Ziyan ettiğim ömrümün kırık parçası,
Asla tamamlanmayacak yarım bir hikâye…
Dönüp bakılmayacak bir dünün,
Yarına varamayacak bir sevdasın sen.
Derinleşen ömrümde çıkışı bulunmayan
Dipsiz bir kuyusun sen.
Bütün ışıklar yansa da aydınlanmayacak,
Gecenin bağrına çökmüş zifiri karanlık…
Sen zehir zakkumsun;
Yuttuğum her lokmada içimi parçalayan,
Geçtiğin yerleri kanatan,
Her nefeste azap, her hatırada yara bırakan,
Bana hayatı haram eden sofrasın sen.
Yakıp yıktığın, defalarca ah aldığın
Kaç yüreğin kapısısın sen?
Pişmanlığın darağacında,
Perişanlığın ipinde çırpınarak
Aşk dediğim ne varsa astım ben.
Sen, sevda diye sarıldığım
En büyük cinayetin katilisin.
Girdabına çekip boğduğun,
Savurup savurup yıkana dek durmadığın,
Ateşinle kavurup küle çevirdiğin
Koca bir tufansın sen.
Üzerime çöken, nefesimi daraltan,
Yıkıntıları altında beni kendime bile yabancı bırakan
Karanlık bir felaket…
Gidişlerinle gelişlerin,
Zift döktüğün yolları bile çürüttü.
Umutlarımı çürüttün, yarınlarımı kirlettin,
Yaşanmamış günlerime bile lanet ettirdin.
Ve sen…
Bu hayatın bütün kötülüklerinden
Kendine şeref payesi çıkaran,
Yıktığı her hayatı zafer sanan,
Karanlığıyla övünen bir deccalsin sen.
Kayıt Tarihi : 13.10.2026 11:30:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




karanlığı ile övünen deccal...
çok iyi,tebrikler.
TÜM YORUMLAR (1)