Tavukların itlafındakiler,
can verdiler horoz ötüşlerinde.
İdam imzalayanlar siyasetten,
lokmaya boğulup geberdiler.
Adil olmayanın bahçesinde
açmaz olur güller,
Kuşların çığlıkları tüy atar
Çayır çimen gök yüzünde.
Bulutlar yağmura yıkar toprak anayı
toprak gebedir doğuşa.
Anıtsal o ağacın gölgesi
Kırkbeşyıl önceydi yirmi yaşım
Deniz ,Yusuf ve Hüseyin yoldaşlarım
Hıdırelleze eğlenilen günün şafağı
sabaha karşı asıldılar
Evrenin beşli çetesi tarafından.
Hayır asılmadılar,
Baharın, taze köklerinden eser yok.
Sanki filiz atmamış,
yaprak göğermemiştik hiç.
Sanki yeni sürgünler vermemiş, sürgünlerimizde meyveye durmamıştık.
Yalan oldu şimdilerde ,
dallarımıza yürüyen sular;
HASRETİN TÜRKÜSÜ
Hasretin türküsü,
Kahır yüklü,ağıt yüklü sevdalım.
“Allı turnalar
şeker söyler,kaymak söyler
Hasret kolay değil,
Hele alışılası hiç değil kadınım,
Yar başka,
Ana,oğul,kız başka.
Asılası hasret!
Kurşunlanası hasret!
Öküz,
dokunulmazdır Hindistanda
Benim ülkemde kahraman.
İstiklal yolunun kağnılarında mermi taşıyan.
Köpek,
Cengizhan'ın nökerlerinden bir arkasında
Her bitiş 'başlangıçtır aynı zamanda,
Günün geceye,
Güneşin aya koşusu
Tersine de varış değil mi?
Toprağın yaşadığı can
Canın toprağa gidişi değil mi
Mutluğu ararken
sularız
hüzün tarlalarını.
O sular ki kendini beslemez,
Susuz kalmıştır tüm akıp gittiklerine.
Huzur içinde gel gökyüzü
Güneşin yükledikleri ağır.
Dinginlik istiyor alaca karanlık,
Cehennemi uzaklaştırdım
yamaçların arkasına,
Cenneti yaratıncaya,




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!