Hiç gelmemiş bir misafir gitti diye üzülüyorsun.
Bata çıka acılar içinde süzülüyorsun.
Bu delilik… Bu paranoya… Bilmem ki neyin kefareti…
Bu katman katman birikmiş günahların esareti.
Yolda rüzgâra karışmış çalı çırpı hışırtısı,
Bu sefer neşterimi başkasının üzerine çeviriyorum.
Bu bana kolay, zira ameliyat masasında olan ben değilim.
Ne yalan söyleyeyim, ben cerrahlıkta son derece ehilim.
Oyuncak dükkânına giren küçük bir kız çocuğu…
Ne istediğinden emin değil, sırtında cicili bicili gocuğu…
Ne meşakkattir insana kendini tanımak. Kendini anlamak…
Bir cerrahın kendini ameliyat etmesi… Kendini parçalamak…
Hem mecruh hem cerrah değişir her bir kesik sonrası.
Kim bilir ne zaman biter bu ameliyat sanrısı.
Bir yılanın kuyruğundan kendini yemesi…
İnsana ne zordur kendini hazmetmesi.
Bakınca maziye acıyla anladım.
Defalarca sınanmışım. Defalarca yanmışım.
Gözümdeki toz, koca dağı görmeme engel olmuş.
Her defasında nasıl da yanlışı seçmişim.
Her fırsatta nasıl da nankörlük etmişim.
Zaman, sessizliğin biley taşı.
Daha çok can yaksın diye biliyor.
Bunu hem sen hem de sessizlik biliyor.
Zamanla bilenmiş sessizlik, benliğini siliyor.
Sessizlik, bir zifiri karanlık.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!