DİN ŞİİRLERİ

DİN ŞİİRLERİ

Şah Hatayi

Allah Allah din gaziler
Gaziler deyin şah menem
Karşu gelün secde kılun
Gaziler deyin şah menem

Uçmakta tuti kuşuyam
Ağır leşker er başıyam
..

Devamını Oku
Kul Himmet

Eğer din bâbından haber sorarsan
Söyle kelâmını bildir efendim
Sual eyle ihsân olsun kelâmlar
Bilemezsem hâlim nedir efendim

Bir günün farzını on yedi bildim
Yiğirmi sünneti üç vitir kıldım
..

Devamını Oku
Seyrani

Dinim din-i İslam temiz imanım
İkrarı dilimde sözümde buldum
Allah bir Resul hak yoktur gümanım
İmanın nurunu özümde buldum

Rabbim mamur eyle gönlüm harabın
Akıbet bulacak tenim türabın
..

Devamını Oku
Arpaeminizade Sami

Odur halîfe-i Hak muktedâ-yi devlet ü dîn
Murâdı üzre döne dâ’imâ bu çerh-i berîn
Vücûdın eyleyüp âfâtdan masûn ü emîn
Mu’ammer eyleye hallâk-i âsmân ü zemîn
Sipihr tâkına târîh-i sâl-i yümn-âsâr
..

Devamını Oku
Ahmedi

Hûnî gözüñ ki dîn aluban kasd-ı cân ider
Kendüye assı itmez ü halka ziyân ider

Gamzeñ komadı cân ki aña irmedi zahm-ı tîr
Kaşuñ aceb dahı nişe kasd-ı kemân ider

Sünbül saçuñ u gül yüzüñüñ fürkatı beni
..

Devamını Oku
Ahmedi

Zülfüñ çü gâret-i dil ü îmân u dîn ider
Nem var dahı ki gözlerüñ almaga kîn ider

İtdi göñül saçuñı heves bilmedi anı kim
Deryâya ugrar ol kişi kim kasd-ı Çîn ider

Bâd-ı sabâ saçuna irişdi meger ki anuñ
..

Devamını Oku
Mehmet Akif Ersoy

Haya sıyrılmış inmiş, öyle yüzsüzlük ki heryerde
Ne çirkin yüzleri örtermiş, meğer o incecik perde
Vefa yok, ahde hürmet hiç, lafe-i bi medlul
Yalan raiç, hiyanet mültezem, heryerde hak meçhul
Ne tüyler ürperir ya rab, ne korkunç inkılab olmuş
Ne din kalmış ne iman, din harab, iman türab olmuş
..

Devamını Oku
Mehmet Akif Ersoy

Üç yüz milyon sahîfelik, bir
Mecmûa demekse müslümanlar;
Şîrâze-i ictimâ’ı dindir.
Yok râbıta başka, varsa din var.
«Bayram! » diye ey kucaklaşan halk,
İnsanları hangi kayd bağlar?
Sen din ile pâyidâr olursun;
..

Devamını Oku
Aziz Mahmud Hüdayi

Bir akçacık ziyân etsen ki başlarsın vâ-veylâya
Yarım pûlca kayırmazsın giderse dîn yağmaya
..

Devamını Oku
Aziz Mahmud Hüdayi

Hazret-i Hak'dan eğer ihsân ola
Dîn ü dünyâ emri hep âsân ola
..

Devamını Oku
Necip Fazıl Kısakürek

Din adına yol kesen dünkü yobazın oğlu! ..
Yine sen kesiyorsun, küfür uğrunda yolu! ..
..

Devamını Oku
Cezmi Ersöz

Ahmet Oktay’la, rahmetli Edip Cansever’in şiir tiplerini konuşuyorduk. Oktay’a göre, Edip Cansever’in yarattığı şiir tiplerini gerçek hayatta bulmamız pek olanaklı değildi. Çünkü bu tipler öncelikle duyarlı, yetkin bir gözlem gücüne sahip, kendilerinin ruhsal analizini titizlikle gerçekleştiren, dahası, bilgili ve kültürlü kişilerdi. Böylesine gelişkin bir oltacı, garson, otelci, gül satıcısı, genelev kadını vb. görmek, hiç kuşkusuz mümkün değildi. Biz de katıldık bu görüşe, sonuçta, bu tiplerin Edip Cansever’in kendi düşüncesini açıklamak için kullandığı motif tipler olduğuna karar verdik. Bu kişiler, Edip Cansever’in düşünce katlarından başka bir şey değildi; dahası, konuşan, Edip Cansever’in kendisiydi...

Her şey buraya kadar iyi hoş da, siz, ayakkabılarınızı boyattığınız boyacının kültürlü bir varoluşçu olduğunu öğrenirseniz ne yaparsınız? Tabii ben da şaşırdım. Ve aklıma Edip Cansever’in yarattığı şiir tiplerinin gerçek olabileceği geldi. Demek böyle insanlarla karşılaşmak hiç de olanaksız değildi.

Genellikle ayakkabı boyacılarıyla sıradan şeyler konuşulur. Ben de Taksim’deki bir boyacıya, 'Nerelisin? Nerede oturuyorsun? Nasıl geçiniyorsun? ' gibi sıradan şeyler sordum. Adının Hayri Tonozlu (58) olduğunu öğrendiğim ayakkabı boyacısı sorularıma, 'Hususi hayatım sizi niye ilgilendiriyor? Öyle olmuş, böyle olmuş, ne fark eder? ' diye cevap verdi. Onun ciddi bir boyacı olduğunu düşünerek, farklı şeyler sormaya başladım. 'Eskiden İstanbul’da ne kadar seçkin yerler varmış, şimdi hiçbiri kalmadı. Her şey yozlaştı, ' dedim. Hayri Bey, bunun üzerine 'Evet, Markiz, Baylan, High-life vardı. Ben eskiden hep High-life’e giderdim, ' demez mi, şaşırıp kalmıştım. Ama Hayri Bey, hem ayakkabımı boyuyor, hem de İstanbul’un sanatçı mekânlarını anlatıyordu. Bir ara 'Siz hangi felsefi ekole yakınlık duyarsınız? ' dedi. Onun hafife alma isteği, şaşkınlığımı bastırdı, 'eksistansiyalistim, ' dedim. Hayri Bey’in gözlerinin içi güldü: 'Ne güzel, ben de varoluşçuyum, ' dedi. Elimde olmayarak ayağımı boya sandığının üzerinden çektim. Şaşkınlığım henüz geçmemişti; ama o devam ediyordu: 'Bakın, varoluşçuluk deyince akla hemen Sartre gelir; oysa Sartre, parlak cümleler, gösterişli buluşlardan başka bir şey değildir. Gerçekte varoluşçuluğu sistemleştiren Heidegger'dir. Sartre, Heidegger’in yanında garnitürden başka bir şey değildir.'

Bir şok yaşıyorum âdeta. Zaman kazanıp Hayri Bey’in üstüne başına bakmaya çalıştım. Üstünde siyah bir kaban vardı. Pantolonu yazlıktı ve çok eskimişti. Başında limon küfü renginde yazlık, keten bir şapka vardı; yüzü çökmüştü. Eğer çok dikkatli bakılırsa gözlerinde olgunluk ve zekâ belirtisi bir ışık fark edilebiliyordu.
..

Devamını Oku
Mehmet Akif Ersoy

Sade bir sözdür fakat hikmetlerin en mücmeli:
Bir halas imkanı var: Ahlakımız yükselmeli,
Yoksa pek korkunç olur katmerleşip hüsranımız...
Çünkü hem dünya gider, hem din, eğer yapmazsanız.
..

Devamını Oku
Aziz Mahmud Hüdayi

Na'îm-i dehr-i dûna olma mağrûr
Yürü dîn emrini tekmîl edegör
Yeter oldun bu fânî zevke mesrûr
Yürü merzât-ı Hak tahsîl edegör

Bilirsin kimse kalmaz bunda bâkî
Visâlinin mukarrerdir firâkı
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Din/Siz/Siniz

Din sizsiniz, ya da dinsizsiniz! Ya da din siz değil iseniz dinsizsiniz! Yani dini kendi algısıyla değil de başkasının algısıyla yaşayan aslında dinsiz sayılır. Bizzat kendi algısını yaşayan ise asıl dinlidir! Bunu açacağım. İman başka, din başka; önce onu anlayalım. Farklı dinlerde olanların aynı Tanrıya inanması bilinen bir durum değil mi? Hatta birbirlerinin dinlerini kabul etmezler ve din mezhep kavgasına tutuşurlar bu nedenle ama aralarında inanç kavgası pek olmaz. İnanç kişinin özelidir çünkü! İnancın kavgası olmaz, olamaz! Bakınız Yunus ne der; “İlim kendin bilmektir! ” Yani hem kendini bileceksin hem kendin bileceksin başkasının ağzıyla kendini bilmeyeceksin! İnsanı en iyi kendi bilir, kimse kimseyi kendisi kadar bilemez! O halde kendini bilenler için kendi dinleri vardır. Yani kendini bilenler “Din sizsiniz” kapsamındadır! Yani din onun ta kendisidir! Din onunla vardır. O yoksa din de kalmaz! Ben yoksam dinim de olmaz imanım da. Hepsi benimle var, benimle açığa çıkar çünkü! Yani başkası ile açığa çıkanı ben içselleştirdiğimde benim olur, içselleşmediğinde taklit kalır. Tahkiki (hakiki) iman, taklidi iman gibi. O halde bizzat “Ben” kapsamında olmayan hiç bir şeyin bana bir faydası olamaz! Yani algılamadıklarımın var olmasının benim açımdan manası da olmaz! Algıladığımda işlemeye başlar o manalar benim açımdan!

Muhyiddin İbn-i Arabi “Arif için din yoktur” derken aslında arif için hariçte din yoktur, arifin dini kendi içindedir! Yani arif dinsiz değildir, arif “Din siz siniz” kapsamındadır. Arifin kendi bizzat dindir! Din dendiğinde kutsal kitaplar akla geliyor değil mi? Oysa kutsal kitaplara dayalı olmayan dinler de var idi! Hala bu kapsamda öğretiler var! Öğretri de kutsanınca olur bir çeşit din! Hatta bazıları söylerdi “Dinsizlerin dini, dini inkardır! ” diye! Bakın dini inkar bile din kapsamında görülebilir! Yani din başka, iman başka. Bakınız Kâfirûn suresi nasıl biter! “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır! ”
kuran.diyanet.gov.tr/Kuran.aspx#109:6
Demek din “Ben” üzerinden tanımlanır! “Benim dinim banadır” diyor; Bizim dinimiz bizedir demiyor. Kendi adına konuşuyor! Ben üzerinden dini tanımlıyor! Aslında dinin bireysel algısına işaret ediyor! Anlayana… Herkesin dini kendine olmalı ki su aksın yolunu bulsun. Yani kafirlere söylenen bu söz aslında çok manidar! Kafirlere diyor örtmeyin! Bireysel din algısını kapamayın! Kafirlerin sonunu bu çünkü hep kendi algılarını doğru görürler! Bakın "Kafir" dendiğinde dinsiz anlamayalım. Kafirin bir manası da örtendir. Yani dinlilerden de örtenler bu kapsamdadır. Hatta dinli görünen münafıklar içinden çıkar en tehlikeli örtücüler! Zaten bu nedenle dinliler savaşır durur kendi aralarında… Gerçekleri örtükleri için, birbirlerine “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır! ” Kuran. 109:6 dahi şekilde diyemedikleri için…
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

Tipleme

İki tipe sıkça rastlıyorum; birileri dinsel söylemlerle sıkça din savunması yapıyorlar ama içi boş bir taraftarlıkla bunu yapıyorlar, bildikleri de yok; zaten bilmek de istemiyorlar! Birileri de ezbere din karşıtlığı yapıyorlar, onlarında bildikleri yok; bilmek de istemiyorlar! Karşılıklı kör dövüşü yapıyorlar!

Din karşıtı olanların saçma sapan ezik din taraftarlığı yapması da görünüyor sanırım kendince Allah'ı kandırıyor! Allah'a mesaj veriyor güya din karşıtı olmasının imanına bir zarar vermediğini kendince öyle ifade ediyor! Din bezirganları ise bazı modern takılmaya çalışıyorlar, başkalarında ayıpladıkları şeyleri kendilerine hak görebiliyorlar! Bu tiplerden zaten bir hayır gelmiyor topluma ama çok sorun çıkarıyorlar!

Ha bana sorarsanız, Muhyiddin İbn-i Arabi gibi; "Arif için din yoktur" derim! Dindar olduğumu ispatlamak için din bezirganlığı yapmama da gerek kalmaz, dine sokulan yanlışları reddederken inançlı olduğumu göstermek için debelenmeme de gerek olmaz! Din başka, iman başka çünkü! İnanç, bireye özgü; din, toplumsal alanda gösterilen bir öğreti! Yani inanç, öğreti şeklinde topluma "Din" başlığında sıçratılmış.
..

Devamını Oku
Mehmet Tevfik Temiztürk

Din ahlakını sağlar, din vicdanını verir,
Din ilim kazandırır, din bizi sevindirir…

Din kötülük emretmez, fenalığı engeller,
Din gerileme değil, ileriye sevk eder…

Din hayvanı sevdirir, din saygı gerektirir,
..

Devamını Oku
İmam Sürensoy

bir cumhurbaşkanı düşünün. uluslararası hukukun iç hukukun üstünde olduğu ilkesini çiğneyerek, ahimin zorunlu din dersi laiklik ilkesine insan haklarına ve özgürlüklere aykırı olduğu kararını eleştirerek kimyanını matematiğin zorunlu olduğu yerde din dersi neden zorunlu olmasın diyerek anayasayı çiğnemiştir. kimyanın matematiğin bilim dersi olduğunu bu derslerin olmadığı yerde bilimsellikten bahs edilemeyeceğini bilinmesine rağmen böyle sığ bir yaklaşımla türkiyeye bişe kazandırmayacaklardır. din ise soyut bir kavramdır. din inanç bazında ele alınır. biz kimsenin inancına ve yaşam biçimine karışmayız. bu bir demokratik duruştur. ama hiç kimseninde bize zorla din dersi vermesini ve inancımızı yaşam biçimimize karışılmasını asla kabul etmeyiz ve edemeyiz.
ayrıca reşit olmayan çocukları zorla kapattırarak türbana sokarak özgürlükler savunulamaz. on iki yaşındaki bir çocuğa türban takmak ona zorla din aşılamak bir özgürlük değildir. bu aslında gerici yobaz dindar bir nesil yetiştirmek için toplum muhendisliğidir. bu gelecekteki süreçlerde kadınları sosyal hayattan koparmak eve haps etmek için yapılan toplumsal projelerdir. üniversitede türban yasağı ne kadar yanlışsa orta dereceli okullarda türbanı serbest bırakmak ve türban taktırmakta o kadar yanlıştır. on iki yaşındaki bir çocuğu günah ve azap gibi korkularla yetiştirirseniz o çucuk kendi gel,şmiiliğini tamamlayamaz ve pozetif bilime çok uzak durmasına sebebiyet verecektir. ilk okullarda ve orta dereceli okullarda türbanı serbest bırakan hükümet söz konusu aleviler oldumu dut yemiş bülbüle dönüşürler. o özgürlük nidalarını unutur yerine despot ve bsakıcı bir tutuma girerler. alevi öğrencilerini zorla imam hatip liselerine gönderirler. aleviliği asimile etmek için her türlü yasal kurnazlıklara hilelere baş vururlar. sayın cumhurbaşkanı din dersinin zorunlu olmadığı yerlerde ülkelerde gençlerin uyuşturucu maddenin pençesine düştüklerini söylemektedir. bu uyuşturunun ve uyuşturucu tacirlerinin olması ve çoğalması zorunlu din dersinin olmadığıyla alakalı bişe değildir. bu uyuşturucuyla ve tacirleriyle mücadele etmemenin sebebi denetimsizlik ve etkin mücadelenin olmayışından kaynaklanıyor.
ayrıca uyuşturucu maddelerinin üretim yerlerininn müslüman ülkeler olduğunu, en fazla dini baskıların ve şeriatla yönetilen ülkeler olduğunu da bütün dünya biliyor. bunu n örnekleri afganistan iran fas yemen gibi ülkeler olduğunu bütün dünya kamo oyu biliyor. zorunlu din dersini savunmak için böyle bir kılıfa sokmak insanları cahil görmekten başka bişe değildir.
zorunlu din dersi uygulaması ve savunulması aslında hiç bir cumhuriyet değerlerini içselleştirmediği aşikardır. gelecekte rejimi değiştirmek için ve türkiyeyi bir din devletine dönüştürme projesinden başka bişe değildir. bu bir niyet okumak değildir. bu bir siyasal projedir. bu tamamen laiklik ilkesini uygulamadan kaldırmaktır.
mademki çok özgürlükçüsünüz. mademki demokratsıniz. gelin zorunlu din dersini kaldırın seçmeli ders yapın giden gider gitmeyen gitmez. esas demokrasi insanlara zorla inanç aşılamaktan geçmez. insanları inançlarından özgür bırakmaktır. copla dipçikle insanlara din veremezsiniz. verdinizmi bu islami faşizm olur.
..

Devamını Oku
Cemal Ünlü

Uzun uzun kamışlar
Ucunu boyamışlar
Benim nazlı yarimi
Gurbete yollamışlar

Hop dın dın dın varıvendi
Haydi dın dın dın davranda
..

Devamını Oku
Ahmet Bektaş

İnkar

Anlamlar üzerinde biraz gezinelim!

“İnkar” dendiğinde neden hemen “Din inkarı” akla gelir? Oysa inkar, her alanda mümkün ya da geçerli… Bildik din taraftarları inkarın özellikle din alanında kullanılmasına bayılırlar çünkü “Din inkarını” da “Tanrı inkarı” gibi göstermek işlerine gelir! Oysa kendileri de başka dinlere “Batıl” der ve inkar ederler! Uzatmayım, anlaşıldı…

Bir şeyi inkar etmek veya kabul etmek için o şeyi bilmek gerek! Bilinçsiz inkar ile bilinçsiz kabul aynı kapıya çıkar! Bakınız inkar da kabul de bilinçle olur! Bilim adamları bir şeyi iddia ederken yıllarca uğraşır ve deneylerle bunu ispatlamaya çalışır ve sonucu bilinçli olarak açıklarlar. Bir şeyi reddeden, inkar eden bilim adamı da aynı şekilde deneysel olarak ya da teorik olarak ulaştığı bilinçli veriyi açıklar!
..

Devamını Oku