YAŞLANMAYA DAİR
Kapımı kapatmaya çalıştığım çınar yaşlılık,
Salkım söğüt eğilişin
Pencere kepenklerimi çarpan.
Shopen melodilerindeydim,
bedenim gurbette, yüreğim sılada.
Hüznü ve özlemleri acıma katık ettim,
yoldaş oldular kara kırmızı gecelerde.
En mutlu tebessümlerin yüzünü
terk ettim
ZAMANA SIĞMAK
Bengiledim sevgimin büyüsünü
Bozulmaz tılsımında yaratının
Özlemlerimin yaşı büyüktü ömrümden
AVRASYA ÖRSÜNDE DÖVÜLMEK
Ters yüz ettiler akışını ırmaklarımızın,
esişini rüzgarlarımızın.
dağların zirvesi çukurluklar,
ve ne kadar
Kara haberi
ulaştırdı gazeteler.
Alkanlar içinde resmin
Gözlüğün düşmüş
Bezenmiş kızıllığa
Ağaran saçların.
Canım acıyor keko, kavlimiz böyle değildi seninle …
Birlikte yaşamak üstüneydi tüm düşlerimiz
ayrılmaya değil.
Bir elin et ve tırnakları gibiyiz her yerde.
Ya Zin, ya Aslı ile Şirin olmuş
aşklarımız, kadınlarımız…
Konuşmadan anlamak
sessiz, sözsüz,
anlaşmak hesapsız.
Bir kere de insan olmadan!
Yalnızca yürek
yüreğinde kuruntusuz,
Dostlara Bir Papatya
Yarım yüzyıldan damıtıldı buğulu göklerimiz,
delip gelen ışıklar
geçmişi döküyor
ak yapraklarıyla başımızdan.
Bir papatya da benden taçlarınıza,
Ay ışığına yaslanır kalırım artık,
Yer yüzündeki maceranın.
Tan yeri ,
sarı sıcaklara gebe güneş,
gülüşün ateşi
devrolan günün akşam neşesi
Bir ses duyuldu,
kulakları sağırlaştıran,
Urfa Suruç'dan,
bir canlı bombayla parçalanan
Otuzbir candan.




Bu şaire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!