Gurbet elde kaldım naçar,
Beni gören aşktan kaçar.
Aşkın içte bir gül açar;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Ateş düştü, yaktı özü,
Görmez gayrı gözüm gözü.
Kime diyem bunca sözü?
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Felek kırdı kanadımı,
Elden saklar feryadımı.
Anmaz inan hiç adımı;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Yâr elinden oldum deli,
Eser başta bir dert yeli.
Gözüm yaşı hicran seli;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Bülbül figan eyler güle,
Ömür bitti çile çile.
Düştüm onulmaz bir dile;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Bahar sonu ayrılık var,
Şu sevdanın bir ahı var.
Her gecenin sabahı var;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Bir gün olur döner misin?
Hâlimi sen görür müsün?
Garip kalbi sorar mısın?
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Sümbül bağım viran oldu,
Dalda çiçek erken soldu.
Vade yetti, vakit doldu;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Halilî der yandı bağrım,
Dinmez artık eyvah ağrım!
Sensiz kaldı dertli dağım;
Dilo'm, gel gönlüme, aman!
Şairin Notu: Dilo’m’un Hikâyesi
Aziz okuyucum, dert ortağım...
Gönül heybemizi kuşanıp yollara düştüğümüzden beri, her durakta bir parça feryat, her ayrılıkta bir damla gözyaşı biriktirdik. Elinizde tuttuğunuz bu satırlar, sadece kafiyelerin alt alta dizilmesiyle ortaya çıkmadı; gurbetin o soğuk, sükûtsuz gecelerinde, bağrımıza oturan o onulmaz sızılardan süzülüp geldi.
Ben bu şiiri yazarken, telinde Anadolu’nun o yanık feryadını taşırken yaylılarında da o gurbetin, isyanın ve büyük sevdaların dertli senfonisini barındıran Uğur Bayar üstadımızın o eşsiz ezgilerini hayal ettim. İstedim ki kelimeler sadece göze hitap etmesin; kulağınıza çarptığında adeta o zengin yaylı partisyonları içinizi titretsin, kalbinize bir mızrap vursun.
"Dilo’m" derken; aslında hepimizin içindeki o hiç susmayan sevdalı sese, bizi naçar bırakan gurbete ve feleğin kırdığı kanatlarımıza seslendim. Biz âşıklar biliriz ki vade yetip vakit dolmadan önce gönül heybesindeki bunca sözü kime diyeceğini bilememek, yangınların en büyüğüdür.
İşte bu yüzden, bu dizeleri sadece bir şiir gibi değil; arkasında dertli bir bağlamanın inlediği, yüreği yaralı bir feryadın avazı gibi okumanızı dilerim. Ola ki bir gün bir köşede bu sözler bir türküye bürünür, feryadımız elden saklanmaz da feryadımıza ortak olursunuz...
Gönül dağınızın her daim yeşil, her gecenizin sabaha erici olması duasıyla.
Yüreğinize dert uğramasın.
Şiirden geriye kalan satırlar:
•Gurbet, kilometreyle değil; sesini duyamadığın insanla ölçülür.
•Beklemek, sevdanın en uzun yoludur; ama en sadık yolcusu da âşıktır.
•Sevdanın dili susunca, türküler konuşmaya başlar.
•Hasret, gözyaşıyla değil; her sabah eksik uyanan yürekle ölçülür.
•Bülbülün sesi güle neyse, sevenin duası da sevdiğine odur; ulaşmasa bile eksilmez.
9 Temmuz 2026 / Perşembe / Bartın
Halil KumcuKayıt Tarihi : 9.07.2026 08:55:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!