Ceviz kabuğunda yuvarlanıyor dünya,
ayak ucuma değiyor sarsılarak.
Daha ne yaptırabilir, derken üstelik
mutfağına götürüyor beni yalın ayak.
Ceviz kabuklarını kırıyor öfkem,
kısrak, hırçın bir at
vesveseleri parça parça ediyor.
Çatlaklarından odunsu bir tat yayılıyor.
Evim bir ağaç şimdi
içinden tarçın sızıyor.
Yapıyorum ben bu işi:
yani “yaşamayı” cevizli tarçınlı
avuçlarında eriyerek.
İçtiğim kuyu, susadığım dehân,
ıslak zemin, eksik uykular
giray bir film, yarım kalıyor.
Lacivert yastığa dağılıyor salkım
saçlarıma billur buluyor.
Geriye, son yudum Umar-ak
mavi bardak bırakıyor.
Öpüyorum ben bu işi, diyorum
milongada dans ederken o cumartesi
tenimde tarçının sessiz hareleri
ardında bıraktığın anı içiyorum.
İnsan, bir gün dönüp “yaşadım” demek için
ne çok şey biriktiriyor:
masada bardak,
billur bir aşk,
cumartesi Umar-ak.
Kayıt Tarihi : 28.09.2026 17:56:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!