‘’siz yalnızlığın ne olduğunu bilir misiniz? ya da yalnızlık denilen dille konuşur musunuz,yazar mısınız ?
kim bilir hangi kıtalardan geçtiniz, hangi ülkelere yolunuz düştü,hangi deniz kıyılarında bir başınıza gezindiniz.
en şiddetli bir tipiye bir sahilde yakalandığımı, donarcasına üşüdüğümü anımsıyorum. başka bir deniz kıyısında güneşten kavruldum ben.
biliyor musunuz,bir türlü tanımını yapamıyorum yalnızlığın ; onu anlatmaya yetecek sözcük bulmakta zorlanıyorum.
önünüze serilen uçsuz bucaksız kocaman bir durgunluğun rengini seçemediğimiz, alçalan yükselen, ötelere giden,ötelerden gelen kuşları göremediğimiz, kim bilir on yıllardır yanıp sönen deniz fenerlerinin kimle işaretleştiğini bilmediğimiz olur ; normaldir.
sahi siz bir tren istasyonunda ,bir otogarda kaç zembereği boşalttınız birileri gelip de yalnızlığınızı elinizden alıncaya değin?
yalnızlıktan başka bir şey değildir içinizden çıkmak bilmeyen
Bir aşk kadar zehirli,bir orospu kadar güzel.
Zina yatakları kadar akıcı,terkedilişler kadar hüzünlü.
Sabah serinlikleri; yeni bir aşkın haberlerini getiren
eski yunan ilahelerinin bağbozumu rengi solukları kadar ürpertici.
Öğlen güneşleri; üzüm salkımları kadar sıcak.




Bu şiir ile ilgili 0 tane yorum bulunmakta