Başında bardan bardan karlar
Sis,duman,fırtına boran var
Eteğinde mor sümbülü bağın
Benide sana çeken derdim var.
Pare pare olan karlı dağ
Senin maralın,ceylanın var
..
Bir Dağ Kaçaklığı
-Gecenin Hayaline Yıldızlardan Kar Beyazlığı Yağıyordu-
(Bu gün geçmiş yıllara ait neler biriktirdik, arada birde olsa bunu sormak gelir
ve düşer ya aklımıza.. Yıllar ardı sıra ile geliyor evet ne yazık ki çabuk geçiyor diye arada bir ah çekeriz.
nerede kaldı gençliğimiz geçip gidenlerde yıllarımız,özleriz özlediklerimiz hep belleğimizde, dertleniriz de kendi kendimize. bazı anılarda yaşanmışlıklar hatta yaşanamamışlıklarda oturur bir yumru gibi boğazımıza düğümlenir kilitli kalırız.)
..
İçimde bir dağ devriliyor
Kaçın fareler, çakallar, tilkiler
Çekilin fidanlar kıyılarımdan
Düzlükler kendinizi beriye alın
Hey kendini zor ıslatan dere
Biraz bana doğru kay
Ah öteler,
..
Benim küçük şiirimdiler. Tıpkı küçük bir kasabayı andıran. Herkesin birbirini tanıdığı, insanların birbirine bir dağ gibi yaslandığı bir kasaba gibiydiler. Orada insanlar o kadar dağlaşırdı ki kendini gökyüzüne yakın hissederdin. İşte orada yakınlık böyle kurulurdu. İnsanlar birbirlerine, dağ, ova, deniz, göl, bağışlardı sanki. Kendini bazen bir martı, bazen serin sularda yüzen alabalık gibi hissederdin. Böyle bir kasaba haritalarda olmazdı tabi. Dünyanın hiçbir yerinde bulunmazdı böyle bir yer. Sonra onların yanında büyürdün ama bir çocuk gibi değil, bir roman gibi, bir destan gibi büyürdün. Ve bütün kelimelerin altınla yazılırdı. Herkes okumasını bilirdi. Sen de bir şaheser gibi kurulurdun masalarına. Sonra bir muhabbet kesilirdin bu dostlar meclisinde. Söz olurdun şarkı sözü gibi. Herkes seni dinlerdi konser veriyormuşsun gibi. Sonra onlar küçük şiirlerin olurdu. Sana bir şair duyarlılığı yaşatırlardı. Onları şiirin en güzel beyti gibi okurdun. Bu dost meclisinde gülüşler bir mücevher dükkanı gibi açılırdı. Dişler inci gibi parlardı. Kendini zengin hissederdin. Gözler sana bakarken, Tanrı'nın sana baktığını sanırdın. Çünkü her bakıştan kutsal bir ışık yayılırdı ayaklarına. Tepeden tırnağa bedeninle ve ruhunla barışırdın. Herkes adını bir roman ismi gibi söylerdi. İlk defa şiir gibi bir gün yaşardın. Seni öyle dinlerlerdi ki hapishanede af haberi bekleyen mahkumlar gibi... Her sözün bir hapishane kapatırdı. Her sözün zincir kıran olurdu. Sevildiğini hissederdin sanki bir ocağın içinde odun yanar gibi sımsıcak. Sevdiğini hissederdin sanki kutupta birbirine sokulan penguenler gibi. Dostluğun kıymetiyle değerlenirdin. Böyle bir kasaba olmazdı tabi yeryüzünde. Ama iki üç kişilik bir masa böyle bir coğrafya yaşatabilir tabi. Öyle bir masa ki mezesi söz, şarabı güler yüz… Zaman bir su gibi akarken, yüreğin Nil Nehri’ne dönüşürdü. Duyguların sandal sandal süzülürdü o masada. Gece bir Kahire gecesi olurdu. Işıklar vururdu su gibi akıp giden zamana. Yakamaz olurdu Mısır ya da Mısır yakamoz olurdu. Göz alıcı bir gece yaşardın. Dostluk Yusuf’un yüzünde nur, Zülayha’nın yüreğinde huzur olurdu. Bütün ağlayışların Yakup’un ağlayışları gibi dinerdi. Sonra bir mucize yaşardın denizi ikiye bölmek gibi. Dostların seni yalnızlığa boğulmak üzereyken kurtarırlardı. Bu masada karşı kıyılara geçerdin. Bu masa üzerinde şiir yazılmamış, roman yazılmamış olsa da, kaderin ilahi nazarda yazılırdı. Öyle bir masada otururdun ki bir tahta oturur gibi. Kralını yaşardın dostluğun. Fethederdin insanlığın en kıymetli ülkesini. Yüreklerdeki hazinelere ulaşırdın. Dostluk ne güzel derdin.
..
Bir büyülü rüyadır Kaçkarlar sis perdesi altında uykuya dalarlar
Gözleriyle uçuruma bakarlar bakışlarında kartallar kanat çırpar
Elleri yaman bir türküdür sert ve koyu resme dönüşür bu dağlar
Dağ rüzgarlarıyla buram buram ölüm ve hasret kokar Kaçkarlar
Saçları sert rüzgarlarla her yana savrulan yayla kızıdır Kaçkarlar
Etekleriyle kır çiçekleri taşırken kucak dolusu güzellik sunarlar
..
Günaydın dağ çiçeğim
Seni bahçemde görünce
Sevincimden uyuyamadım
Diken oldu gözkapaklarım
Bir türlü kapatamadım
Ellerimle tutamayıp
..
Sen ki dönüp gittin ya, sevdan kaldı dilimde,
Hiç bir şey değişmedi, aynı tas aynı hamam.
Konuşuyorum senle, resmin varken elimde;
-Dünyalarımız ayrı, seninle uyuşamam;
-Dağ dağa kavuşur da, ben sana kavuşamam.
..
Hasretle bekler oldu gözlerim
Güneş doğmuyor karanlık günlerim
Bir gün gelir diye bekliyor yüreğim
Bir dağ misali büyüdü hasretin
Ne zor şeymiş çaresiz beklemek
Gelmeyeceğini bilipte yollarını gözlemek
..
Yine boran çökmüş Toros dağına
Kırağılar iner sahil bağına
Güzel girmişsin sen gençlik çağına
Gidelim bu elden yol yormaz beni
Gidelim bu elden dağ yormaz beni
** ** ** ** ** ** ** ** **
Dağların yolları dardır taşlıdır
..
Altaylardan urallara,
Biz dağların insanıyız,
Kafkaslardan toroslara,
Dağ dağ Yörükler.
Dağlar temizdir,
Suyu temiz, havası temizdir,
..
Şu gece karanlığı çöker ya yeryüzüne,
Ufuk yok olur.
Mesafe toz olur.
Uzaklar kaybolur.
Dağ bile, dağ bile görünmez gece..
Tam bu sebeple çöker hüzün.
Mesafe yok arada ama yanımda da yok yüzün.
..
Dalımdan düşen her yaprak katleder beni
Bilmem ki buna vesile esen rüzgâr mı
Yoksa iç çekişlerimle yiten ömrüm mü
Ben toprağıma bu kadar bağlanmış iken
Bilmem ki hasret nedendir can pınarına
Yoksa azap çekmek midir yaşamak bana
..
Penceremden bakan koca dağ
Hatırlatır bana
Ak saçlı ve yaşlı dedemi
Hemen koşar açarım penceremi
Uzatırım minnacık ellerimi
Ak saçlı yaşlı dağ
Geri çevirmez isteklerimi.
..
Su desem yağmur olur. Toprak desem heyelan olur. Buna rağmen gözyaşlarımla dolarım da bir türlü ağlayamam. Ah sevgili bir ağlasam, bulutlar kupkuru kalır. Ah sevgili bir ağlasam, yüreğimden sellerle sürüklenirsin, heyelanlarımın altında kalırsın. Gel gör ki, bir türlü ağlayamam. Bir çiy olurum da yaprakta, takılır kalırım üzerinde. Şöyle bir toprağa düşsem, yer çimenlerle dolar, toprak çiçeklerle fokur fokur kaynar. Nedense, boşlukta asılıp kalan bir elma gibiyim. Ne tutunacağım bir dalım olur ne de bana sahip çıkacak bir ağaç bulunur. Boşlukta öylece aslıp kalırım. Boşluk yer bitirir beni. Rüzgarlar dolar içime, bir üşümedir başlar böğrümde. Ah sevgili bir ağlayabilsem, hiçbir değerin kalmaz gözümde. Öyle düşersin ki gözümden, toza karışır beraklığın. Ya çamur olur kaderin ya girersin mazgallardan içeri. Fareler bile geçer gider yanından. Karışırsın dünyanın kirli kanına. Temiz bir yüreğe rastlayamazsın. Bir daha geri dönemezsin. Dönsen de bir daha bulamazsın ki beni. Ah sevgili bir ağlayabilsem, atlar koşar yaylalarda. Dağlar, nal sesleriyle titrer de, büyüklüğünü vururlar sırtlarına. At dağ olur, dağ at olur. Bir ağlasam bir daha ne sen ben olabilirsin ne de ben sana dörtnala gelebilirim. Ah sevgili, o kadar severken seni, gözlerimde beni ağlatacak bir gözyaşıya dönüşememen çıldırmaktadır beni. Seni dağlar kadar severken, bir damla gözyaşıya benzeyememen un ufak eder beni. Ah sevgili bir ağlasam, yumurtadan yeni çıkmış bir civciv kadar özgür olurum; hatta her sabah güneşin yükseldiği saatlerde gagamla gün ışıklarını yutarım. Senin saraylarında yaşamaktansa, kendi çöplüğümde horoz olurum. Öyle bir mutlu olurum ki, sen güneş, insanlar ayçiçeği olurken, ben gölgede bir çimen olurum. Senin ışıklı dünyanda yaşamaktansa, kendi karanlığımda yıldız olurum. O bile yeter bana. Senin yanında dik durmaktansa, sensiz ve gölgede bir çimen gibi boynu bükük durmayı tercih ederim. Hiç olmazsa yalınlığımla, sadeliğimle yaşarım. Bir ağlasam gözyaşlarıma katarım seni, bir ağaç gövdesi olursun, bir kütük olarak yazarım seni ormanın kitabına. Ondan sonra kuşlar yormaz beni, yollar yormaz beni, koşmak yormaz beni. Sevmekten yorulmam bir daha. Denize doğru uzanan bir kara parçası gibi, hem mavilere ayaklarımı sokarım hem de senden uzak olmanın keyfiyle ufka doğru bakarım. Nedir sanki seni bu kadar önemli kılan. Sen olmazsan da bu yürek yine sever. Ah bir yüreğimden atabilsem seni. Öyle yerleşmissin ki yüreğime, bereketli bir tarlanın ortasındaki kaya gibisin. Ne oynatabilmekteyim seni ne de söküp atabilmekteyim seni. Her şey değişecek bilmekteyim. Ah bir ağlabilsem, sellerime katarım seni ve sonra söküp atarım seni.
..
Zorluğu kollarından
Tutup fırlattım dağa
Koca dağ tuz buz oldu
Ceremi çıktı çoğa
Dağların başı duman
Bulutlarca hizası
..
Yüce dağ başına yağan kar idim
Yağdı yağmur güneş vurdu eridim
Evvel yarin sevdiği de ben idim
Şimdi uzaklardan bakan ben oldum
Yüce dağ başına yatmış uyumuş
Ela gözlerini uyku bürümüş
..
Konu:Çanakkale..
Çanakkale toprağı kutsanmış toprak
Tüfekten kılıçtan kuruldu çardak
Geçilmez surları dağ taşı kale
Kutlu olsun zaferin oy Çanakkale..
..
Bir yanım uçurum bir yanım sarp dağ
Üstüme üstüme geliyor dünya
İnce rüzgar boynuma sarılan bağ
Kapkara düşten beter soğuk rüya
Derin çok derinken gök denen kuyu
Gitgide yaklaşır korkunç uğultu
..
Yüreği dağ adam
Yılların eskitemeyeceği
dünyanın içine sığdıramadığı
dünyayı içine sığdıran
yüksekte değil ayağı yere basan
yüreği dağ adam
sıkı bir civan bir gönül adamı.
..
GECENİN TAM ORTASINDA
Sana kurdum saatleri, seninle geçiyor zaman,
Aşkın gönlümde yanıyor alev alev, duman duman,
Zamanı durduracağım yanıma geldiğin zaman,
Gecenin tam ortasında seninle güneş doğacak,
Karlı dağ gibi başıma, gelince sevgi yağacak.
..



