Ölüyorum Pesimist modda,
biraz biraz... hepsi bu.
Geçecek, zamanı gelince.
Anlaşılmak için anlatmaya çalışmak yormuştur
Belki anlamsızlaşmak yıpratmıştır kim bilir.
Ben sen oldum da
Sen ben olamadın.
Ben bende sen için yanarken
Sen sende yanamadın.
Sevmeyeceksen söyle...
ekmeyeyim yolunun üstüne çiçeklerimi.
Bakmadan geçip gidersen
yazık olur Cemre düşlerine.
Işığın değmezse yapraklarına,
İçimdeki sokaklar daracık,
dışarıdaki koca dünyanın bulvarlarına kapalı.
Sığınmacılar gibi kullanıyor hatıralar,
varoşların hoyratlığıyla.
Hangi şair vurmuş
bir üveyiği yüreğinden, şiirinde?
ya da hangi ressam
kurşuna dizmiş sevdasını tuvalinde?
Eski bir şehir, sevda:
Sokaklarında akşam sefaları,
yaseminler, begonviller.
Köşe başı evlerine yakışıyor en çok
kemerlerdeki çardak gülleri.
Yoruldum galiba,
yorgun düşlerin rüyasız sabahlarına uyanmaktan.
Sessizce taşınan umutların ağırlığından...
Hep kışa çıkan baharların eksikliğinden,
puslu güneşlerin karanlığından
Utangaç bir gökyüzü okudum,
gözlerinin değdiği ufukta
meğer ondan kızılmış gün batımları.
Sonra seni görmeyince kararan geceler var bir de,
Müsaitsen bana ilham ol bu gece.
oturup geçip giden yağmurların,
kokusunu hatırlayalım.
Verandadan bakalım,
yeşil sarmaşıkların altındaki geleceğe.
Evet, bir gün yirmi dört saattir.
Matematiksel olarak doğrudur.
Ama saat bilmez bazılarının;
bir saati bin saate denktir.
Ayrılıklarda durur saniyeler.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!