DİN ŞİİRLERİ

DİN ŞİİRLERİ

H. İbrahim Sakarya

Kuran Kitabımız Mevla’mız birdir
Ayni din kardeşi, Müslüman’ız biz,
Rabbim yardım eyle, kemale erdir
Ayni din kardeşi, Müslüman’ız biz.

Hakka giden her yol mezhep olmuştur
İtikat sağlamsa rahmet olmuştur,
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

Çıkacaktır Muhakkak

Allaha teslim oluştan başka bir din ve Kuranizmden başka bir ideoloji kalmadı insanlığa.
Bu din ve ideolojiye sarılan insanlık, çıkacaktır muhakkak gerçek uygarlık ve insanlığa.

Berlin, 24 Ağustos 2011.
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

Şeytanı Sevindirme

Hazret-i Ali'yi sev, ama onu ayrı din haline getirme.
İslâmiyetten başka hak din yoktur çünkü, şeytanı sevindirme.

Berlin, 3 Mayıs 2012.
..

Devamını Oku
Ömer Dilsöz

Hestên min gelek herişî ne; bêgav im. Di mejiyê min de bi hezaran pirs tên û diçin. (...?) Dilê min kovandar e, şikestî ye; hizrên min şêlû ne. Ditirsim ji her tiştî; ji her kîte kîtê... Ji dengên xwezayê; qîrîn, qîjîn û qorînan... Ditirsim ji hêviyên xwe. Newêrim wan birêsim û newêrim xeyalên xwe raçînim. Dilê min şikestî ye û hêviyên min birîndar in...

Roj diqulipin. Dem diherike; saet, roj, meh û sal dikudin... Dem zora her tiştî dibe û demildest diçe û bi xwe re dibe her tiştî... Hêj wekî duhî bû dema ku min jiyan nasî û wate li heyiyan barkirî. Bes, hemû jî çûn; yek bi yek, dû hev û ji nişkê ve li pêş çavên min berze bûn; yaren, destebira, birader, hevrê û heval... Dûr û nêz, nas û biyanî... Çû, çûn hemû jî bê seroşûn; tenê bîrhatinên wan mane tomarkirî di birka jêrhişê min de...

Ne min gotibû, hestên min gelek herişî ne vê berêvarê. Vê berêvara ku roj li ser gopikê bilind hêdî hêdî tîna xwe dişkêne û amadehiya xatirxwestinê dike. Tu dizanî, ez qet ji peyvên xatirxwestinê hez nakim, bes! ... Rojeke xweş e îro; hewa hêdî hêdî germ dibe, dihele berfa stûr a ku çiya û newal tev nixumandibûn û wergêrabûne ser rengê spî...

Xweza vedijî; kulîlkên yekem ên biharê 'berfîn û canemerg' rûyê berfê dikelêşin û silav didin biharê. Bes, dilê min gelek westiyayî ye. Hestên min herişî ne. Gelek bi tenê me; çavê min dipê her liv û lebata xwezayê. Pêjnek di nava min de dibêje min: 'Îcar nebû, dê careke din...' Û li wir dixetime verêja gotinê. Êdî, nema tê baweriya min bi jiyanê. Jiyan gelek sar tê pêş bergeha dîtbariya min. Şêlû dibîne êdî hemû hizrên min. Şêlû dibîne jiyanê û tiştên ku jiyanê ditamijînin...
..

Devamını Oku
Memet Baydan

Ben yazları hiç sevemedim babam çünkü sen her karlar eridiğinde gider Palandöken karla kaplandığında dönerdin. Ben yazıları hiç sevmedim babam yazın döşeğin taş yorganın keçe ydi senin,dağarcığın da güneş kokan ekmeğin katığın acı küflü peynir idi babam. Akşamlar hep sensiz di hep sessiz idi, seni bir dakika fazla görmek için Muharrem le seni karşılamak için köyün önüne gider beklerdik önce beni öperdin sonra muharremi kucaklar oda sana sarılır bana bakardı kıskanırdım onu evet o daha küçüktü ama bende sarılmak koklamak kokunu içime çekmek istiyordum. Sonra Birsel oldu hele onu severken türkü söylemen hiç kulaklarımdan gitmiyor. Biliyor musun babam ben onları şu an bile ezbere biliyorum. Ben yazları hiç sevemedim babam sen hep dağlarda bizim gözlerimiz hep yollarda idi sen bize helal lokma yedirmek için yağmurda çamurda Kıraç da dolaşır kışın sofrada yerken gururla bizi seyreder başımızı okşardın. Ben yazları hiç sevemedim babam aylarca dağlarda ağıllar da yatardın biz geleceksin diye bekler uyumamak için birbirimize hikayeler anlatır sonra mahzun mahzun uyurduk babam. Oysa kışın sen vardın her sabah avluda otururken biz sana koşardık anam tandır yakar dı sık sık dumanı gözlerini şişirir sen hep kızardın gel otur bi dakika en çok ta annemin sofraya geç oturmasına kızardın. Hani babam biz harmanda top oynarken sen dama çıkıp bize ıslık çalar dın ya Muharrem çok kızardı ağlardı ama yine koşa koşa eve gelirdik çünkü sen evdesin evde baba var ve asla sofra da bir kişi eksik kalamaz dı. Bir mendilin vardı babam öyle katlı ütülü değildi tor top edip cebine sokardın akşam şehirden dönerken içi dolu kör düğüm atılmış elinde sigaran o güzel gülüşünle bize doğru gelirdin biz köşede seni bekliyor olurduk ve asla elin boş gelmezdin. Sigara korkar dın kirli sakalın öperken yanağıma batsa da göğsüne gömülür dük öperdin öperdin gözümüzün içine bakıp yine öperdin. Biz seni hiç unutmadık babam Ana mı emanet ettin hıyanet etmedik hiç kavga etmedik babam söz veriyorum etmeyeceğiz de Halis çok rahat babam bizler senin zamanında ettiğin dualar hürmetine asla namerde muhtaç olmadık babam.Torunların Oldu hatta biri evlendi çokta mutlular..Yeşim var ya babam oda nişanlanacak yakında senin gördüğün tek torunun oydu, ona doyamadın tıpkı bizim sana doymadığımız gibi. Bizi unutma babam çünkü biz seni hiç unutmadık mekanın cennet ruhun şad olsun babam. Bugün senin gittiğin gün bizim hüzün günümüz..
..

Devamını Oku
Kemal Kabcık

Manevi Zenginliğe Ulaşmak İçin; Bol Bol Kitap Okumalıdır! .
= 000.000.024 =
Manevi Zenginliği Kazanmak Kadar; Korumakta Önemlidir! .

ATATÜRK’ün Manevi Dünyası ve Sözleri

“Din ve mezhep, herkesin vicdanına kalmış bir iştir. Hiçbir kimse, hiçbir kimseyi bir din ya da mezhep benimsemeye zorlayamaz. Din ve mezhep hiçbir zaman siyasete araç olarak kullanılamaz.” (Atatürk’ün Özellikleri, Kılıç Ali, s.57)
..

Devamını Oku
Kemal Kabcık

Manevi Zenginliğe Ulaşmak İçin; Bol Bol Kitap Okumalıdır! .
= 000.000.009 =
Manevi Zenginliği Kazanmak Kadar; Korumakta Önemlidir! .

ATATÜRK’ün Manevi Dünyası ve Sözleri

“Din vardır ve gereklidir. Din gerekli bir kurumdur. Dinsiz ulusların yaşamasına olanak yoktur. Yalnız şurası var ki din, Tanrı ile kul arasındaki bağlılıktır. “ 1930
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Değişim

Değişim, gelişimin göstergesi. Her şey gelişirken değişir. Yenilenmek pozitif olarak harika bir geleceği kurmamızı sağlar. “Doğru” diye sunulan şeyler doğruluğu birey tarafından algılanmadan, onaylanmadan “doğru” kabul edilemez. Doğru olduğuna inanılan şeyler algılandığında, bilindiğinde yerini bulur. Yani inanılan şey bilinince gerçek yerini bulur. İnanmak bilmek için ülküdür.

“Dünya’da mekan ahrette iman” Dünya’da mekanı anlamak kolay; ferah, geniş bir mekan insanın bedensel ihtiyaçlarını karşılamasını ve toplumsal aktivitesini kolaylaştırır da ahrette iman ne işimize yarar, kapsamlı düşündük mü? Yani ahrette iman olsa ne olur, olmasa ne olur? Her şeyden önce imanı anlamalıyız; iman her hangi bir şeye inanmak veya Tanrı’nın varlığına inanmak olarak indirgenirse anlaşılamaz. İman, insanın kendi bedensel algıları ve ruhsal algılarıyla ulaşmayı hedeflediği bir ülküdür. Yani iman edilen bilindiğinde bir üst aşamadadır insan. Özetle iman ettiğimizi bilmek için hedefe alırız, hedef fetih edilince yeni imanlar hedefe yerleşir. Değişim sınırsız ve sonsuz olarak devam edecek; bunun sebebi değişime konu olan esmanın sınırsız ve nihayetsiz olmasındandır. Önce iman edilir, iman edilen algılarla bilinir, yeni imanlar açılır; gelişim sonsuza dek sürer… Peki insan gelişince ne olacak? İnsan, Dünya boyutunda maddi algılarla data, veri topluyor; bu veriler, datalarla diğer boyutlarda yolculuğuna devam edecek…

2012 de değişim arayışlarına girildi. Bunun sebebi inançların kökten değişimidir. Tüm ideolojiler çöktü, ideolojilere olan inançlar zayıfladı, dinler çöktü; dinler birleşerek ortak tavır alma yoluna gidiyor. Günümüzde egemen olanlar insanlara yeni, karma bir din hazırladı(Dinler arası diyalog) ...Irkçılık eski gücünde değil. Bu gelinen noktada değişim kaçınılmaz.
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Hak

Tek başlarına insanlığı kurtarmaya soyunanların hazin sonu ortada değil mi? Onlara düşman olanlar, bilinçsiz toplulukları etkileyerek onların öğretilerini boşa çıkarıp "Çarmıha gerilmesi" ne zemin hazırlar! Tek başına çıkıp zayıfların ve kadınların ibadet enerjisini kullanıp başarılı olanlar da elbet vardır! Ama Haticeye bakmamalı, neticeye bakmalı! Öğretiler insanlığa barış değil de savaş, kan getiriyor ise netice o kadar güzel değil!

Din ve peygamberlik bir ırkın illüzyonu olabilir mi? Tüm peygamberlerin adeta babadan oğula seçilmiş o ırktan gelmesi! Sonrasında da bu getirilen din konusunda insanların birbirleriyle (din içi, din dışı) kıyasıya savaşmaları üzerinde düşünülmesi gereken bir durum değil mi?

Baş olmak, ilerde olmak, seçilmiş olmak çok anlamlı değil. Ve hazin sona başlangıç olur. Zaten zerre külle ayna olduğundan her birey kendi aleminde "Baş"tır. Başkalarına "Baş" olmak ise insanın külden ayrılmasına zemin hazırlar. Külle bağlantılı olan yalnız kalmaz, insan kendini bütünden kopararak yalnızlaştırır!
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Yetki
Yetki verilmeden sorumluluk da istenmez.
Orjin insan Ademe verilen yetki neydi, sorumluluğu nedir?
Ademe eşyanın ismini yani hakikatini öğretmek ve meleklerin yani mevcudatın ona secde (itaat) etmesi yetki olarak değerlendirilmeli. Sorumluluk ise bu yetkinin esmanın açığa çıkarılmasında, esmanın Adem soyu ile yansıtılmasıdır.
İnsanlar kendi aralarında yetki ve sorumluluk açısından eşit mesafedeler! Bu yetki ve sorumlluğun kullanılması bakımından ise Allaha karşı eşit mesafedeler. Takva ile olan özel durum ise sadece Allah ile kul arasında özel bir haldir. Kimse Ben takvalıyım, bana itaat edin diyemez. Peygamberlerin durumu özel bir durum.Zaten peygamberlik sona erdi. Yenisi gelmeyecek. İsa konusu misyonun tamamlanması için açılır. Yani İsa görevini tamamlamak için gelir! Yeni din getirmez. Hatta hiç bir dine uymaz! İslam ile adlandırılan tek din olan evrensel dini yani evrensel kuralları ders verir. Yani İsevi, Musevi, Muhammedi, Davudi olarak adlandırılamaz onun ders verdiği din. O İslamdır sadece İslam!

Günümüzde bazıları küstahlığa varan bir üslupla, korku ve tehdit savurarak insanların kendi öğretilerine İslam adına Mecburi istikamet çağırmaları Doğru bir davranış mıdır?
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Ortak Dil

Günümüzde “ana dil” mücadelesi verenler, sonradan öğrenilen yani bebeklik ortamında öğrendikleri dili “ana dil” sanıyorlar. Oysa ana dil, evrensel insan dilidir. Yani nasıl ki hayvan ve bitkilerin kendi türlerinin arasında bir dili var insanın da öyle bir ana dili var. Bu dili unutan insanlar farklı dillerle anlaşmaya çalışıyorlar. Ne kadar anlaştıkları ortada…
“Aynı dili konuşanlar değil, aynı duyguyu paylaşanlar anlaşabilir” Mevlana

Bütün insanlığın her yerde ortak kullanacağı bir dil belki esas dil olabilir. İletişimi de kolaylaştırır. Ama unutulmamalı ki dil ile sadece sınırlı bir anlaşma söz konusu. İletişim başka anlaşmak başka yani… Anlatmakla anlamak konusu önemli. Her anlatılan acaba anlaşılıyor mu?

..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Geri Kalmış Toplumlar Sadece Teknolojide Değil Her Alanda Geridedir.

Geri kalmış toplumlar nasıl ki teknolojiyi geriden takip eder, sosyal yaşamlarında da aynı gerilik vardır. Dünya’da iflas eden sistemler en son onlarda hüküm sürer. Krallıklar, kominizim, faşizm, din devleti şeklinde yerleşik olan idareler şimdi yerini kapitalizme devrediyor.

Bu toplumlar genelde dini inançlarıyla ön plana çıkarlar. Din yüzünden geri kaldıklarını söylemiyorum ama dini geri bıraktıkları kesin. Çünkü dinden beslenirler, dini tüketirler…

Günümüzde ayaklanan ve sonuçta işgale uğrayan geri kalmış toplumların bu ayaklanmalardaki kullandıkları görünürdeki söylemleri din ya da etnik kökendir. Yani mezhep ve ırk üzerinden örgütlenmişlerdir.
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

Sapıtır Giderdin

Hayata ölçü, denge ve düzendir din.
Olmasaydı hak din, sapıtır giderdin.

Berlin, 27 Ekim 2007.
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

Âhiretli Din Kavuşturur

Cennet denmez, ebediyeti olmayan sevince, mutluluğa.
Âhiretli din kavuşturur seni ancak o aradığına.

Berlin, 22 Ekim 2009.
..

Devamını Oku
Merve Demircan

Bak Kitaba Sünnete, din Allah’ın dini mi?
Onlar ise gerçek din; tenkit etme dinimi!


Merve Demircan
20.12.2011-İzmir
..

Devamını Oku
İhsan Şahin

Wikileaks belgeleri (Atma beyim atma…)




Delinin birisi, kuyuya taşı
Kırk akıl uğraşır, belada başı
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

Din Değilse Nedir?

Belki de bir kaç gün sonra terkedeceksin şu güzel dünyayı.
Din değilse nedir, yaşamakta olduğun hayatın anlamı?

Berlin, 29 Aralık 2008.
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

Hülya Avşar'a

Bâtıl din terkedilir bir aşk için, ama Hak din terkedilmez.
Hakk'ı terkettiren aşka da; 'bâtıl aşk' denir, gerçek aşk denmez.

Berlin, 16 Şubat 2010.
..

Devamını Oku
Hüseyin Avdic

DiN

Yaratan'ın insanın elinden tutmasıdır din.
O'na elini tutturmayan, esiridir nefsin.

Berlin, 18 Eylül 2007.
..

Devamını Oku
Saim Bastık

İsyan değil Rabbim, bu bir yakarış
Sen bunlara ayrı, din mi gönderdin?
Kesip de yediler, bak karış, karış
Sen bunlara ayrı, din mi gönderdin?

Bu güruhta artık, seni duyan yok
Sana, Resulüne, billah uyan yok
..

Devamını Oku