— Sen hiç renkli balonlar yapıp uçurdun mu gökyüzüne?
— Hayırdı... Şaşkın bakışlarının gölgesindeki ilk cevap.
Avuçlarımda sabun, gözlerimde geçmiş.
İlk üfleyişimde annemin sesi döküldü yere,
kilimler ıslaktı, haylaz gülüşlerim altında.
Bir sabah, gökyüzü griye dönmeden evvel,
adını unuttuğum rüzgârın bana bıraktığı bir şiirdin.
Sokak başında, yüzüme çarpan sessizlikle
başladı eksilmelerin.
Her şey bir rüzgârla başladı.
Savorana'dan Samsuna...
Samsundan dalga dalga Anadoluya.
Ve Zeytin dalları çatladı sessizce.
Dağlar, yeşille değil, direnişle boyandı.
Bu satırları manzarasız balkonumdan yazıyorum.
Çöl tozlarının kapladığı bir masa,
biri gölgesiz iki sandalye eşlik ediyor
mesai sonraları yorgunluklarıma.
Mavi bir gülüş,
kırılmış aynaları sırlayan,
temelsiz enkazlardan
“Ben buradayım!” diye bağıran
mavi bir gülüş...
Bitti bak sonbahar, kışa girdi mevsim
Dökülen son yaprak, nasıl da çürütmüş ağacını.
Yağmurların kokusunu unutmuş değilim
Lakin bir bulutsuzluk kuruttu içimdeki pınarı.
Dikensiz güller mona.
Rengârenk, çatılara saran
dikensiz güller...
İçinde sadece güllerin olduğu dünyada
yaşamayı kim istemezdi ki?
Güller Mona, güller senden yana.
Güllerin rengi beyaz,
gecenin rengi benden yana.
Güllerin rengi kızıl,
ateşinin koru benden yana.
Ruh benim ruhum,
irade benim.
Sen?
Hangi devirin Nemrutusun da
Şimdi terk et beni
Sonraya kalmasın sakın!
Sonra rehavete kapılır,
beklerim gelişlerini.
Hazır, yalnızlık




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!