbet felsefi açıdan insana kaynak. Fakat yapılan büyük bir hata var! İnsanı bu terimlere sıkıştırmak ya da bu terimlerle kategorize etmek var! Yani insanları bu terimlerle tanımlamak yanlışı var! Şahsen ben bu terimlerin hiç birine tam olarak sıkışamam, ya da hepsinden bende biraz var! Her insana ait farklı durumlar olacaktır, olmalı! Böyle geniş açıdan bakmalı…

Ateist ve deist bu ikisini açıklamak yeterli bu yazımın başlığı açısından!
Yanlışlığı iddia edilemeyen bir şeyin doğruluk değeri olmaz! Bir şeye “Yanlış” denemediğinde o şey “Doğru” olarak sunulamaz! Sunulursa, inanç ve kabul olur. Yani doğrulanması için “Yanlış” iddiasının önü tıkalı olamaz! Algılanmayan da bilinmeyen de var veya yok bir anlamı olmaz! Yani bir şey var ve algılanmıyor ise bu boyutta onu algılatacak bir etki oluşturmuyor ise o halde, o her ne ise varlığı iddia edilse, inanılsa da inkar edilse de bir anlamı olmaz! Algılanmayan bir şeyin anlamı olmaz!

..

Devamını Oku
Osman Demircan

Bugün bir film izledim. Her karesinde sen vardın. Ellerin bir merhametti. Bütün paslanmış parmakların inadına seninkiler altın gibi parlamaktaydı. Ellerindi ihtiyaçlarımı gideren. Ellerindi bana zahmetsiz bir gün geçiren. Senin eline düşmek, parmağında bal olmaktı. Parmakların yürek peteğimden keşke hiç çıkmasaydı. Yüzün gün ışıklarıydı. Seninle yüz yüze gelince, hiç akşam olmasın istedim. Sözlerin yün yastıkları kadar yumuşaktı. Başımı koyup latif sözcüklerine, bir masal kadar hayallerle doldum. Bugün o kadar güzeldin ki, bütün insanlar gölge gibi yerlerde sürünürken, sen ise gerçek bir insan gibi apaydınlıktın. Bugün bütün ışıklar senin üzerindeydi. Loş ışıkların birer parçası iken tüm insanlar, sen bir yıldız kadar ışıl ışıldın. İnsanlar, yemek artıkları gibiyken günün dudaklarında, sen porselen dişler gibi ışıltılıydın. Bugün gözlerin merhametti, bakışların insandı. Öyle güzel bakmaktaydın ki, gözlerinden öpmek istedim o an. İnsanlar kara çarşaflar gibi dolanırken etrafımda, sen kadife kadar yumuşaktın. Öyle bir halin vardı ki, hiç insan görmemiş kadar temiz bir bakışın vardı. Gözlerine girmemişti sanki bir insan sureti. Öyle tatlı bakıyordun. Göz kapaklarında yaşamak istedim o an. Öyle aydınlıktın ki, yeryüzüne cennet indi sandım. Cehennemi görmemek için başka biriyle göz göze gelmemeye çalıştım. Tenekeden şehirlerin, teneke saksılı gülleriydi diğer insanlar. Sen ise, baştan başa çiçek tarhıydın. Çoraklığıma gül bitir diye, yanında toprak olmak istedim o vakit. Ne güzel suret ne güzel insandın. Tüm insanlar uzun yazılardı, sen sadece nasılsın dın. Bütün insanlar kitaplar dolu cümle iken sen sadece, bana güven din. Abartısızdın, sadeydin ve yalındın. Öyle bir hafiflemek yaşadım ki yanında, sanki kıble rüzgarıydın. Sen bugün bir kelebek değildin, bir kelebeğin kanadı hiç değildin. Sen bugün bir kelebek kanadındaki ince çizgiydin. Diğer insanlar ise, demir teliydi. Paslı ve inciticiydi. Bugün durgun bir göldü. İnsanlar sularına düşmüş kütüktü. Sen ise o durgun sularda yüzen tek kuğuydun. Aslında bir insanı kuğuya benzetmek istemedim; ama hata ettim. Sen bugün bembeyaz bir insandın. Sen şiirdin ben mısra. Bir duygunun anafikriydin. Ey sevgili sen ruhumun kır çiçeğiydin. Sen, yaşantıma renk, rüyalarıma huzur katandın. Yaşamanın en zarif yanıydın. Baştan başa bir çocuk parkıydın. Salıncaklarında gülücüklerin uçuştuğu çocuk masumiyetiydin. Ey sevgili ne güzeldin. Ve hala öyle...

Bitmesini istemediğim mutluluktun. Bir beyittin, ruhumun derinliklerinden çıkan:

Ben senin yazın, sen benim yazım

Gül, gül sen bana, gülbeyazım
..

Devamını Oku