Dünyanın en büyük ceza evi neresidir bilimisiniz?
Hemen yüksek taş duvarlar,
Paslı demir kapılar gelir aklınıza..
Oysa, dünyanın en büyük ceza evi insanın kendi içidir, kendi yüreğidir aslında...
En ağır hükümler orda kesilir,
En ağır mahkûmiyetler orda başlar...
Orda çaresizce kendi kalbini mahkâm eder insan...
Ne bir gardiyan nöbet tutar,
Ne de bir kilit vardır kapısında....
Pişmanlıklar, demir parmaklık gibi sarar ruhunu,
Gözün uzak diyarlara dalar gider,
keşkeler, kilit vurur uykusuz gecelerine.... Unutamadığın her hatıra bir zincir olur sıkar içini,
Nefes alsan da rahatlayamazsın,
Yaşasan da kurtulamazsın kendinden...
Bazen söyleyemediğin her söz,
Bir ömür boyu yankılanır kafanın duvarlarında..
Bazen de bir vedanın suskunluğu,
Bitmeyen bir cezaya dönüşür kalbinde...
En acısı da..İnsan affedemedikeriyle değil de, Affedemediği kendisiyle hesaplaşmasıdır orda...
Dışarıdan bakanlar özgür sanar seni,
Gülüşünü gerçek zannederler.
Oysa içinde bitmeyen bir mahkeme vardır; Hâkimi'de sensin, sanığı'da sensin...
Verilen her hüküm, her gün yeniden okunur kalbinde.
Sonra başını yere eğer uzun uzun düşünürsün..
Ne zaman bitecek bu ceza,
Ne zaman acılacak bu kapı diye sorarsın kendine...
İşte o gün anlarsın; insanın en büyük zindanının, kendi yüreğinin içi olduğunu…
İşte o gün bilirsin; en ağır cezaların ve
en uzun mahkûmiyetlerin,
Sessizce insanın kendi içinde yaşandığını, Kimseye belli etmeden yine kendi içinde çekildiğini…
Ve işte o gün fark edersin; gönül zindanının kapısının dışarıya değil de,
insanın kendi içine açıldığını…
Çünkü, gönül mahkumların koğuşunda
ne duvar vardır,
Ne de demir parmaklıklar…
İnsanı tutsak eden de kurtulmasını engelleyen de kendi yüreğidir,
Kendi gönlüdür işte....
23, 06,2008
Erokrates Erol Güner
Kayıt Tarihi : 1.11.2026 12:34:00
Şiiri Değerlendir
© Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.




Bu şiire henüz hiç kimse yorum yapmadı. İlk yorum yapan sen ol!